Önce şunu söyleyelim: Ayasofya’nın açılmış olmasından dolayı çok memnunuz.
Başta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan olmak üzere, emek harcayan herkese teşekkür ederiz.
Ancak, şu konunun da vuzuha kavuşması en büyük temennimizdir.

Sayın Erdoğan daha geçen yıl, “Önce Sultanahmet’i doldurun, sonra bakarız” demişti Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılmasını isteyenlere.

Hatta Anadolu Akıncıları Derneği, Milli Türk Talebe Birliği, Alperen Ocakları gibi gruplar, Ayasofya Camii önünde eylem bile yapmışlardı. Sayın Erdoğan sözünün devamına şunları söylemişti Tekirdağ’daki miting konuşmasında, “Yan taraftaki Sultanahmet’i doldurmayacaksın, Ayasofya’yı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgah... Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız.”
Soru şu: Bu sözlerin üzerinden henüz 1 yıl 4 ay geçmişken niçin Ayasofya açıldı?

Yoksa “İstanbul Sözleşmesi” adıyla meşhur olan yasa, yürürlükte kalsın diye mi Ayasofya açıldı? Bekleyip göreceğiz. Şayet, İstanbul Sözleşmesi’nde bir değişiklik olmazsa, Ayasofya’nın açılması meselesi buna yorulacaktır.

Camideki kilise döneminden kalma resimlerin örtülmesi meselesi, Ayasofya Camii’nde 5 vakit namaz kılınıp kılınmayacağı konusu, en az diğer meseleler kadar önem arz etmektedir.
Müslümanların Ayasofya beklentileri farklıydı. Bu yapılanlar ve kulağımıza gelenlerin önemli bir kısmını benimsemek mümkün değildir.

Ayasofya’nın niçin açılmış olabileceği, sebeplerden biri, kalbe düşürülen şüpheler bu ve benzeri şeylerden ötürüdür olduğu konusunda fikir vermektedir. Aslolan ise, gönül birlikteliği ve ağız tadıdır.