Yıl olmuş 2023, halen halkı Müslüman ülkede kadınlar başörtülü devlet dairelerine girsin mi girmesin mi diye muhalefeti kanun teklifi veriyor iktidarı Anayasa maddesi değiştirmeye uğraşıyor. Müslüman Türk milleti için bu yeterince utanç verici değil mi! Burası Müslüman ülkesi, kadınlar başörtülü/tesettürlü istediği devlet dairesinde görev alabilir istediği makama gelebilir, istediği devlet dairesine serbestçe girebilir çıkabilir olmalıydı ve böyle bir konu yüz yıldır çoktan halledilmeliydi. Hatta konu ve halledilme olarak değil doğal bir şekilde öyle olmalıydı. Elin gâvuru İsveç’te Kur’an yakıyor, bir diğeri Kur’an yırtıyor, biz Müslümanlar ise onlara öfkeleniyoruz. Elbette öfkeleneceğiz. İslam’a kimler hakaret ediyorsa onlara öfkeleneceğiz, öfkelenmeliyiz. Trajedi de tam burada başlıyor. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nden İsveç’te Kur’an yakılması olayına tepki vermesini umuyor, ummakla kalmıyor bekliyoruz.
Gelelim asıl meseleye, Müslüman ülkesinde Müslümanlar bir araya gelip devlet aygıtını ele alarak devlet işleyişinin İslam olması için neden çaba sarf etmedi, etmiyor? Yüz yıldır halen düşmanın idare şekliyle idare ediliyor Müslümanlar. Bu nasıl bir boyun eğiş ki yüz yıldır idarede herhangi bir şey değişmedi. Neden başa gelenler Müslüman düşmanlarına benzedi. Yönetime gelenler neden İslam şeriatını anayasa yapmadı? Yönetime gelene kadar Müslüman görünüp yönetime gelince neden kâfirler gibi hareket ediliyor. Kur’an okuyan yönetici neden Kur’an’ı devletin anayasası yapmadı. Her millet ya da her toplum yukarıdan aşağıya değişmiştir, biz nasılsak öyle yönetiliyoruz değil nasıl yönetiliyorsak öyle oluyoruz. Her toplum yönetenler tarafından değiştirilmiştir. Yönetenlerin yaptıkları siyasi ve sosyal kanun ve uygulamalarla dönüştürülmüştür. Bu tarihten beri ve dünyanın her yerinde böyle. Neden Müslüman ülkesinin yöneticileri İslam karşıtı kanun ve uygulamalar yapıyor. Müslümanlar önce kendilerine hesap sormalı ki Kur’an yakanlara hesap sorma gücüne ulaşmalı. Türkiye’de yıllarca Kur’an okumak yasaklanmadı mı. Açın bakın yakın (Cumhuriyet tarihine) tarihe. Ki kanun ve uygulamalarda ülkede halen Kur’an geçerli değil. Biz Müslümanların büyük çelişkisi ve dolayısıyla trajedisi de burada. Hem Müslüman’ız hem değiliz. İkisi birlikte kesinlikle olmaz denilmesin, yıllardır oluyor. Müslüman ülkenin Müslüman yöneticisi faizi şu kadar indirdik bu kadar çıkardık diyor, Müslüman ülkesinde faiz ne geziyor, Müslüman ülkesinde faiz olmaz. Faizi indirdik çıkardık söz konusu edilmez. Ülkede Kur’an’ı yasaklayana dua ediliyor. Ne acı ki hem de camilerde. Bu kadar çelişkiyle kime ne diyebilir Müslümanlar. Müslümanların önce kendi kendilerine hesap sorması lazım.
Kur’an’a uymayan devlet ve yönetimden İsveç’teki Kur’an yakılmasına karşı bir şey yapmasını bekliyoruz. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi olarak kınaması bile ‘fazla’dır. Devleti yönetenler çıkıp bize ne Kur’an yakılmasından da diyebilirlerdi! Politik olarak en azından kınadılar. Düşman yakıyor bizimkiler kınıyor. Düşman öldürüyor bizimkiler kınıyor. Kınaya kınaya gına geldi halen kınıyorlar. Kınamakla ne oluyor. Adam tam yakacak yahu Türkiye kınar şimdi, ben en iyisi vazgeçeyim mi diyor. Adam Müslümanları öldürmek için tam bombanın pimini çekecekken yok şimdi Türkiye kınar bizi vazgeçeyim mi diyor. Yıllardır Müslümanlar öldürülüyor yıllardır kınıyor Türkiye. Hükümet kınamayı otomatiğe bağladı galiba. Bazen herhangi bir olay olmadan da belki otomatik olarak kınama oluyordur! Biz erkenden kınayalım da ne olur ne olmaz. Biz erkenden kınayalım da zaten olay olacaktır. Savaşacak gücü olmayan devlet kınama yayımlar işte böyle. Ne yapalım güçsüz devletten güç gösterisi bekliyoruz. Kur’an yakıldıktan bir saat sonra Türkiye, savaş uçaklarını İsveç semalarında gösterseydi daha sonraki yapılan alçaklıklar yapılabilir miydi yapılamazdı. Nerede o cesaret ve o güç. Bizimki de hayal işte.
Alçaklara alçaklığını bildirmek her Müslüman’a borç!