İsrail’in İran’a saldırdığı günlerde İran’ın bu saldırılara ne kadar dayanabileceği tartışılıyordu!

Demir kubbelerine güvenenler çok geçmeden İran’ın teslim olacağını düşünüyorlardı!

Ama zaman içinde görüldü ki İran, düşündükleri gibi pes etmeye hiç niyetli değil!

Peş peşe ateşlediği füzelerle demir kubbeyi delik kubbe haline getirdi ve İsrail topraklarını hallaç pamuğu gibi atmaya başladı!

O güne kadar İran’ın kaç gün dayanabileceğini tartışanlar, bu defa İsrail’in kaç gün dayanabileceğini araştırmaya başladılar!

Çünkü hiç beklemedikleri, daha doğrusu hiç hesaba katmadıkları bir direniş ve savunma ile karşı karşıya kalmışlardı.

Baktılar ki pabuç pahalı, hemen ateşkes formülleri geliştirmeye başladılar.

Amerika’nın da saldırması ve bu saldırılar sonunda İran’ın ateşkese razı olduğu havasının estirilmesi planlandı.

Planlandığı gibi yapıldı!

Bir gece Amerikan uçakları İran’ın nükleer tesislerinin bulunduğu yerleri bombalamaya başladı!

Bombardımanın ardından İran’ın nükleer silah yapmasının önüne geçildiği ilan edilerek büyük bir zafer kazanıldığı havası estirildi!

Ancak Amerikan gazeteleri, iddia edildiği gibi nükleer silah yapımının engellenemediğini ancak birkaç aylık ertelemelerin söz konusu olduğunu ilan ettiler.

ABD Başkanı Trump’ın bu haberlere verdiği tepki çok sert oldu.

Başkan Trump, bu gazeteleri yalancılıkla suçladı.

Oysa hem Amerikan halkı hem de tüm dünyanın kamuoyu, gerçek yalancının kim olduğunu çok iyi biliyor.

Başkan Trump ve onun yol arkadaşlarından daha yalancı kim olabilir ki!

Evet, Ortadoğu’da savaş tam dallanıp budaklanıyor derken aniden ateşkesin ilan edilmesi ve barıştan söz edilmeye başlanmasının bir tek nedeni olabilir.

O neden de İsrail’in dayanma gücünün kalmamasından başka bir şey değildir.

İran’a bu saldırıları başlatanlar o kadar pişkin ve o kadar yüzsüzler ki mağlubiyetlerini bile galibiyet olarak takdim edebiliyorlar.