Devlet-millet kaynaşmasıyla, gücümüzle orantılı olarak
dünyanın her tarafındaki mazlum ve mağdur insanlara el uzattığımız dost-düşman
herkes tarafından bilinmekte ve takdir edilmektedir.
Geçen günlerde bir İHH yetkilisi, Bizim Afrika da beş yüz
dolara açtığımız bir su kuyusunu, Birleşmiş Milletler yardım ekibi on bin
dolara, yirmi bin dolara açabiliyor. Afrika ya gelecek yetkilinin uçak parası,
maaşı, yol harcırahıyla biz, beş tane daha kuyu açabiliriz diyordu.
Onun için bizim gönüllü yardım kuruluşlarımız koskocaman
Birleşmiş Milletler den daha fazla yardım yapabiliyor.
Kuyu parasını veren bizim işadamımız, kuyunun başına
kendi aldığı uçak biletiyle gidiyor.
Endonezya dan Amerika ya, Myanmar dan Somali ye kadar
dünyanın her tarafında yardım isteyen genelde herkesin özelde Müslümanların
imdadına yetişen kurumlarımız hem ülkemizdeki insanların göğsünü kabartırken
hem de dünyanın dikkatini çekerken bazı arkadaşlar bu hizmetleri kıskanma
tarafına gidiveriyorlar ve:
Biz, Mısır Adeviyye Meydanı ndaki Müslümanlara yardım
ediyoruz ama Adeviyye Meydanı ndakilerin bize yardımını hiç görmüyoruz
diyebiliyor.
Doğu Türkistan la ilgilenen bir tek Arap var mı acaba
diyen biri, aslında kendisinin buralarla uzaktan yakından hiçbir ilgisinin
olmadığını, bu konuda yazılan haberleri bile okumadığını ortaya koyuyor.
Google amcaya Çeçenistan Hattab diye sorsa yıllarca Rus
ordusunun başa çıkamadığı, KGB nin hiçbir şey yapamadığı 1970 doğumlu Suudi
Arabistanlı bir yiğidi tanıyacak.
Afganistan dan Rus askerlerini mağlup olarak gönderen,
onun yerine yerleşen ABD askerleriyle hâlâ savaşan yiğitlerin çoğunluğu Arap
ülkelerinden.
Biz, bir vücudun organları gibiyiz.
Nerede ağrı, sızı, hastalık varsa oraya vücudun bütün
hücreleri gücü oranında eğitim, sağlık, para, teknoloji, silah yardım ederler.
Batılılar, İslam âleminden birçok okumuşumuzu eğitim
yoluyla kendilerine hizmet eden robotlara dönüştürdüler.
Biz, bunlara bile yardım etmekle görevliyiz.
Felç olmuş bir organ, diğerlerine yardım edemese de diğer
organlar, Sen bize yardım etmiyorsun diyerek yardımı kesmezler.
Rabbimiz buyurur: Şüphesiz iman edenler, hicret edenler,
malları ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenlerle onları barındıranlar ve
onlara yardım edenler, birbirlerinin dostlarıdırlar. İman edip de hicret
etmeyenler, hicret edinceye kadar sizin onlara hiçbir şekilde velayetiniz
yoktur. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizin yardım etmeniz
gerekir. Ancak aranızda antlaşma olan bir kavim aleyhinde değil. Allah
yaptıklarınızı görür. (Enfal Suresi, ayet: 72)
Size ne oluyor ki; Allah yolunda, Ey Rabbimiz, ahalisi
zalim olan şu ülkeden bizi çıkar. Bize tarafından bir dost gönder ve bize
tarafından bir yardımcı gönder diyen zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve
çocuklar uğrunda çarpışmıyorsunuz (Nisa Suresi, ayet: 75)