İnsanın üç kuvvetli zaafı vardır: Mal sevgisi, makam

sevgisi ve karşı cinse eğilim Oysa insanın takıldığı bu tuzaklar meşru

çerçevede kaldığı sürece meşru kılınmıştır. Fakat insanoğlu ihtiraslarına yenik

düşüp, kendinden ödün vermeye devam ediyor. Mal-para hayati ihtiyaçlarımızın

karşılanması için gereklidir ve olmalıdır.

Fakat insanın ihtirasları, amaçları ile araçlarını

karıştırıp, itidal sınırlarını aşmasına neden oluyor. İslam para kazanmayı

helal kılmakla birlikte, helal kazancı, zekat ve sadaka ile başkalarının

haklarına riayet etmeyi öngörmüş ve israfı yasaklamıştır.

Günümüzde ise bütün bu sınırların altüst olduğunu ve

insanlarımızın kazanmanın ve sahip olmanın dışında bir şey düşünemez hale

geldiklerini görmekteyiz.

Mal ve para konusunda olduğu gibi makam ve mevki konusu

da amaca dönüşmemeli ve insanlığa hizmet için bir yol olarak görülebilmelidir.

İnsanın zaaf noktalarından biri de, günümüzde abartılı

şekilde vurgulanan cinselliktir.

Artık sadece bekarlar değil evli kadın ya da erkekler de,

karşı cinsle ilişkilerini şekillendiren sınırları tamamen ortadan kaldırarak

zinaya giden yolları açıyor.  Özünü

kaybeden her şey başkalaşır ve değerinden eksiltir. Tıpkı bunun gibi insan da

özünden uzaklaştıkça değerinden kaybeder ve başkalaşır.

O yüzden öncelikle bizi insan kılan fıtri değerlerimizi,

yani özümüzü korumak zorundayız.

 Bunun yolu

Allah ın koyduğu sınırlara riayet etmekten geçer. Eğer bu sınırları ihlal

etmeye kalkarsak, dünyanın bütün servetini, yüksek makam ve mevkilerini elde

etsek dahi insanlıkta eksilmeye devam eder ve gün gelir bataklığa tamamen

saplanırız.

Bir ev, içinde barındırdığı haneyi, bir kabuk çepeçevre

sarmaladığı meyveyi, bir toprak boylu boyunca kuşattığı tohumu nasıl koruyorsa,

inandığımız değerler de bizim izzet ve şerefimizi öyle koruyor.

Şunu unutmayalım; bizler ancak bu değerlere sımsıkı

sarıldığımız sürece insanlığımızı koruyabiliriz.