ABDde David Petraeusu CIA başkanlığından istifa etmeye sürükleyen evlilik dışı ilişki skandalı bitmedi, büyüyor.
Petraeusun eski yardımcısı, Afganistandaki birliklerin komutanı olarak halefi General John Allenin skandalı da ortalığa tüy dikti.
General iki yıl Petraeusla birlikte olan bir bayanla yazışmış. Savunma Bakanlığı Pentagondan yapılan açıklamada üst düzey bir yetkili, mesajların büyük bölümünün "uygunsuz" olduğunu belirtmiş. İkili arasındaki yazışmalar üzerine bir iç soruşturma başlatılmış.
Amerikan devlet yapılanmasında işlenen rezaletler bununla sınırlı şimdilik.
Bunların soyu sopu belli olmadığı için "şeref", "namus" ve "haysiyet" nedir bilmezler. Irakta yüzlerce masum sivilin kanını dökmekle kalmadılar bir de genç kızlara tecavüz edip, görüntülerini internet sitelerine atarak, rezilliklerini deşifre etmişlerdi.
"Soyu sopu belli olmadığı için" derken, kastettiğim nokta şuydu: ABD toplama bir ülke olarak bilinir. Yani, dünyanın çeşitli yerlerinden bu topraklara gelip yerleşen insanlar, yeni dünyaya giderken ülkelerinin kimliklerini ve kültürlerini de taşımış... Kimi mülteciler kendi kültürlerini korumaya çalışmış, ancak kuşaklar geliştikçe iletişim arttıkça, kültürler birbirinin içine geçti. Vahşi kapitalizmi de buna ekleyin... Mutasyona uğramış bir kültür ve yaşam biçimlerinde bir belirsizlik baş göstermiş.
Toplumun genel yapısına baktığınızda "ahlak" sıkı kurallarla korunur. Ama bu ülkeyi bir hedonizm cenneti haline getiren öyle çok kulüp var ki... Ahlak korunurken, el altından ahlaksızlığı bir virüs gibi yaymaktan geri durmadılar.
Kuşkusuz Petraeus derken, aklınıza hemen "Bizim askerlerin başına çuval geçiren general" gelir. Doğrudur. ABDnin dış siyaseti hep "kendi menfaati" üzerine kuruludur. Senaryolarını hep buna göre güncellerler. Dün "ak" dediğine, bugün "kara" diyebilirler. Bir nevi siyasi "ahlaksızlık" yaparlar.
Bu siyasi ahlaksızlığa bir örnek vermek isterim:
ABD İstanbul Başkonsolosluğu saldırısını hatırlayanınız var mı Hani, altı kişinin öldüğü saldırıda üç polis memuru şehit düşmüştü.
Üç saldırganı öldüren ve yaralı olarak kurtulan polis memuru Osman Dağlı iki kurşun yemiş ve kolu bandajlı olduğu halde hastaneye yatırılmıştı.
ABD Başkonsolosu Sharon Wienerin yardımcıları İstinye Devlet Hastanesine gelerek kahraman Osman Dağlı ile görüşmek istediğini söyleyince, Dağlı bu görüşmeyi sert bir şekilde reddetti.
Gerekçesi şuydu: "O gün bize yardım etmediler. Biz çatışırken kapıları kilitlediler. Yardım istedim, bana yardım etmediler. Ambulans istedik, çağırmadılar." Üstelik ABDli güvenlik görevlileri çatışma anında içeri saklanmıştı. Eğer yardım edilseydi polislerin şehit olmayacağını üstüne basa basa vurguladı Dağlı.
İşte Amerikan ahlaksızlığına bir örnek. Sen onları korumak için canını verirken, onlar bütün kapıları kapatıp kendi güvenliğini sağlamaktan geri durmuyor.
Üstelik o dönem ABD Ankara Büyükelçiliği sözcüsü resmi açıklamada, "Standart prosedür gereği binanın güvenliğini sağlamamız gerekirdi" diyerek "ahlaksızlığına" kılıf bulabiliyor.
Acaba, ABDnin dünya halklarının sevgi ve güvenini kazanamamasının hatta halen Irak, Afganistan, Pakistandaki ABDlilerin bir paranoya içinde yaşamalarının sebebi bu iki yüzlülüğü olabilir mi
Prof. Dr. Nevzat Tarhanın bir yazısını aktarmak istiyorum:
"Geçtiğimiz yıllarda New Yorkda bir üniversitede Adli Psikiyatri Birimi psikiyatrinin kötülüğü tanıma yeteneğini ölçmek için Ahlaka aykırılık ölçeği geliştirdiklerini duyurmuştu. Ahlaka Aykırılık Ölçeğine Amerikalıların çok ihtiyacı var. Irakta cezaevlerinde ahlaksız görüntüler halen hafızalarımızda. Amerikalılar imajlarını bu derece kirlettiklerinin farkındalar mı acaba Yoksa gerekçeyi kendi dışlarında bir nedene mi bağlıyorlar
"Profesör Yavuz Önal hocamızın anlattığı bir örnek Osmanlıların büyüklüğünü göstermesi bakımından ilginçti. Yavuz Hocamıza Japon meslektaşı soruyor. Çinliler bizden nefret ediyor. İşgal ettiğimiz dönemde bizden nefret ettiler. Osmanlılar ne yaptılar da halen Osmanlı Coğrafyası sizi seviyor
"Osmanlıların Yönetim Ahlakını bilenler sadece şu örnekle cevabını alırlar. Kanuni döneminde Kuzey Endonezya Ace Müslümanları işgale uğruyor. Osmanlılardan yardım istiyorlar. Osmanlı gemileri güvenliği sağlıyor ve dönüyor. İşte o tarihten itibaren Osmanlı sevgisi genetik miras gibi bugüne geliyor. Karşılıksız yardım, insanlık ve din kardeşliği ahlakı oralarda ay yıldızımızın yaşamasını sağladı.
"Sadece kendi menfaatini düşünen, ilkesiz, bencil, büyüklenmeci Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölsün bana ne, benim vatandaşımın güvenliği olduktan sonra başkasının güvenliği beni ilgilendirmez. diyen Amerikan Ahlakına yazıklar olsun. ABD Romalıların son dönemine benziyor akıbeti de böyle giderse benzeyecek. Küresel narsisizmi besleyen Amerikan ahlakçıları akıllarını başlarına almazlarsa küresel ahlakı bozacaklar ve dünyayı yaşanılmaz kılacaklardır."
Son olarak Amerikalı bir düşünürün sözlerinden alıntı yapmak istiyorum:
"İnanç özgürlüğüyle hayat bulan bir ulus, inançtan, ahlaki sınırlardan ve sorumluluklardan sıyrılarak özgür oluyor. Seçimler kısa vadeli bir önem arz eder. Farkında olduğum uzun vadeli sosyal gösterge ise olumsuz.
Çıplak gerçek; Amekiran halkının ahlakeen aşırı derecede dejenere olduğu ve kendini yönetmektden aciz olduğudur. İyimser olmak içinhiç bi neden göremiyorum. Amerikanın sonsuza dek yaşayacağını düşünmemize sebep olan boş kör gururumuzdan başkası değil. Roma düştü, Amerika da düşecek. Bütün niyet ve amaçlar için zaten Amerika bitti." (David Dernin, Amerika is Gone, americanthinker.com)