Herkese ama özellikle de siyaset yapmaya heveslenenlere ufacık bir uyarımız var!
Onlara “aman dikkat” diyoruz!
Dikkatlerini neye çekmeye mi çalışıyoruz?
Onlardan, ağızlarından çıkacak laflara özellikle “dikkat etmelerini” istiyoruz.
Yani “büyük laflar etmeyin” demeye çalışıyoruz.
Hem “büyük laflar etmemelerini” hem de “söylemlerinde ılımlı olmalarını” tavsiye ediyoruz.
Çünkü “çok büyük laflar” ve “iddialı söylemler” bir süre insanın başına dert olabiliyor!
İnsanoğlu dün dediğinin tam tersini bugün söyleme mecburiyetinde kalabiliyor.
Yani tükürdüğünü yalayan bir insan pozisyonunda kalmamak için ağızdan çıkan her laf ölçülüp biçilmeli!
Ve konuşurken sadece bugün değil, yarın da hesaba katılmalı!
İnsanoğlu konuşurken “bugün ben bu kadar iddialı konuşuyorum ama yarın bunun tam tersini savunmak zorunda kalabilirim” kaygısı ile hareket edecek olursa başı hiçbir zaman ağrımaz!
Ama böyle bir kaygı taşımazsa!
Ağzına geleni aklına danışmadan sarf ederse!
İşte o zaman başı dertten hiç kurtulmaz!
Dün söylediğinin bugün tam tersini savunan insana kim inanır?
Tamam, insan zamanla fikir değiştirebilir ama bu sık sık yapılır olmuşsa ortada ciddi bir sorun var demektir.
Dün söylediğinin bugün tam tersini söyleyen kişinin yarın da bugün söylediğinin tersini söylemeyeceğinden kim emin olabilir?
Tutarlı olabilmek için yapılması gereken, dünkü söylemlerinin arkasında durmaktır.
Dün başka bugün başka konuşanlar insanlara cazip geliyorsa onlar gibi yapabilirler.
Yok, bu onlara çok ters geliyorsa o zaman onların yaptığını asla yapmayarak tutarlı bir çizgi seçebilirler.
Tükürdüğünü yalayan bir kişi olarak anılmak herhalde hiç kimse tarafından hoş karşılanmaz!
Kuşkusuz günlük hayatta da siyasi hayatta da tutarlı olmak her zaman geçer akçedir.
Nabza göre şerbet verme yerine dün söylediklerine bugün de sahip çıkarak tutarlı olabilmek elbette özenilecek bir meziyettir.
Ne mutlu dünü ile bugünleri tutarsızlık göstermeyenlere!
Ne mutlu sözünün eri olanlara!
Ne mutlu rüzgâra göre yön değiştirmeyenlere!