Seçimler yaklaşıyor ve yine hoşnutsuz, kararsız
kalabalıklardan AKP dışında alternatif yok ezberleri duyuluyor. Bu cümle,
gerçekten de ezberletilmiş tir halka, medya ve siyaset vasıtasıyla. Körü
körüne, partizanca oy verenler haricinde, durumundan memnun olmadığı halde
kerhen AKP ye oy verenler, bu önermeyle emanet oylarını her seferinde teslim
etmiştir istemeye istemeye. Memnun değilim, ama alternatif yok! Türk
siyasetinin ve toplumunun bir fasit daireye hapsedilmesini yaşıyoruz. Akıl,
mantık, izan ve aklıselim bir kenara bırakılmış durumda ve milyonlarca insan
alternatif yok kara propagandasıyla aslında kendileri olmaktan çıkıyorlar.
İnsanların kullandıkları tek bir oy, aslında siyasetteki
halkın varlığının bir göstergesi. Ancak Türkiye deki mevcut akıldan, mantıktan
ve izandan yoksun hale getirilmiş siyasi atmosfer, kişinin o tek bir oyunu bile
kendi içinden geldiği gibi kullanmasına mani oluyor. Son günlerin popüler bir
tartışması olan Haşhaşinler misali, toplumsal bir akıl tutulması husule geliyor
maalesef. Siyasetin ve medyanın propaganda bombardımanı halkı öyle bir kötü
etkiliyor ki, alternatif yok çaresizliği istemediğini seçmesine neden oluyor.
Türk siyasetinde on yıllar boyunca, hem de daha kötü
örnekler olduğu halde alternatif yok demeyen ve hoşnutsuzluğunu bir başkasına
oy vererek gösteren halk, son 11-12 yılda bir alternatif yok kısır döngüsüne
hapsedildi. Bu yüzde, istemeye istemeye, kerhen ve alternatif olmadığından (!)
istemediğine oy veriyor, biz de buna millet iradesinin tecellisi diyoruz.
Halbuki, hoşnutsuz milyonların oy kullanırken temel saiki alternatif yok
hezeyanıyken, buna iradenin tecellisi demek abesle iştigaldir. Buna bir de,
şuna oy vereceğim ama oyum boşa gider zihniyetini eklemek gerek. Özgür
iradesiyle hareket etmekten alıkonan bir halk profiliyle karşı karşıyayız yani.
Eğer ki demokrasi bir yarışma sistemi ise, o halde
normal olan hoşnut olunmayanın yerine bir başkasına görevi vermek değil midir
Bu durum, bugüne kadar sürekli böyle sürmedi mi İşin mantığı bunu
gerektirmiyor mu Halihazırda, 4 senede bir sandık başına gitmek dışında hiçbir
işlevi ve hükmü olmayan vatandaşın, o tek bir oyunu da istemeyerek, kerhen ve
alternatif yok diyerek kullanmasıyla hiç kullanmaması aynı şey değil midir
Alternatif yok koşulunun yanına bir de istikrar
ifadesi ekleniyor. Yani, Türk ekonomisinin bir ekonomik krize girmemesi kast
ediliyor. Daha doğrusu finansal sistemin, yani bankaların krize girmemesine,
doların bir gecede fırlamamasına vurgu yapılıyor. Halbuki, IMF dayatması
Kemal Derviş programıyla bankalar zaten sağlama alınmıştı ve doların bir
gecede fırlamaması da dalgalı kur rejiminden kaynaklı bir durum. Yani, önceki
dönemlerde ekonomik kriz belirtisi sayılan devalüasyon bir anda olmuyor da,
zamana yayılıyor. Aynı bugün olduğu gibi.
Oysa üretici sektörler, ticaretle uğraşanlar, işçi,
memur, ücretli kesimler ne alemde Reel gelirleri bu süreçte, hiçbir gerçekliği
olmayan şekilde 3 kat arttı mı, yoksa enflasyona yenik mi düşüyorlar Kredi ve
kredi kartları olsa ay sonunu getirebiliyorlar mı Piyasada para yok, nakit
dönmüyor, herkes birbirini idare ediyor sözleri havada uçuşurken, acaba
ekonominin paradan para kazananlar haricindeki gerçek aktörleri ne durumda
acaba Birtakım sanal değerlendirmeleri hariçte tutarsak, milyonlarca insan
açısından gerçek bir istikrar söz konusu mu Memura en ufak bir maaş artışını
veremeyip, verirsek Yunanistan gibi oluruz diyen bir siyasi iktidar mı
istikrarı temsil ediyor
Şunu açıkça ortaya koymak gerekiyor. Bu ülkede istikrar
sadece paradan para kazananlar ve iktidarın nimetlerinden nemalananlar için
var. Milli gelir 3 katına çıkıp 10 bin dolar oldu türünden martaval kabilinden
ifadeler, maalesef sokaktaki vatandaşı bir cezbeye sokmuş durumda. Kredi
çekmese ve kredi kartından harcayamasa ay sonunu getiremeyen insanlar, kalkıp
da mevcut durum için alternatif yok ve istikrar var diyebiliyorsa, ortada
gerçekten çok ciddi bir cezbe var demektir. Ve bu cezbe hali, maalesef toplumu
akıl, mantık ve izandan giderek uzaklaştırmakta.