Allah ın takdirini unutma!
Millet olarak duygusal olduğumuzdan olsa gerek
değiştiğimizi göremiyoruz. Halbuki, hayatımız değişiyor. Tükettikleri üzerinden
kendini değerli bulan bir nesil inşa ettik. Kibirli, bencil, ahlak ve
fedakârlık duygusundan yoksun bir topluluğa dönüştük. Sadece güç, statü ve
paraya önem veren yaşam tasavvurumuzun bir nesnesi olduk.
Yaşadığımız sorunun nereye varacağını görmek için İtalyan
bakan Bonino ya kulak vermek gerekiyor: Güç, beraberinde sorumluluğu da
getirir ve garanti altında olan bazı haklar vardır ki bunlar çoğunluğun
boyunduruğunda olamaz, bu yüzde 90 bir çoğunluk olsa bile . Bu tespitiyle
bazılarımızın göremediğini de ortaya çıkarıyor: güç, insanı zayıflatır. Gücü
öncelediğimiz için yaşadığımız mantıksal kayma, adalet eksenimizi de
kaydırmıştır. Halbuki, bizi koruyacak olan sadece kendi imanımız ve adalet
duygumuzdur. Bunu unuttuğumuzda, toplumun haklı taleplerine kulaklarını tıkayan
ve çeşitliliğini görmezden gelen siyaset tarzının sonuçlarını bile göremeyiz.
Ya da görürüz ama ses çıkarmayarak, sorun üretmesine müsaade ederiz!
Toplum ciddi taleplerinin örtülmesi sonucu, gelişmeye ve
katma değere bakma yerine elindekine bakmaya başlamıştır. Geçici bir başarı
getiren bu süreç, ülke açısından günümüzde kalıcı hasarlar oluşturmaktadır.
Yarının kurulması fikri yerini maalesef bugünün kurtarılması endişesine
bırakmakta ve sosyolojik olarak başlayan bu etkileşim taşıdığı yeni risklerle
olumsuz boyutlara ulaşmaktadır. Ve maalesef yanlışa müsaade etmektedir.
Yanlışa müsaade etmemek için, yeni bir yaşam tasavvuru
gerekiyor. Bunun için de, yeni bir muhalefet kültürüne ihtiyaç duymaktayız.
Eğer insanımızı ıslah etmek istiyorsak; yok ederek, küçümseyerek değil, adalete
emin kılarak, onların yaşam kültürlerine saygı duyan bir tebliğ sorumluluğu
taşıdığımızı yeniden hatırlamalıyız. Bize benzemeyen, bizim gibi
düşünmeyenlerin hakkının bize emanet edildiğini, iktidar ve güç hesaplarıyla
bize zulmetmek isteyenleri durdurmanın bize düştüğünü de
İnsan, güçlü iken Allah ın takdirini unutmaktadır! Çünkü,
sorumluluklarını unutmaktadır. Bunu, Türkiye nin haktan, hukuktan, mazlumdan ve
doğrudan yana güçlü ısrarını artırıp artırmadığından anlayabiliriz. Eğer artıyorsa, bu durumun alışıldık ve
bildik siyasetlerden medet ummaya çalışan, çalıştıkça yorulan, yoruldukça umudu
tükenen halkın idrakini sürekli oyalayanların korkulu rüyası olacağı da
açıktır. Çözüm, aslımızı hatırlamak ve halkımıza hatırlatmaktır.