Yaklaşık çeyrek asırdır iktidar koltuklarında oturan AKP’liler oldukça zor bir dönem yaşıyorlar.

Çünkü attıkları her adım geri tepiyor.

Enflasyon düşsün istiyorlar.

Enflasyon yükseliyor!

Hayat pahalılığı bitsin diyorlar.

Hayat pahalılığı süreklilik kazanıyor.

Dış ticaret açığı azalsın diyorlar.

Dış ticaret açığı tavan yapıyor.

Doğum sayısının çoğalmasını hedefliyor ve vatandaşlara en az üç çocuk yapmalarını tavsiye ediyorlar.

Bu da tutmuyor!

Doğum sayısı bir çocuğa düşüyor.

Sözüm ona evliliği teşvik ediyorlar.

Ancak boşanmalar hızlanıyor.

Evet, AKP’liler oldukça zor bir dönem yaşıyorlar.

Hiçbir şey istedikleri gibi gerçekleşmiyor.

Onlar ne hedefliyorlarsa tam tersi gelişmeler yaşanıyor.

Bütün bunların üstüne bir de sürekli destek kaybediyorlar.

Tüm kamuoyu yoklamaları iktidar partisi AKP’ye olan desteğin gerilediğini ortaya koyuyor.

Zaten yaşadığımız seçimler de bu menfi gidişatı kanıtlıyor.

Hal böyle olunca AKP’nin sürekli kan kaybettiği söylenebilir.

Kan kaybının önüne geçilebilir mi?

Yani iktidar partisi toparlanıp bu gidişata dur diyebilir mi?

Elbette kan kaybının önüne geçilebilir, kötü gidişata da dur denilebilir ama bu şu anda pek mümkün görünmüyor.

Zira iktidar partisi içinde “iç barış” sağlanabilmiş değil.

Parti mensupları birbirlerini dost gibi değil de yok edilmesi gereken düşmanlar gibi görmeyi sürdürüyor.

Yazılı ve görsel medya, parti içi çekişmelerle ilgili haberlerle dolup taşıyor.

Yerel seçimler sonrasında “uzun bir süre seçim yok, biz rahatça toparlanırız” diye düşünenler büyük bir yanılgı içindeler.

Toparlanmak şöyle dursun, giderek daha çok ayrışıyorlar.

Eskiden genel başkanın devreye girmesi ile aralarındaki sorunlar askıya alınırdı.

Şimdi bu da yapılmıyor.

Parti içi çekişmeler hız kesmeden devam ediyor.

Yani problemler aynıyla sürüyor.