Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, İslam’ı bir hayat nizam olarak gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
İslam, Allah’ın yarattığı kulu için gönderdiği tek saadet yoludur. İslam, Allah’ın rızasıdır. Allah’ın İslam’dan başka bir dine rızası yoktur. İslam bir bütündür. İslam’ın yarısı kendisi değildir. İslamsız saadet olmaz. Müslümanım demek, sıradan bir şey değildir. Bu sözü söyleyen herkes, İslam ve kaynakları ile kendisini bağlamıştır. Müslümanlar, İslam’ın hem şekline hem ruhuna uymakla mükelleftir. İslam’ın hükümleri herkes için bağlayıcıdır. Hiç birimiz, onun helal dediğini haram, haram dediğini helal sayamayız. Helali haram, haramı helal saymak Müslümanlık yolu değildir. Müslümanın her işi İslam’ın içindedir, dışında değildir. İslam’ın hükümleri zamana ve mekâna göre değişmez. İslam’a uyanlar kurtulurlar, uymayanlar kaybederler. İslam’a bağlanmak ve amentüsüne inanmak bir süreç işi değil, ikrar işidir. Taklitten takvaya ulaşmak bir gayret ve süreç işidir. İslam ve emirlerine uymaya, birden olmuyor denmez. Birden olmayan bu emirlere uymak değil, elde edilmek istenen neticedir. Bizim insanlara hakkı tebliğ etmemiz, her an yapmamız gereken bir görevdir. Bu görev sonucunda insanların hidayet bulup doğru yola girmeleri bir süreç işidir. Bizim sorumluluğumuz hakkı tebliğ etmek, hakkın hâkim, batılın zail olması için cihad etmektir. Hak İslam’dır. Batıl ise İslam olmayan her şeydir. İslam, Allah’ın yoludur. Batıl ise Şeytan’ın yoludur. İslam, insanı cennete götürür. Batıl yollar ise, insanı cehenneme götürür. İslam ıslah yoludur. Batıl ise ifsat yoludur. Hakkın olduğu yerde batılın yaşama imkânı yoktur. Kuvvet ve kudret sahibi ancak Allah’tır. Dünya hayatı bir imtihandır. Bizi imtihan eden Allah’tır. Allah, kullarını dilediği şekilde imtihan edendir. Veren de alan da Allah’tır. Önemli imtihan konularında birisi de siyaset, idare ve iktidar konusudur. Allah bunlarla da kullarını imtihan etmektedir. Seçmek ve seçilmek te bir imtihan konusudur. Seçen seçtiği ile seçilen de seçenle imtihan edilmektedir. Bizler batılı hakka tercih edenleri yönetici edinemeyiz. Rabbimiz buyuruyor: “Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir. (Tevbe: 23) Burada küfrü imana tercih etmek demek batılı İslam’a tercih etmek olarak okunmalıdır. Bir Müslüman zulüm düzeninin yöneticisi olamaz. Olabilir demekle de olmaz. Allah, zalim olan kimseleri ve toplumları sevmez. Müslüman, sadık habere kulak verir. Sadık haber, Kur’an ve sünnetin esaslarına göre elde edilen haberlerdir. Günümüzde haberler ve kamuoyu Siyonizm’in yalanlarla oluşturduğu şeylerdir. Bu heberlere ve kamuoyuna itibar edilmez. Siyonizmin oluşturduğu haber ve kamuoyuna itibar eden Müslüman yolunu bulamaz. Bu haber ve kamuoyuna itibar eden bir Müslüman, Milli Görüşçü değil işbirlikçi, Saadet Partili değil AKP’li ve diğerleri partisinden olur. Burada önemli olan partiler, yani araçlar değil, zihniyetlerdir. Milli Görüş hakkı üstün tutan zihniyeti temsil ederken, AKP ve diğerleri kuvveti üstün tutan zihniyeti temsil eder. Milli Görüş hayır için hizmet üretirken, AKP ve diğerleri şer için hizmet üretirler.
ŞUUR, ŞUUR, ŞUUR
İsrarla ve inatla, üzerine basa basa söylüyor ve telkin ediyorum ki, ülkemizde ve dünyada yapılan her seçim, bir hak-batıl seçimidir. İri olalım, diri olalım, birlik olalım diyorlar. Allah’ın yarattığı kullar olarak nerede iri, diri ve birlik olalım Hakta mı, batılda mı, hayırda mı, şerde mi, marufta mı, münkerde mi, helalda mı, haramda mı, Saadette mi, AKP ve diğerlerinde mi Bu soruların cevaplarını araken karşılaşilan sıkıntı, kime ve neye göre sıkıntısıdır. Bu sıkıntı aşılmadan bu soruların cevaplarında isabet etmek imkânsızdır. Soruların cevapları Allah’a, Peygambere ve İslam’a göre olursa neticeye varılır, bana göre, medyaya, kamuoyuna göre olursa hiçbir neticeye varılmaz. Varılmıyor da zaten. Allah ve Peygamberimiz ne diyor, İslam ne diyor Yerine, halk ne diyor, vatandaş ne diyor, anketler, kamuoyu ne diyor, ABD, AB, İsrail ne diyor Denilirse olmaz. Bizler İslam’da ittifak ile emrolunduk. Rabbimiz buyuruyor: “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın…” (Ali İmran: 103) Talebimiz İslam ve Adil Düzen olmalıdır.
Bir hareketi, kadroyu ölçerken itibar edilecek şey, beyanlarla yapılanlar arasındaki uyum olmalıdır. Ölçü, söz ve zan defteri değil, amel defteri olmalıdır. Milli Görüşçülerin çalışmalar esnasında karşılaştıkları en büyük direnç noktası, ben de Milli Görüşçüyüm diye söze başlayıp, toplumu AKP’lileştirmek için var gücüyle çalışan, Milli Görüşçüleri, Saadet Partilileri bölücülükle, katı olmakla, değişmemekle, yanlış yapmakla suçlayan kişi ve topluluklardır. Bu kişi ve topluluklar alaycı bir uslupla “siz azınlıksınız, bittiniz tükendiniz, boşuna çalışıyorsunuz” edasıyla Milli Görüşçüleri İslamca siyesetin değil, batıca siyesetin temsilcisi AKP’ye ve savunduğu faizci düzene destek vermeye davet ediyorlar. Kendilerine AKP’nin, toplum İslamca bir hayat yaşasın, daha maneviyatçı olsun diye bir derdi var mı Diye sorulduğunda “bu işler birden olmuyor, bakınız başörtüşü yasağı kalktı, Kur’an, Siyer ve temel dini bilgiler dersleri kondu, okul kitapları çocuklarımıza bedava veriliyor, yollarımız yapılıyor” cevabını veriyorlar. Manevi bozulmadan, yıkılan ailelerden, gençliğin büyük bir bölümünün cünüp gezdiğinden, evlilik dışı ilişkilerin artmasından, uyuşturucu kullanımının eğitim kurumlarına kadar indiğinden söz etmiyorlar. AKP nedir Sorusuna bir türlü cevap vermeye yanaşmıyorlar. Bu sefer biz AKP’yi, yöneticilerinin beyanları ile tanıtmaya çalıştığımızda, kızıyorlar ve siz AKP’ye işbilikçi diyorsunuz diye saldıgan bir tavır takınıyorlar. AKP: “Faiz dünya geçeğidir, paranın dini imanı olmaz, kimden ve nereden gelirşe gelsin kabul edreriz.” diyor dediğinizde, geç onu: “Faizi Erbakan hoca bile kaldıramadı” deyip faize meşruiyyet kazandırıyorlar. AKP, zinayı suç olmaktan çıkardı, domuzu kasaplık hayvan yaptı dediğinizde bunu da geç: “zina zaten yapılıyordu, ülkede domuz eti yiyenler yok mu ” savunmasıyla helali harama katıyorlar. AKP: “Biz İslamcı bir parti değiliz, Milli Görüş gömleğini çıkardık, biz muhafazakâr demokratız, referansımız AB müktesebatıdır.” diyor dediğinizde, sen bu sözlere bakma, bu sözleri söylemek zorundalar diyerek İslam’da olmayan bir şeye yol veriyorlar. AKP: “…Bizim yolumuz, Gazi Mustafa Kemal’in, Merhum Adnan Menderes’in, Merhum Turgut Özal’ın, Merhum Necmettin Erbakan’ın yoludur.” derken İslamca siyasetin liderliğini yapan Erbakan hocayı, Batıca siyaseti temsil eden liderlele birlikte zikrederek onu küçültüyor, tahkir ediyor dediğinizde onlar susmayı bile beceremiyorlar. Mustafa Kemalin yolu Erbakanın, Erbakanın yolu da Mustafa Kemalin yolu değildir. Bu söylem, hem kemalisler, hem de Milli Görüşçüler için onur kırıcı bir şeydir. AKP, bizi güzelim İslam medeniyetinden koparıp, batı medeniyetinin kapısına bağlamak istiyor, bunun için AB Bakanlığını kurdu denildiğinde, işi sulandırmak için ne gerekiyorsa yapıyorlar. AKP büyük ahlaki çöküşü engellemek için bir şey yapmadı, kumarı, zinayı, içkiyi, faizi engellemedi dediğinizde, bunuda geç diyerek ölçüsüzce şeyler söylüyorlar. AKP’nin kontrolündeki ve diğer televizyonlarda yayınlanan dizilerde aile yapımız tahrip ediliyor, günahlar ve batılı hayat tarzı özendiriliyor, sapık ilişkiler meşrulaştırılıyor denildiğinde, hala bu kafadamısınız, kafanızı değiştirin, bu kafayla bir yere gidemezsiniz diyerek bizleri güya uyarmaktan geri durmuyorlar. AKP İslamca siyeset yapmıyor, batıca siyeset yapıyor, yolları yanlış denildiğinde, o da bizim deyip AKP’nin günahlarına ortak olmayı zaruret, başarısı için çalışımayı akıllılık sayıyorlar. Bütün bunlar, İslamca düşünmeyen beyinlerin yakalandığı şuursuzluk hastalığının eseridir. Bu hastalık ancak Milli Görüş ilacı ile tedavi edilebilir.
OYUM SAADET’E
Çünkü Saadet Partisi şehitleri şehit yapan mananın, Milli Görüş yolunun tek temsilcisidir. Milli Görüş Hakkı üstün tutmak, maneviyatçı olamak, nefis terbiyesini esas alamaktır. Milli Görüş, İslamsız saadet olmaz gerçeğine bağlanmaktır. Milli Görüş, İslam Birliğini istemektir. Milli Görüş, Adil Düzeni kurmak için taraf olmaktır. Milli Görüş, Önce Ahlak ve Maneviyat demektir. Milli Görüş, kula köle olmak değil, Allah’a kul olmaktır. Milli Görüş, İslam’ın medeniyet değerlerini, batının medeniyet değerlerinden üstün tutmaktır. Milli Görüşü benimsediği, doğru hak anlayışına sahip olduğu için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Hakkı batıla, helali harama karıştırmadığı, hesap gününe inanan bir siyaset anlayışına sahip olduğu için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Hayırla şerri ayırıp, hayrın ve hakkın yolunda bulunduğu için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Doğru bildiğini, hayırlı olduğuna inandığını sonuna kadar savunduğu için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Ben Müslümanın, batıca değil, İslamca siyeset yaptığı için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. AKP’nin ve diğerlerininin günahlarına ortak olmamak için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Faizci düzeni savunarak Allah ve Resulüne karşı savaş açan bir zihniyete sahip olmadığı için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Besmelesiz değil, besmeleli eğitimi savunduğu için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Menfaat ve çıkar ortaklığını değil, İslam kardeşliğini esas aldığı için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Yaşanabilir bir Türkiye’yi, Yeniden büyük Türkiye’yi, Yeni bir Dünyayı kurmak istediği için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. İfsat belediyeciliğini değil, ıslah belediyeciliğini esas aldığı için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Oy vermek talep etmektir. Oy vermek dua etmektir. Köle düzenini değil, Adil Düzeni, belamı değil, saadetimi istediğim için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. İnkârcılarla, müşriklerle, münafıklarla, zalimlerle, yolu eğri olanlarla, fasık ve facirlele değil, sadıklarla birlikte olmak emredildiği için oyumu Saadet Partisi’ne vereceğim. Rabbimiz emrediyor: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.” (Tevbe: 69) Millitimizin bütün evlatlarını, bu sebeplerden dolayı, bu seçimde ve her seçimde SAADET PARTİSİ’NE oy vermeye davet ediyorum. Muradın en doğrusunu Allah bilir vesselam.