30 Mart seçimlerinin ardından yandaş medyanın tüm kalem erbabı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına garanti gözüyle bakmaya başladı!
Bu seçim zaferinin ardından kimsenin Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkamayacağını savunuyorlar! Doğrudur Erdoğan 30 Mart seçimlerinde elde ettiği sonuçla eline sağlam bir koz geçirmiştir!
Ama bu aşamada Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına çıkması akıl kârı mıdır
Malum Erdoğan 30 Mart öncesi “paralel yapı” ile kıyasıya bir mücadeleye tutuşarak “inlerine gireceklerini” ilan etmişti!
Herhalde hiç kimse 30 Mart seçim sonuçlarına bakarak paralel yapının “pes ettiğini” ve artık “etliye sütlüye” asla karışmayacağını düşünmüyordur!
“Paralel yapının” görünürde olan kısmı bir şekilde tasfiye edilse bile görünmeyen kısmının Erdoğan ile “hesaplaşmak” için fırsat kollayacağı ve bu fırsatı yakaladığında elinden geleni ardına koymayacağı kimsenin meçhulü olmasa gerektir!
Hâl böyle olunca Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkma yerine Başbakanlık da kalarak “ipleri elinde tutması” kaçınılmaz olacaktır!
Erdoğan Cumhurbaşkanı değil de Başkan olarak Çankaya’ya çıkacak olsa, o zaman bugünkü yetkilerini orada kullanır ve yine “mücadelesine devam eder” diye düşünülebilir!
Ama ipleri bugünkü gibi elinde tutamayacak olduğu bir Çankaya Erdoğan açısından hiç de isabetli bir tercih olmayacaktır!
Erdoğan sonrası Başbakanlık koltuğuna oturması muhtemel hiçbir ismin “paralel yapı” ile Erdoğan gibi kıyasıya mücadeleye girmeyeceğini söylersek, meseleyi abartmış olur muyuz
Kuşkusuz yandaş medyanın tüm kalem erbabının iddia ettiği gibi Erdoğan Çankaya’ya çıkar ve Başbakanlık makamı bir başkasına emanet edilirse “paralel yapı” etkisiz hale gelen Erdoğan’ı “yargı karşısına” çıkarmak için elinden geleni esirgemeyecektir!
30 Mart öncesi “beddua seansları” düzenleyenlerin 30 Mart sonrası Erdoğan’ı “hayır dua” ile anmasını kimse beklememelidir!
Erdoğan’ı yargı karşısına çıkarma ve ardından da Silivri ya da Pınarhisar benzeri bir yerde ağırlamanın(!) en büyük dilek ve temennileri olacağından şüphe edilmemelidir!
İşte bütün bu nedenlerle diyoruz ki Erdoğan tez zamanda “Üç dönem” kuralını yürürlükten kaldırarak “suyun başında” olmaya devam etmek zorundadır!
Kendisi kadar bu mücadeleyi sahiplenecek ve sürdürecek bir başka AKP’li olduğuna inanıyorsa istediği yere çıksın!
Biz böyle birini göremediğimiz için Erdoğan’ın işlerin başında durmasının gerektiğini iddia ediyoruz! Erdoğan “Ben cumhurbaşkanlığı makamından da işleri aynen bugün olduğu gibi idare ederim” diyorsa mesele yok! Bekleyip neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz!
Stratejik bir hata yapılacak mı yapılmayacak mı
Mevlâ ne eylerse güzel eyler mutlaka!