Topraklarımız ve coğrafyamız üzerindeki kuşatmaya göz atarken, üzerinde önemle düşünülmesi gereken sorunlar bulunuyor. Gelinen noktaya kadar işleyen sürecin aşamalarını ve geçmişi göz ardı edemeyiz. Sorunlar bir anda ortaya çıkmıyor. Olayların ve oluşların bir öncesi, yani kuluçka dönem bulunuyor. Kuluçkayı hazırlayanlar belli bir plân üzre sistemli çalışıyorlar. Buna günümüz ve yabancı kavramsal diliyle: Strateji deniliyor. Her şey bir plân üzere yürüyor.
Şu anda taraflar biribirlerini suçlamak, karalamak ya da bulundukları yeri tutarak öfke kusmak yerine ortak noktaları öne çıkarmak zorundadırlar. Yoksa, stratejistler ve kuluçka sahipleri plânlarını, kafalarındakilerini uygulama ve uygulatma sürecini işletiyorlar. Günümüzde rastlantılara yer yoktur.
Kavramlar iyice bir bulamaca dönüştü. Dolayısıyla sağlıklı düşünme ve bir ortamda buluşma imkânı da kalmıyor. Bu topraklar üzerinde birbirlerine kılıç çekip öldürücü darbeler vurmak yerine oyunları bozmak artık bir zorunluluk.
Buraya nereden geldik, niçin bunların üzerinde bu denli yoğun düşünüyoruz. Güney Doğu ve Doğu bölgemizi bekleyen önemli tehlikeler bulunuyor. Yabanca kavramlar hayatımıza girdiğinden beri kendi mantığımızla düşünemiyoruz. Dışımızda gelişen olaylar bizi çekip içine alıyor, sonra da bu sarmaldan kurtulmaya da çabalıyoruz. Söz konusu kavramların mantığıyla çırpındığımız için giderek içinde yitiyoruz söz konusu sarmalın.
Güney Doğumuzdaki Kürt milliyetçiliği artık yeni bir dil ile konuşuyor. Bir, Abede eksenli duruşta nereye kadar kullanıldıklarının sanırım farkına varmış olmalılır. Çünkü, Abede onları belli bir yere kadar kullandı, ya da bir başka dönemde bir başka biçimde yeniden kullanacak. Şimdi stratejisi gereği kukla ipinin bir kolunu çekmiş bulunuyor.
Kürt milliyetçileri artık kendileri için farklı bir dinden söz ediyorlar. Bu yeni din İslâmdışılıktır. Kendi içlerinde de ciddî bir çekişme süreci başlayacak görünüyor. İslâm öncesi pagan [putperest], ya da Hıristiyan kültürü öne çıkarılıyor. Mehdi Zana bunun ön sözcülüğünü yapıyor. Şu güne kadar yapılan "Kürt kimliği" tanımının bir adım ötesine doğru gidiliyor. Uzun bir süredir üzerinde durup irdelediğimiz bazı simgelerin öne çıkarılışının bir rastlantı olmadığının gerçeğiyle şimdi yüzleşilmiş bulunuluyor.
Bir DTP milletvekilinin Türk milliyetçisi, ulusalcısı ya da sekülerlerine bir uyarısı vardı ve bu gözden kaçırıldı. Aynı amaca hizmet ettiklerini söyleyiverdi. Biz burada mücadele etmez isek veya bizi yok ederseniz "İslâmcılar bölgeyi ele geçirirler" demeye getirdi. Asıl üzerinde durulması gereken husus bence budur. Seküler bakışın varacağı son nokta da burasıdır.
Nasıl ki bu toprakların, bu medeniyetin ve düşünce geleneğinde bulunanların buluşma noktaları bulunuyorsa yabancıların da buluşma noktaları bulunuyor. Sekülerizm en temel felsefedir. Çünkü onlar için, din medeniyet, toprak, vatan gibi kavramların hiç bir önemi yoktur. Fransız Abede laiklerinin birbirinden ayrılış noktaları tarz ve üsluptadır. Fransızlar biraz daha sert ve katıdır. Bunu şu an simgeleyen Sarkozy dir. Abede ise ılımlı bir yaklaşım içindedir. "Ilımlı İslâm", "Light İslâm", "Türk İslâm"ı gibi bir strateji ile konuya yaklaşılıyor. Abede Utah Üniversitesi nde görev yapan bir Türk sosyoloğun ifadesiyle, asıl hedef: İslâmsız İslâm düşüncesinin gerçekleşmesini sağlamaktır. Özdemir İnce, Mehdi Zana ile Hakan Yavuz un söylediklerinin arasında hiçbir fark yoktur. Hepsi aynı kapıya çıkar.