Makalemize Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) bir hadisi ile başlamak istedik. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak. Yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hainlere güvenilecek.

Bugün dünya siyasetinde de ülkemiz siyasetinde de bunun uygulanmasını görüyoruz. Zira gerçekleri dillendirenler her bakımdan baskı altına alınmakta, sadece yandaşlara konuşma hakkı tanınmakta, doğruyu söyleyenleri susturmak için her gayret gösterilmektedir. Böylece hak olan batıldan ayırt edilememektedir. Batıldan, yalandan yana olanlar gözetilmekte, doğruyu dillendirenler de zemmedilmektedir.

Gözlerimizin önünde cereyan eden iç ve dış olaylar bizi teyit etmektedir. Nitekim ABD-İsrail ittifakı ile başlayan ve Orta Doğu’yu saran savaş ve savaş senaryoları ülkeleri tedirgin etmektedir.

Nitekim Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier diyor ki: “Trump’ın İran savaşı uluslararası hukuka aykırıdır. Uluslararası hukuk çıkarıp bir kenara atabileceğimiz bir eldiven değildir.” Tüm devletlerin buna dikkat etmesi gerekir.

Onun için İtalya Başbakanı Giorgia Meloni: “Amerika’ya ait hiçbir uçağın İtalya topraklarından havalanarak İran’ı vurmasına izin vermeyeceğim” demiştir. İşte vicdanı güzel, sözü değerli bir yönetici… Zalimden yana olmadığını ortaya koymuştur.

Ayrıca Kaliforniya Valisi Newsom da: “Trump çocukları bombalayan ve pedofilleri koruyan, beyni çalışmayan bir geri zekâlıdır” demiştir. Maalesef böyle geri zekâlı bir insan, bazı Müslüman(!) ülkeler tarafından desteklenmektedir. Yani bu ülkeler bir nevi şerde ittifaka evet demektedir.

Dünyaca ünlü, birçok ödül sahibi aktör Morgan Freeman: “Beyaz Saray bir terör örgütüdür” derken, Oscar ödüllü Hollywood yıldızı Duston Hoffman ise: “İsrail doğdu, insanlık öldü” diyebilmiştir. Maalesef Müslüman(!) ülkelerin yöneticileri bunu kabul edemiyor.

Ama Güney Afrika dediğini yaptı. 72 saat içinde ülkeyi terk edin dediği İsrailli diplomatları sınır dışı ederek, adamlığını gösterdi.

Ayrıca Çin de İsrail için sert çağrıda bulundu. Şöyle ki: “İsrail Devleti ortadan kaldırılmalıdır.” Zira Ortadoğu’da çıbanbaşı olan İsrail’dir. Ayrıca bu sebeple Çin, İran’a kayıtsız şartsız insani yardım göndereceğini açıkladı.

Peki, bizimkiler ne âlemde? Net bir açıklama henüz yapılamadı. Sadece faydasız kükremelerle vakit geçiriliyor. Bu meyanda Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan 31 Mart 2026 günü yaptığı açıklamalarla yine yağıp gürledi. Ama İsrail ile ilgili bir yaptırım uyguladıklarına ve ayrıca Trump ile Netanyahu aleyhinde yaptırımcı bir tavra girdiklerine maalesef şahit olamadık. Onun için; “Âyînesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz” diyoruz.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un da Trump’a sert bir çıkış yaparak: “Trump’ın akıl sağlığı yerinde değil, ABD’li bir bunak”tır diyebilmiştir. Ayrıca: “Artık uyarıda bulunmayacağız. İran’a en yeni silahlarımızı vereceğiz ve Tel Aviv’e ağır bir ders vereceğiz. Pervasızlık dönemi sona erdi. Suikastlar yapıp, hiçbir bedel ödemeyeceğini düşünenler, hayal bile edemeyecekleri bir cehennemle karşılaşacak” sözleriyle meydan okumuştur.

Keza Kim Jong-Un önemli başka bir açıklamasında: “İranlıları, Meksikalıları, Brezilyalıları, Rusları, Kanadalıları, Kolombiyalıları, Yemenlileri ve Venezuelalıları seviyorum ve İsrail’den ve Amerika’dan nefret eden herkesi seviyorum” diyerek dünyayı uyandırmaya çalışmıştır. Ama Müslüman(!) ülkelerden, böyle yiğitçe bir ses, maalesef duyamıyoruz.

Üstelik Kim Jong-Un, aldığı bir kararla, Kuzey Kore’de bulunan tüm Yahudilerin ülkeyi 24 saat içinde terk etmelerini, aksi halde idam cezası verileceğini duyurdu. Bizde de böyle bir uygulama yapılsa, İsrail hemen önümüzde diz çöküp, yalvaracak ama nerde o yürek?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ABD ve İsrail’e meydan okuyarak, “İran’ın yanındayız” açıklamasında bulundu. Müslüman(!) ülkelerin başındakiler bu sesi duymamaya çalışıyor, yuh olsun.

Hemen belirtelim ki, ABD ve İsrail’in bu savaşı, haksız ve hukuki temeli olmayan bir savaştır. Onun için İspanya Başbakanı Pedro Sanchez: “Haksız bir savaş karşısında sessiz kalmak korkaklık ve suç ortaklığıdır” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca yine İspanya Meclisinde, vekil Belarra’dan tarihi bir çıkış, yürekli bir beyana şahit oluyoruz. Belarra diyor ki: “ABD ve İsrail insanlık için en büyük tehdittir.” Elhak doğru söylüyor, böylece biz, bir nebze de olsa soluklanıyoruz.

Köşeye sıkışan Netanyahu’nun diğer ülkeler de savaşa girmeli sözü üzerine, İspanya Ulaştırma Bakanı Puente’den cevap geldi. Cevap aynen: “Sana asla yaklaşmayacağız, seni soykırımcı manyak. Bunu kalın kafana sok.” Böylece celaletini ve cesaretini göstermiştir.

Ayrıca İspanya Devleti, İsrail’deki Büyükelçisini geri çekti. Müslüman(!) ülkelerden böyle bir yiğit çıkmadı. Zira herkes korkak ve gaflet uykusundadır, uyanamıyor. Keza İspanya Başbakanı Pedro Sanchez: “Kimsenin misillemesinden korkmuyoruz. Dünya için kötü olan hiçbir şeye ortak olmayacağız” demiş ve böylece uyarma görevini yapmıştır.

Cezayir, bu yiğitliğin karşılığını, Ortadoğu’daki rolü nedeniyle İspanya’ya % 12 daha ucuz doğalgaz vererek, bir nevi ödüllendirmiş oldu, tebrik ediyoruz.

Son olarak, “İspanya resmi ajansı EFE’nin Savunma Bakanlığı kaynaklarına doğrulatarak verdiği habere göre, daha önce ABD uçaklarının Rota ve Moron de la Frontera deniz ve hava üslerini kullanmasını yasaklayan İspanya hükümetinin, ayrıca Avrupa ülkelerinde konuşlanmış ABD uçaklarına İspanyol hava sahasını kapattığı belirtildi.” Özetle: “İspanya hükümeti, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına katılan ABD uçaklarına hava sahasını kapatma kararı verdi.” (Milliyet internet gazete / 30.03.2026)

Bütün bu açıklamalara, karşı duruş ve tavırlara rağmen, biz de diğer Müslüman(!) ülkeler de efsunlanmış gibi sesimizi çıkartamıyoruz.

Malum, merhum Necmettin Erbakan: “Bir damla Mehmetçik kanını, bütün Amerika bütçesine değiştirmeyiz” ve ayrıca: “Amerika ile ittifak edenler İsrail ile cihat edemez” demişti. Doğru söze ne denir?

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).