Kaldığımız yerden devam ediyoruz…

“Bir İslam Ekonomisi Disiplini: Adil Ekonomik Düzen”; Dr. Sema Yaşar.

“Prof. Dr. Necmettin Erbakan, dünya genelinde yaşanan küresel ekonomik krizlerin pek çoğunda olduğu gibi 2008 küresel finansal krizin de en önemli nedeninin karşılıksız para basma ve buna bağlı olarak finans sektörünün sanal bir şekilde şişirilmesi olduğunu, piyasada mevcut olan mal ve hizmetin 10 katı kadar para ve para işlevi gören değerlerin yer aldığını, Türkiye’de ise bu oranın ilgili dönemde yaklaşık 8 kat civarında olduğunu belirtmiştir.

Adil Ekonomik Düzen’de geçerli olan para=mal ilkesi gereği üretim neticesinde para arzı gerçekleşeceğinden finans sektörünün sanal büyümesinden ziyade reel ekonominin büyümesi söz konusu olacaktır. Bu durum da makroekonomik açıdan temelleri sağlam bir ekonomik yapının oluşmasını sağlayacaktır.

Adil Ekonomik Düzen’de para konusu ile ilgili önemli hususlardan bir diğeri de faiz kavramıdır. Faiz İslam’da haksız kazanç ve sömürü aracı olarak nitelendirilmekte, bu sebeple de kesinlikle kabul görmemektedir.

İslam ekonomisi modeli olarak değerlendirilen Adil Ekonomik Düzen’de geçerli olan üretim karşılığı tüketme hakkına istinaden arz edilen paraya karşılık kapitalist sistemde ise faiz anlayışıyla beraber üretim yapmadan tüketme hakkı tanınmaktadır. Bu da haksız kazanca, zulme sebep olmaktadır. Bu durumun neticesinde sermayeyi ele geçiren kesim faiz yoluyla emek harcamadan, haksız yere büyük kazançlar elde etmekte iken faizin neden olduğu bu durum yoksul insanları ise zaruri sebepler dolayısıyla gayri ahlaki yollara itebilmektedir. Netice itibarıyla toplumlarda ahlaki çöküş hâsıl olmaktadır.

Tüm bu sebeplerden ötürü Adil Ekonomik Düzen’de faiz kabul edilmemektedir.

Adil Ekonomik Düzen’in para ile ilgili 4 temel şartının yanı sıra paranın 3 temel ilkesi daha mevcuttur. Söz konusu ilkeler gereği para istenildiği anda değiştirilebilme özelliğine sahip olmalıdır. Yani herkes istediği zaman malını temsil eden ve elinde mevcut bulunan senedi paraya çevirebilme hakkına sahip olmalıdır (Erbakan, 2019, s. 83).

Kısmi rezerv sisteminde vadesiz mevduat sahiplerinin istedikleri zaman parasının tamamını çekme özgürlüğüne sahip olmamaları bu anlamda önemli bir dezavantaj olarak değerlendirilmektedir. Herkese eşit muamele ilkesi gereği ülkenin her yerinde, herkese aynı fiyat uygulaması yapılmalıdır. Dolayısıyla ülkenin tamamında eşit muamele koşulları geçerli olmaktadır. Son olarak fiyatların arz ve talebe dayalı kıstaslara göre tespit edildiği bu sistemde fiyatlar daha adil ve uygun kriterler çerçevesinde belirlenebilmektedir (Erbakan, 2019, s. 83).

Fiyatların belirlenme konusunda Adil Ekonomik Düzen’de serbest piyasa ekonomisi koşullarına benzer bir yapının hâkim olduğu söylenebilir.

Ekonomilerde istikrarlı bir para sisteminin varlığı enflasyonun nedeni olan parasal genişlemeyi denetim altına almakta, gelir dağılımı adaletsizliğini önlemekte ve iktisadi istikrarın temelini oluşturmaktadır.

İstikrarlı bir para sistemi ise madeni para rejimi veya altın ve gümüş gibi kıymetli maden karşılığı olan kâğıt para rejimi ile gerçekleştirilmektedir.

Ancak son yıllarda ekonominin gittikçe hayali hale gelmiş olduğu görülmektedir. Bunun en önemli çıkış noktası olarak ise kâğıt paraların altın karşılığının ortadan kaldırılması ile kaydi para üretiminin teşvik edilmesi gösterilmektedir.

Adil Ekonomik Sistem’in para=mal ilkesi gereği piyasada var olan paranın muhakkak bir mal karşılığının bulunmasının istikrarlı bir para sisteminin varlığını sağlama konusunda son derece önemli olduğu ve söz konusu ilkenin varlığı ile birlikte ekonomideki yapısal sorunların giderilebileceği görülmektedir.”

TEDAVİ ve çözümleri içeren Dr. Sema Yaşar’ın “Bir İslam Ekonomisi Disiplini: Adil Ekonomik Düzen” konusunun “Sonuç” bölümü ile kaldığımız yerden devam edeceğiz…