İleri gidecek ve gelişecek topluluklar sıkıntılar içinde ilerleme kaydederler.

Çocuk annesinin acıları içinde doğar.

Çocuğun kendisi de ağlayarak doğar, gülerek doğmaz. İnsanın ölümü de acılar içinde olur.

Hayat budur.

Toplulukların doğuşu, gelişmesi ve çöküşü de sancılıdır.

Geçmişteki topluluklara neler olmuşsa, bize de aynı şeyler olacaktır. Doğanın ilâhi kanunları hep işleyecektir. Dünyada herkes sıkıntıdadır. Zenginler arasında intihar edenlerin yüzdesi fakirlerden daha fazladır.

O halde Allah bu dünyaya bizi niye getirdi

Sıkıntı çekmemiz için getirdi.

Ham hâlden pişmiş hâle gelmemiz için getirdi.

Sıkıntı çekeceğiz ve olgunlaşacağız, böylelikle cennete lâyık hâle geleceğiz.

*

Kur an ın dilini iyi öğrenmemiz ve anlamamız gerekmektedir.

Toplulukların iki çeşit başkanları vardır.

Birincisi, oluşmuş bir topluluğun başına geçenler başkanlardır. Bunlar imamdırlar. Başkanın kendisi hareket eder, diğerleri de ona uyarlar.

Bir diğer başkan tipi daha vardır ki, kendisi topluluğu oluşturur.

Bunları da ikiye ayırmak gerekir.

Bir kısmı, mevcut olan bir gidişe sahip çıkma şeklinde olur. Dört halifenin durumu budur. Bir diğeri de, gidişi bizzat tesis etmedir. Hazreti Muhammed in ve Hazreti Musa nın durumu budur.

*

Peygamberler dahil bütün başkanlar ve topluluklar bunalım devreleri geçirirler.

Sabredenler başarıya ulaşırlar. Sabretmeyip bırakanlar ise söner giderler.

Sabır yalnız kişilerin sabrı değildir. Cemaatin sabrı da çok önemlidir. Yani, ölenlerin veya ayrılanların yerine başkaları girebiliyorsa, topluluğu devam ettiriyorsa, onlar sabredenlerdir. Ama bir cemaat oluşur da kurucusu gittikten sonra o cemaat eğer devam etmiyor veya edemiyorsa, o zaman o topluluk sabırsızdır demektir. Bir topluluğu yaşatan yurtlarıdır, mekanlarıdır.

Hazreti Musa peygamber, İsrail oğullarını Mısır dan çıkardıktan sonra yurtsuz bir topluluk olabilmeleri için tam kırk sene çölde dolaştırdı. Bu eğitim o kadar büyük bir eğitimdir ki, binlerce sene yurtsuz kalan Yahudiler varlıklarını korudular. Bugün dünyaya hakimdirler. Yurt edinmek için de hâlâ savaş veriyorlar.

*

Kur an, kurucu başkandan ve kuruculardan bahsetmektedir.

Bir kimse çıkar ve bir şey yapmak ister. Bu kurucudur. Kimse kendi başına bir şey yapamaz. Ancak ona katılan kimseler onu ve topluluğu başarıya ulaştırırlar. Topluluk ikinci ve üçüncü kişilerle oluşur. Cebrail den vahyi getirdiği zaman peygamberler resul idiler ve tek başlarına işe başlamışlardır.

Çağımızda artık peygamber yoktur, kimse Allah tan vahiy almamaktadır. Bu asır cemaat asrıdır. Biri bir görüş ortaya atar, şunu yapalım der, ona biri katılır. Artık o yeni katılan da kurucudur, ilk başlayanla aynı kuruculuk vasfına sahiptir. Böylece on kişiye yakın kimse olunca artık aşiret oluşmuştur. İşte bunlar onunla beraber iman eden kimselerdir.

*

Allah mü minlere ve Millî Görüşçülere nusret vaat etmiştir. Zaman zaman "Nusret ne zaman " demişlerdir. Bunalım o dereceye gelir ki, "Artık va din/nasrın zamanı gelmedi mi " derler.

"NUSRET" yardımdır, "AVN" da yardımdır. "AVN" işlerine yardımdır, kendi sıkıntılarını gidermedir. "NUSRET" ise düşmana karşı yardımdır.

Zaman zaman hepimiz ümitsizliğe düşüyoruz. Ne var ki, Kur an okuyoruz. Kur an bize haber veriyor da ümidimiz yeniden doğuyor. Evet, kırk sene bir dava için çalışıyorsunuz. Tüm mü minler bunun mücadelesini veriyor. Anayasa ekseriyeti ile iktidar olunuyor. Ne buluyorsunuz Bir serap!..

Çevrenizde yine işsiz insanlar, yine aç insanlar, yine bürokratik çarkların altında ezilenler... İktidarda olanların bir zamanlar iyi insan olduklarını biliyorsunuz. Onlarla arkadaşsınız. Beraber yürüdük bu yollarda diye şarkı söylüyorlar! Ama birer zavallı durumunda debelenip duruyorlar...

Kur an ın öğrettikleri olmasa, insanın bütün ümitleri kırılır. Bunlar geçiş dönemidir, hazırlık dönemidir. İyi insan olmanın yetmediğini kanıtlayan dönemdir. Bu durum iyi insana değil, iyi düzene yani "Adil Düzen"e, "Adil Ekonomik Düzen"e ihtiyaç olduğunu anlatan durumdur.