Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederiz. Salât ve selâmımız, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerinedir.

Aklını ilim ile çalıştıran insanların nazarında, ölüm ile yok olan hiçbir nimetin kıymeti yoktur. İktidar nimeti böyle bir şeydir. Kıymetli nimet, dünyada insandan ayrılmayan, ahirette de devam edecek olan iman nimetidir. İman; sağlam hale getirilmezse, ölüm geldiğinde kökünden kopar. İktidar; para ve insan gücüne sahip olmaktır. Bu güç, adalet için de kullanılabilir, zulüm için de kullanılabilir. İktidar gücünü adalet için kullanmak, imandır. Zulüm için kullanmak ise inkâr ve nifaktır. Unutulmasın ki mülk; yani varlıklar da, nimetler de, insanlar da Allah’ındır. Ey iktidar sahibi; unutma ki, Allah’ın sana ihsan ettiği iktidar, sana bir emanettir. Senden istenen şey; Allah’ı tazim etmek, mahlûka, yani yönettiğin varlıklara ve insanlara şefkat etmendir. Allah’ı tazim; faiz, israf, yolsuzluk ve kumar gibi haramlardan sakınmak, zulüm yoluna sapmamaktır. Mahlûka şefkat ise maruf düzenini, yani Adil Düzeni’ni yürütmek, münker düzenini, yani faizci kapitalist düzeni engellemektir.

ADİL DEVLET

Adil devlet; doğru hak anlayışı ile yönetilir, toplumda huzuru, barışı ve kardeşliği sağlar. İnsan haklarını ve hürriyetlerini adaletle korur, bütün toplum kesimlerinin refahını gözetir. Adil devlet; izzettir, şereftir ve onurdur. Adil devlette, üç değil, dört bağımsız kuvvet vardır. Bunlar; güçlü bir yasama, adil bir yürütme, tarafsız bir yargı, bağımsız bir denetleme kuvvetleridir. Adil devlet, ne kapitalisttir ne de sosyalisttir. Kapitalizm de, sosyalizm de bir ezen ve ezilen düzenidir. Adil devlet, Adil Düzen ile yönetilen devlettir. Adil Düzen, saadet getirir, bunun için kuvveti değil hakkı üstün tutar, insanın yaratılmış olduğu fıtrata ve akla uygundur, doğaldır, kolay ve israfsız çalışır, parçalı değil, bütündür ve mükemmeldir. Adil Düzen’de dini ve ahlaki düzen izole edilip yok edilmeye çalışılmaz. Bilakis, genel düzen içinde çok önemli ve aktif bir görev üstlenir. Adil devlette; manevi kalkınma ile maddi kalkınma birlikte ele alınıp yürütülür. Adil devlet; faizden, kumardan, kaynağı haram olan mallardan, haksız ve zulüm vergilerinden gelir temin etmez. Adil devlet; tarım ve hayvancılığı koruyan ve geliştiren, sanayileşmiş, teknolojiden azami derecede yararlanan, kaliteli ve inançlı nesiller yetiştirmeyi başaran devlettir. Adil devlet, işbirlikçilik ile değil, ancak Milli Görüş=Saadet Partisi ile kurulur.

ADİL BAŞKAN

Devleti, Adil Düzen ile yöneten başkan, adil başkandır. Adil başkan; öncelikle Allah’ın varlığına ve birliğine inanır. O’nu, sıfatları, isim sıfatları ve fiil sıfatları ile tanır, O’na bir noksanlık ve eksiklik izafe etmez. Adil başkan; mutlak kuvvet ve kudret sahibi olarak, sadece azim olan Allah’ı bilir. Kişiye iktidarı verenin de, alanın da sadece Allah olduğuna samimi olarak inanır. Adil başkan; Allah’ın ilminin her şeyi kuşattığını bilir ve O’nun ilmine teslim olur. Adil başkan; Allah’ın gizli ve açık ne konuşulursa hepsini işittiğinden, gizli ve aşikâr ne yapılıyorsa, hepsini gördüğünden gafil olmaz. Adil başkan; Allah’ın kelamının, emir ve yasakları olduğunu, bütün mahlûkat için bağlayıcılığını göz ardı etmez. Kur’an-ı Kerim ve peygamberlere indirilmiş bütün kitaplar Allah’ın kelamıdır. Allah, dilediğini yapandır. O’nun fillerinde zulüm yoktur. Adil başkan; ahirete, hesap gününe inanır. Dünya hayatı bir imtihan, ahiret ise dünya hayatının hesabıdır. Hesap gününde herkesin amel defteri açılır, her insan kendi amel defterine bakar, yaptıkları ile yüzleşir. Adil başkan; Allah ve Resulü’ne itaat eder. Bu itaatten asla ayrılmaz. Allah ve Resulü’nün en önemli emri adalet ve samimiyettir. Adaletli ve insaflı devlet başkanlarından başkası, büyük tehlikeden emin olamaz.

İKTİDAR VE ÖNEMİ

Adil başkan; insanları idare etmenin kıymetini bilir, onun tehlikelerini de öğrenir. Çünkü liderlik büyük bir nimettir. Eğer başkanlık hakkıyla yerine getirilirse, kendisinden sonra başka mutluluk düşünülemeyen bir saadete ulaşılır. Şayet onun hakkını yerine getirmeyip zulüm yoluna sapılırsa, kendisinden sonra ancak çetin bir azabın olacağı bir sonuca varılır. Devlet idaresinin kıymet ve büyüklüğü hakkında Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Sultanın bir günlük adaleti, Allah için yapacağı yetmiş yıllık nafile ibadetinden daha üstündür.” Başka bir hadiste şöyle buyrulmuştur: “Allah’ın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Yüce Allah şu yedi sınıf insanı kendi gölgesinde gölgelendirir: 1- Adil devlet başkanı. 2-  Rabbine ibadet ile yetişen genç. 3- Çarşıda iken kalbi mescitlere bağlı olan kimse. 4- Birbirini Allah için seven iki kişi. 5- Yalnız başınayken Allah’ı zikredip ağlayan kimse. 6- Hoşlandığı, güzel bir kadının kendisini zina için çağırmasına karşılık: Hayır yapamam; ben Allah’tan korkarım diyen kimse. 7-  Sağ eli ile verdiği sadakayı, sol eli bilmeyecek kadar gizli veren kişi.” Bir başka hadiste ise şöyle buyrulmuştur: “İnsanların Allah Teâlâ’ya en sevimlisi ve en yakın olanı, adaletli başkandır. O›nun en çok kızdığı ve (rahmetinden) uzak tuttuğu kişi de zalim başkandır.” Deriz ki, kıymetini bilen için adil başkanlıktan daha büyük nimet yoktur. Kim ki, bu nimetin kıymetini bilmez, zulüm ve nefsinin nevası ile meşgul olursa; onun Allah’ın düşmanları arasında olmasından korkulur. Adil başkan; merhametli olur, adil yönetir, vaat ettiği şeyi yerine getirir, yalan konuşmaz. Peygamberimizin şu ikazı önemlidir: “Allah Teâlâ şu üç kişiye bakmaz: 1- Yalancı ve zalim başkana, 2- Zina eden ihtiyara, 3- Kibirli fakire.” Burada önemli olan şuurlu Müslüman olabilmektir. Selam hidayete tabi olanlara...