İnsanlığı belli bir noktada buluşturacak en temel öğe. Bir medeniyetin temel göstergelerinden. Toplumdan topluma, milletten millete, ulustan ulusa değişkenlikleri olan kavramların bir değeri ve karşılığı olmaz. İnsanlığın en çok mustarip olduğu, acı çektiği en temel durum.
Bugün insanlık için, sadece ülkemizde değil, yeryüzünde yaşanmakta olanlara baktıkça adalet kavramının hangi temele yaslandığı veya güven duyulabileceği bir olgu mudur?
Bu topraklarda yaşıyoruz. Bu topraklar çok renkli ve çok çeşitli. Demokrasi denen yönetim ile farklı anlayışların iktidar olduğu, olmakta olduğu bir gerçek. Yaşımız altmışı aştığından, birçok zamanlara tanığız. Yaşadıklarımız bize çok şeyi anlatmaya yeter. Sağ, sol, muhafazakâr, koalisyonlar dönemi geldi geçti. Her dönem farklı. Hatta farklı adalet anlayışları bile. Evet bile. Çünkü önemli bir sorun var. Adalet duygusunu yitimi. Asıl sorun da bu.
Batıcı ruhun egemenliğinden beri, bir milletin öz değerlerinin bile yadsındığı, yaşananların insanları ürküttüğü ve hatta pıstığı söylenebilir. Asıl sorun, değişen yönetimlerde karşılıklı hınç ile intikam duygusu sonucu haksız ve gereksiz hâllerin yaşandığı. İnsan, egemen olan güç karşısında daima güçsüzdür. Kendini ne kadar savunursa savunsun, gücün sahip bulunduğu düşünce hayata egemen olur. O zaman adalet duygusunun bir orta yolu olmaz.
Müslüman bir milletiz. Önceliğimiz kendi değerlerimiz ile hayata bakmak. Geçmiş dönemlerin devletlerin uygulamalarını hesaba katmak durumundayız. Nerede nasıl davranıldığını, yaşandığını tartıyoruz. Durum böyle olunca çok kavimli, ırklı, hatta kültürlü toplumların bir arada yaşadığı dönemleri göz önüne getiriyoruz. Bizler öncelikli olarak Osmanlı Devleti sonrasındaki toprakların bir parçası üzerindeyiz. Türkiye, diğerleri farklı parçalar oluşturuyor. Bu topraklarda gayrimüslim yaşadı. Hıristiyanlar, Yahudiler ve Sabiiler. Hıristiyanların farklı ırk mensupları bulunuyordu. Rumlar, Ermeniler, Bulgarlar, Süryaniler, Makedonlar vs. Geniş bir coğrafyada bulunan bu toplulukların mal ve can güvenliği var. Devlet, kendi dininden olmayanlarında haklarını koruyor. Ve hatta daha titiz davranılıyor.
Müslümanlar savaşlarını cihat için yaparlar. Müslüman bir millet başkalarıyla savaşırken, kendi dininden olmayan, yönetiminde bulunanları savaşlara götürmüyor ve zorunlu kılmıyor. Bilerek götürülmüyor. Onlar ticaretlerini, ziraatlarını yapıyorlar, gündelik hayatlarını yaşıyorlar. Savaşan millet ise asıl işlerinden de geri kalıyor. Devlet de onlardan özel bir vergi alıyor. Verginin anlamı da şudur: “Seni savaşa götürmüyorum, zorunlu değilsin. Ben senin can ve mal güvenliğini sağlıyorum. Bunun için senden vergi alıyorum.” Asıl karşılığı budur.
İmdi bugün, Türkiye özelinden baktığımızda durum hiç de iç açıcı değil. Batı güdümlü cumhuriyet ideolojisi ve demokrasisinde laik sistemin koşullarında Müslüman kendini güvende hissedebilirdi. Sonuçları ortada bunu konuşacak durumda değiliz, yaşandı. Sağ iktidarlarda cumhuriyet ideolojisinin farklı versiyonlarıydı. Bir kesim iktidar gücünü eline geçirince diğerlerini bastırma ya da ötelemeye gitti. Bir parti gelir partizan davranır kendi adamlarını kurumlara yerleştirir. O gider diğeri gelir o, onlardan farklı değil. Sol gelir yandaşlarını kollar, sağ ve muhafazakârlar gelir gene durum değişmez.
Şu son dönemde yaşananlar çok üzücü. Müslümanlar adına, ama demokrasinin ve mevcut sistemin kuralları içinde daha çok yandaş. Böyle mi olmalıydı? Bu insanlar kime güvenecek?
Bu topraklarda yaşayan hemen herkes bu toprakların verimlerinden payını alma hakkına sahip. İster bu devlet kurumunda olur ister başka alanlarda. 1960 darbesi sonrası farklı bir anlayış, diğer dönemlerde farklı anlayışlar egemen oldu. 28 Şubat’ta adalet duygusu farklı, Ergenekon, balyoz dönemindekiler farklı, FETÖ yani 15 Temmuz sonrası ise farklı. Acaba hangisi hakiki, hangisi daha âdil. Ya da KPSS sınavlarında derece yapan vatandaşların puanlarının hiçbir değeri yok mu? Yok ise bu insanlar neden sınavlara girsinler? Sonuçları belli olan bir durum güven verir mi? İnsanlar bu gibi durumlarda hangi adalet duygusuna sahip olacaklar? İnsanlar hangi adalet duygusunda buluşacaklar?
Evet, ben Müslüman’ım, hakkaniyet neyse onu savunurum. Geçmişte ne kadar zulüm görürsem göreyim bu sonucu asla değiştirmez.