Adaletin buharlaştığı bir yerde her şey sıradanlaşır, berraklık kaybolur ve hikmet toplumun her kesiminin elinden uçup gider. Yerine düşünmeden sadece popüler olana, çoğunluğun ve gücü elinde bulunduranların meşruluk ya da had dayatmasına kayıtsız, şartsız uyup kalabalıkta kaybolup gitmeyi tercih ediyorlar. Güç sahipleri ise artık kendi keyfiyetlerini genele dayatmak için her türlü sansür, keyfi tutuklama ve kitlesel gözaltı, gerçeği manipüle etmek veya uydurulmuş gerçeklik dayatmak vb. şeyleri devletin yönetim sanatının/saltanatının olağan araçları haline getirirler.

Peki, böylesi bir durumda bir Müslüman’ın tavrı nasıl olur? Ne yapar? Müslüman bir kimsenin en büyük özelliği adaletin ikamesi için canla başla çalışmak olur ve adaletsizlik kimden ne sebeple gelirse gelsin onun önünde ama’sız, fakat’sız set olur. Müslüman bir kimsenin bir diğer özelliği ise ahlaken üstün olmasıdır. Bu yönü ile asla başkalarına benzemez hele zulüm yapanlarla hiçbir şekilde benzeşmez. Çünkü o her Cuma günü iyiliği ve adaletin olmazsa olmaz birer yaşam amacı olduğunu hatırlar ve bunun için kendini gözden geçirir. Bir başka boyutu ise sele kapılmaz, durur ve akıl sahiplerinin yapması gerekeni yapar. Bu nedenle de Müslüman bir kimse gündem ile manipüle edilemez.

Temel hakları bilir ve bunu mücadelesinin zeminine koyar ve iyiliği, güzelliği, faydalı olanı yaymaya çalışır ve kötülükleri, fenalıkları da uzaklaştırmak için müteyakkız olur. Ama bir şey oldu son zamanlarda kim bir şey hoşuna gitmiyorsa onu devlet yöneticilerine şikâyet edip, onların erkleri ile her şeyi ortadan kaldırmasını istemek gibi tuhaf bir saçmalığa bulaştılar. Hiçbir şeye emek etmeden sadece kamu otoritesinin had bildirmesi çağrısı yapmak adeta yokluğunu, tembelliğini, düşüncesizliğini ve eylemsizliğini ikrar etmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Bu nedenle sürekli akıp giden sahte gündemlerin çerezi olmak gibi bir anlamsızlığa saplanılmaktadır. İşte bu noktada insan sormadan edemiyor, peki senin farkın ne? Hangi meziyetlere haizsin ve senin en belirgin özelliğin nedir?

Bir de durup dururken yeni kutsallıklar üretmek de başka bir hastalıktır. Aynı düzlem içerisinde olan hiçbir şeyi kutsallaştırmamak gerekir ve bu noktada hassas olmak gerekir. Çünkü böyle sık sık birtakım şeylere kutsallık atfetmek, kutsal olanın değerini kaybettirdiği ve laçkalaştırdığı bir gerçektir. Bu yüzden de madde ve manayı iyi tanımak ve anlayış sahibi olmak gerekir. Yarınlara umutla bakabilmek için bugüne sahip çıkabilmek ve bugünü anlamlandırmak gerekir. Onun için de kendi meselelerini gündem yapmak ve feraset sahibi olmak gerekir. Duyumla, söylemle hareket etmek beyhude bir yorgunluk olduğu gibi hiçbir hayra da vesile değildir. Onun için sistemin senin hassas uçlarına dokunmasına müsaade etmemek gerekir ki bu da şuur sahibi bir kimsenin başlıca görevidir. Topluma öncülük etmesi beklenenlerin ise böylesi zamanlarda biraz daha dikkatli olmaları beklenir. Müslüman uyanıktır. Çünkü Müslüman’ın hayat yolculuğu bunu vaaz eder. Bu en büyük sorumluluğudur. Sorumluluk dikkat ve de rikkat gerektirir. Hoşça bakın zatınıza…