Adaletin önemine dikkat çekmek için sevgili peygamberimiz "Bir gün adalet yapmak kırk sene (nafile) ibadetten hayırlıdır" buyurmuş. (Kenz-ül ummal 6/17, hadis no 14623)

Ancak yine bir hadisi şerifinde "Üç çeşit hakim vardır. İkisi cehennemde biri cennettedir:

1- Hukuku bildiği halde taraf tuttuğundan adaleti yerine getirmez.

2- Hukuku bilmeden karar verir.

         Bu ikisi cehennemdedir.

3- Hukuk bilir ve doğru karar verir. İşte bu cennettedir." (Ebu Davud, Sünen 2/322, hadis 3573, Tirmizi, Sünen 3/612 hadis 1322)

Hukuku bildiği halde adaletten ayrılanların önünde üç tane çıkmazı vardır.

Bunlardan biri para, makam, birilerine yaranma gibi şeylerdir onun için Rabbimiz "Ayetlerimi az para karşılığında satmayınız" buyurmuş. (Maide 44)

Çok paraya satılır mı Diye bir soru hatıra gelebilir.

Şu iyi bilinsin ki, insansız bir dünyanın tamamı terazinin bir kefesine konulsa, öbür kefesine de kısa bir ayet konulsa ve satılsa yine de ucuza gitmiş olur.

Bu yazı serimizin birincisinde hakimin özelliklerini yazmış ve hakim ince bir anlayışa sahip olmalı demiştim.

İkrime nin Mevkuf hadisinde anlattığı bir olay var: İsrail oğulları zamanında ünlü üç hakim varmış.

Meleğin biri insan suretine girmiş, bir ata binmiş ve ineğini sulayan bir adamın yanına gelmiş. O adama "Bu öküz benim demiş ve yürümüş. Dana da atın arkasından yürümüş. Adam, dana benim diyormuş, atlı da benim diyormuş ama dana, atın ardından ayrılmıyormuş.

Hakime gitmeye karar vermişler. Adam dananın kendisinin olduğunu söylüyor, atlı ise Hakimin huzuruna varınca hakimin cebine çok değerli bir inci bırakıyor bu danayı bu at doğurdu. İsterseniz dışarı çıkalım. Dana, atın ardından giderse benim olsun, eğer ineğin ardından giderse bunun olsun der.

Denemişler, dana atın arkasına düşmüş gitmiş, hakim dananın at sahibine ait olduğunu söylemiş.

Adam, bir üst hakime gider ikincisi de inciyi alınca ve deliller de atlıdan tarafa olunca atlının lehine karar verir.

Adam bir daha üst hakime müracaat eder. Atlı ona da inciyi verir ama hakim kabul etmez ve "Bu gün karar veremeyeceğim" der. Atlı nedenini sorunca "Aybaşılıyım/hayızlıyım" der. Atlı "Erkekler hayız/aybaşılı olmaz ki" deyince hakim "Erkek at, dana doğurur da erkek adam niçin hayızlı olmasın " diye cevap verir. (Hılyetü-l evliya 3/331)

Hakimlerin önündeki çıkmazlardan ikincisi korkudur. Terfi edememe korkusu, sürgüne gönderilme korkusu, namlunun deliğinden görünme korkusu, çocuklarına bir zarar gelme korkusu gibi çeşitli korkuları olacaktır.

Rabbimiz "İnsanlardan korkmayın benden korkun" buyurmuş (Maide 44)

Hakimlerin çıkmazlarından biri de nefsinin isteklerine uymaktır.

Yetkiyi elde edince babasını asan adam gibi olmak.

Öğrenciliği zamanlarında kendisine haksızlık yapanları eline fırsat geçince cezalandırma tarafına gitmek.

Karşı ideolojiden olana kan kusturmak v.s.

Rabbimiz buna "Hevaya göre hareket" adını vermiş ve "İnsanlar arasında hak ile hükmet, hevaya uyma, yoksa seni Allah ın yolundan saptırır." Buyurmuş. (Sad 26)

" Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olunuz " (Maide 8)

Kanımızı damarlarımızda dolaştıran, gözümüzün yağını verip duran, kalbimizi çalıştıran, dilimizi döndüren Allah ın sözünün üstüne söz söylenmemeli vesselam.

Devam edecek.