Sayın Tayyib Erdoğan ve Sayın Abdullah Gül, terörle mücadele için yapılan zirve toplantısından sonra verdikleri beyantlarda:

"-Eğer 1 Mart tezkeresi kabul edilseydi, Kuzey Irak ta ortaya çıkan PKKterörü bu hale gelmeyecekti..." şeklinde sözler sarfediyorlar.

Tezkere kabul edilseydi, Türkiye nin Karadeniz den Ege ye, Ege den Akdeniz e ve Güneydoğumuza kadar bu bölgelerde mevcut olan bütün deniz, hava ve kara üslerimiz, 62 bin ABD askerinin işgali altına girmiş olacaktı.

Ülkemiz adeta işgale uğrayacaktı. Üstelik ABD ülkemiz topraklarını bütün İslâm ülkelerini işgal etmek için ABD ordusunun genel bir karargahı olarak kullanacaktı. Domino taşlarının birbirini süratle devirdiği gibi Türkiye dahil, bütün Ortadoğu ülkelerinin hepsi işgal edilip, müstemleke haline getirilecekti.

ABD Hariciye Bakanı Condeleezza Rice, böyle yapacaklarını tekrar tekrar dünya kamuoyuna ilan etti. Bu bölge ülkelerinin hepsinin siyasi haritasını değiştereceğiz dedi.

ABD hayranlığının, Başbakan ve Dışişleri Bakanımızı içine düşürdüğü gafletin derecesine bakınız ki, hâlâ uyanmadılar. Hâlâ keşke tezkere kabul edilseydi sözlerini söyleyebiliyorlar.

Hem ABD nin kucağına oturacaksınız, hem de ABD nin Türkiye yi bölmek için, 30 sene evvelinden kurduğu tuzaklardan Türkiye yi kurtaracağınızı iddia edeceksiniz.

Bunların tarih bilinci yok. Bırakınız tarih bilincini, Birinci Körfez Savaşı nda, iki ABD li komutanın, Cidde de tertip ettiği brifingte yaptığı açıklamadan bile haberleri yok. Bu iki komutan ne demişti: Biz ileride Kuzey Irak ta bir Kürt devleti kuracağız, bu devlete Türkiye nin Güneydoğusunu,Irak, Suriye ve İran daki Kürt bölgelerini de ekleyeceğiz.Pentagon un planı budur demişlerdi.Bu şok açıklama karşısında o basın toplantısında bulunan Güneri Civaoğlu, itiraz etmiş, biz ABD ile müttefikiz, bunu nasıl yaparsınız diye serzenişte bulunmuştu.

Ne yazık ki, Gül ve Erdoğan gibi düşünenler, hep kısa vadeli mülahazalarla kamuoyumuzu oyalıyorlar.

Düşünmüyorlar ki, bir İncirlik üssümüzü bile hâlâ ABD nin pençesinden kurtaramadık. Allah göstermesin, bir de Gül ve Erdoğan ın dediği gibi, sınır ve sahillerimizdeki bütün deniz, kara ve hava üslerimiz, tıpkı İncirlik gibi ABD nin eline düşseydi, ABD nin getirdiği, 62 bin asker bu üslerimize yerleştirilmiş olsaydı, halimiz nice olurdu O zaman ayıkla pirincin taşını deyip saçımızı başımızı yolmamız para etmeyecekti.

ABD, Turgut Özal zamanında da, bize aynı teklifi yapmış, o zamanki Genelkurmay Başkanımız olan Torumtay Paşa Özal tarafından öngörülen Türkiye nin ABD ile birlikte Irak a girme teklifini protesto ederek görevinden istifa etmişti. Kendisine halen minnet borcumuz var.

Doğan Güreş Paşa ise, ABD nin bir taraftan yüzümüze güldüğünü, diğer taraftan PKK ya silah yardımı yaparak, ikili oynadığını beyan etmiştir.

Rahmetli Eşref Bitlis Paşamızın, ABD nin bu iki yüzlü politikalarına karşı çıktığı için, bir suikasta kurban gittiğine dair kamuoyumuzda mevcut olan istifhamlar ve şüpheler devam etmektedir.

Sayın Mahir Kaynak ın dediği gibi, dış politika alanında, sempati ve antipatiye körükörüne teslimiyetçiliğe asla yer yoktur.

Hele hele, 1 Mart tezkeresi red edildi, ABD nin istediği olmadı diye Dışişleri Bakanımızın yaptığı gibi, üzüntüden ağlayarak, duygusallığa kapılmak, asla geçer akçe değildir.

Zira aşırı derecede bir şeyi sevmek, gözleri kör, kulakları sağır edecek derecede, gerçeklerin görülmesine mani olur.

Hem ABD nin kucağına oturacak derecede teslimiyetçi, duygusal ve ağlamaklı olacaksınız ve hem de açıkça vatanımızı bölmeye yönelik tavır ve girişimler içinde bulunan ABD ye karşı, millî menfaatlerimizi koruyabileceğinizi zannedeceksiniz. Olmaz böyle şey.

Üstelik bu duygusallıkta ısrar eden Gül ve Erdoğan ikilisi, Bush ve Blair in, masum ve sivil Irak halkı üzerine bomba yağdırması için ülkemiz üzerinden hava koridoru açmış, masum Irak halkının telef olmasına vesile olmuştur.

Ortadoğu ya kan ve katliam getirmekten başka hiçbir faydası olmayan Büyük Ortadoğu Projesi nin, Erdoğan hâlâ yürütücüsü ve eşbaşkanlığı görevini deruhte etmektedir.

AKPiktidarı bu bakımdan sorumludur.Ya temel politikalarını millî irade doğrultusunda yeniden düzenlemeli, ya da istifa etmelidirler.

Ayrıca seçimler arefesinde, milletimiz ve Allah huzurunda, Bush un politikalarına âlet oldukları için, hem özür dilemeli ve hem de tevbe etmelidirler.