`… Birbirlerine bakar, `sizi gören birileri yok mu’ derler... Kendilerinin gücü yetmeyince kendilerine yardımcı ararlar... Birilerinin çıkıp sizi etkisiz hâle getirmesini isterler... Birilerinden medet umarlar... Askerin müdahale etmesini isterler... İşçilerin ayaklanmasını isterler... Uluslararası güçlerin harekete geçmesini isterler... Allah’tan medet isteyemezler, çünkü suçludurlar; putlardan medet isterler...

İnsanlık yirminci yüzyılı büyük acılar içinde geçirdi... Sermayenin oyuncağı hâline getirilen Hıristiyanlık etkisiz hâle getirildi... Devletler parçalandı... Büyük savaşlar (dünya savaşları) ortaya çıktı... Sosyalizm ve komünizm ile milyonlarca insan doğrandı... / Sonuç ne oldu / O fırtınaların hepsi geçti ve şimdi insanlık huzura doğru, barışa doğru gitmektedir...

Şimdi ben yaşayarak ve bilerek iddia ediyorum ki; asrın tarafsız ve bağımsız ilmi tarihçileri bunları belgeleri ile ispatlayacaklardır. 1967’de İzmir’de Akevler Kooperatifi’ni resmen kurduk. Gayemiz; Kur’an’ı bugünkü müsbet ilimlerle yorumlayarak çağımızın sorunlarını mikroda kooperatifte çözmek idi... Akevler Kooperatifi Necmettin Erbakan’ı bağımsız adaylığa teşvik etti ve destekledi. Millî Nizam Partisi kuruldu. Kapattılar! Millî Selâmet Partisi kuruldu ve iki sene sonra CHP ile koalisyon yaptı. Sermaye CHP ile DP’yi çatıştırıyor ve kendisi keyif çatıyordu. Bizi ise CHP’lilerin öldürmesinden dem vurarak DP’lilerin akıbeti ile korkutuyorlardı. Biz korkmadık, CHP ile koalisyon yaptık. Kıbrıs’ı zulüm ve katliamdan kurtardık, CHP ile gül gibi geçindik. Sermayenin yalanını sıfır ettik. Humeyni o sırada Bursa’da sürgünde idi, o da İran’da solcularla benzer bir işbirliği yaptı ve inkılâbı gerçekleştirdi. Gorbaçov da İran örneğini görerek sermayenin yalanını bertaraf etti. ABD’de Obama başkan olunca o yalan çürüdü. Bugün dünya değişmişse, bunun ilk mumunu Millî Görüş Hareketi yakmıştır. / Bu bir iddiadır; gelecekte tarih doğrusunu bulacak ve yazacaktır. / Şimdi de iddia ediyoruz ki; bizim 1967’de resmen başlayan yarım asırlık çalışmalarımız insanlığa “Adil Düzen”i ve “Adil Ekonomik Düzen”i hazırlamış, artık insanlığın bunu öğrenme zamanı gelmiştir... En başta Saadet Partililer öğrenmelidirler… Sonra Ak Partililer öğrenmelidirler... Sonra bütün Türkiye öğrenmelidir... Sonra bütün Müslümanlar öğrenmelidir... Dünya ondan sonra öğrenmekle mükelleftir...

AK Parti Batı’nın sokaklarında çözümler aramış ve hâlâ bu yolda ilerlemektedir... / AK Parti de kanunlar yapar ve ertesi sene yine yapar... Batı bu ekseriyet sistemi ile insiraf içindedir... Ekseriyete dayalı olarak yapılan kanunlar her zaman değişmeye mahkûmdur... İktidar değişince bütün kanunların değişmesi gerekir... Ekseriyetle kanun yapmanın mahzurları şunlardır. a) Ekseriyet ekalliyeti ezer, hattâ yok eder. Çünkü onu durduracak bir denge aracı yoktur. b) Ekseriyet istikrarsızlık getirir. En kabiliyetsiz ve dönek kimseler sık sık saf değiştirerek çelişkili mevzuatı üretirler, yönetimi en kötü ve en zayıf olanlar alır. c) Ekseriyet sistemi çelişkili sistemdir. Tutarsızdır, işe yaramaz, uygulanamaz. Dolayısıyla durmadan kanunlar çoğalır. Anlaşılmaz ve uygulanmaz kanunlar sadece raflarda durur, ülke kanunsuz ve ilkel yönetimlerce yönetilir. d) Ekseriyet sistemi halkı kamplara ayırır ve birbirleriyle savaştırır. Sonunda ya sermaye ya da silah hâkim olur. Zaten sermaye ekseriyet sistemini kiliseyi ve halk yönetimini yok etmek için icat etmiştir. / Ekseriyet sisteminin diğer bir özelliği de yöneticilerin sık sık değişmesidir. Yasaların tutarsızlığı ve istikrarsızlığı dışında uygulayıcıların değişmesidir. Bu da onların kötü düzenleri sonucu Allah’ın kanunudur. Yöneticiler hem kendileri değişir hem de halktan rey almak için söyledikleriyle iktidarda oldukları zaman yaptıkları tamamen farklı olur, birbirine uymaz. Geçmişte çok yaşadık. Muhalefette söyledikleri ile iktidarda söyledikleri yer değiştirir. Eskiden onların söylediklerini bunlar söyler, bunların söylediklerini onlar söyler...

FIKHIN, FIKH etmenin dereceleri vardır. -Ümmiler sadece gözetim altında iş yapabilirler -Sailler ise verilen işi kendi başlarına devam ettirirler. -Âmiller mezun oldukları işleri kendi başlarına yapabilirler. -Zakirler kitapları ve projeleri anlayıp uygulayabilirler. -Fakihler proje yapabilirler. -Rasihler ise proje yapma kurallarını ortaya koyarlar. Böyle örgütlenme olacaktır. İnsanlık bugün “FIKIH”tan mahrum olduğu için zulüm içindedir.’ (s.13-15) Bu haftalık bu kadar, vesselâm...