Topluluk vardır. Topluluk statiktir. Geleneklerini
korumak ister.
Topluluk içinde düzene karşı çıkan kişiler vardır. Bunlar
yenilik yapmak isterler.
Yenilikler hangi yollarla yapılabilir
1) İnsanları Tanrı ya inandırırsınız, sizin de Tanrı
elçisi olduğunuzu kanıtlarsınız. Topluluk içinde size tâbi olanlar sizin
yanınızda yer alır. Onlar sizi dinler ve sonunda yenilik meydana gelir. Ne var
ki toplulukta yenilik yapmak isteyenler diğerlerinin de kabul etmesine
zorlamadıkları halde, diğerleri yenilikçileri boğmak isterler ve yeniliği
önlemeye çalışırlar. Ama sonunda mukadder olan yenilik gerçekleşir ve tutucular
mağlup olurlar. Bundan önceki hak uygarlıklarının gelişi böyledir.
2) İkinci tip yenilikleri siyasiler yapar. Bir yerden
öğrendikleri yenilikleri ülkelerine getirmek için halka baskı yaparlar.
Okullarda ve kışlalarda hep yeniliğe zorlayarak inkılâp yaparlar.
3) Üçüncü tip yenilikler ise zenginler tarafından
yapılır. Bilhassa yabancı ülkelerdeki zenginlerle işbirliği yapan yerli
zenginler halkı kendi menfaatleri etrafında toplar ve orada yenilik yaparlar.
Yirminci yüzyılın yenilikleri hep böyle olmuştur. Sermaye beşyüz senedir bu
şekilde inkılâplar yapmaktadır.
4) İlim adamları projeler hazırlarlar. Siteler kurarlar.
O sitelerde uygulama yaparak insanlığa inandırarak yenilik yaparlar. Biz
1967 de İzmir Akevler Kooperatifi ni kurduk ve bizi destekleyenlerle yenilik
yaptık. Bu sayede bugünkü duruma gelindi.
Yenilik takdir-i ilâhidir.
Bunu yani yeniliği kimse önleyemez.
Uygarlaşmak isteyenler galip gelirler ve insanlık
ilerlemeye devam eder.
Osmanlı İmparatorluğu nun mağlup olup ortadan kalkması bu
sebepledir. Osmanlılar yenilik yapmak istediler ama Batı anlayışını Türkiye ye
aktararak yenilik yapmak istediler. Hâlbuki Allah ın takdiri ikinci Kur an
uygarlığı idi. Bunu beceremediler ve silinip gittiler. Şimdi Adil Düzen ile
ikinci Kur an uygarlığı projesinde Türkiye yürümektedir. Bu sebepledir ki çok
kötü durumda ve hata üstüne hata içinde olduğu halde Türkiye ayaktadır.
Allah ın planı ikinci Kur an uygarlığının kurulması idi.
Allah ın bu planını değiştirecek kimse yoktur. Kur an nâzil olduğu zaman da
birinci Kur an uygarlığını haber veriyordu. O gün de onu durduracak kimse
yoktu. O zaman Mekke fethedilmiştir. Artık İslâm devleti oluşmuştur. Bu takdir-i
ilâhidir. Kimse bunu tersine çeviremez.
Kâfirleri yani ilâhi vahye ve mucizelere kulak vermeyip
yeniliğe karşı çıkanları Allah rezil edecektir. Bugün de müsbet ilim verilerine
kulakları tıkayanlar rezil olacaklardır.
Bugünkü uygarlık dört kaynağa dayanmaktadır, makroda
denge bunların üzerinde kurulmuştur; zina, faiz, rüşvet ve mafyalar. Müsbet
ilim, sosyoloji ve psikoloji bunların kötü olduğunda ittifak hâlindedir.
Bunların hastalık olduğunu kabul etmek zorundadırlar. Matematiği bilmeyen cahil
iktisatçılar hariç kimse faizi savunamaz.
Necmettin Erbakan ın başkanlığında Almanya da Adil Düzen
çalışmaları yaptığımız dönemde, Alman Prof. Dr. Ninhaus a izah etmişizdir. Faiz
sanayileşmede yararlıdır. Çünkü sermaye birikimi olur, fabrikalar kurulur. Oysa
bugün fabrikalara değil işçilere ihtiyacımız vardır. Bugünkü sermaye karşılığı
olmayan bedava kâğıt para sermayesidir. O halde faizli sistem nasıl çalışacak,
faizli para alanlar nerede kullanacaklar İşsiz yok ki yeni işyeri yapsınlar.
Bu açıklama ve sorumuza cevap verememişti. (s.8,9) [Devamı var ]
***
Tekrar hatırlatıyoruz
Kur an ayı Ramazan ayındayız KUR AN VE İLİM seminer
çalışmalarımız 723 haftadan beri devam ediyor Tevafuk eseri bu haftaki
çalışmamızda Kur an nizamı, Kur an düzeni üzerinde durmamızı gerektiren âyetler
denk geldi Allah uygulamayı nasip eylesin
Notlarımızın tamamına, www.akevler.org sitemizin
Seminerler bölümünden ulaşılabilir.