Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos; İskenderiye, Antakya ve Kudüs kiliselerinin başpapazlarını 30 Kasım’da İstanbul’da toplamaya hazırlanıyor.
Yunan basını, bu toplantıyı İstanbul’da değil sözde “Konstantinopolis’te” yapılacak bir buluşma olarak duyuruyor. Fener Rum Kilisesini “dört kadim dini merkezin başı”, Roma ile birlikte oluşturulan beşli kilise düzeninin temel unsuru ve dünya Ortodoksluğunun yönetim merkezi gibi göstermeye çalışıyor.
Şimdi soruyorum:
30 Kasım’da Fener’de yapılacak toplantı nedir?
Bu kişiler İstanbul’a hangi sıfatla gelecekler?
Başpapaz Bartholomeos onları hangi hukuki yetkiyle davet etmektedir?
Toplantıda Türkiye’nin egemenliğini aşan siyasi ve uluslararası kararlar mı alınacaktır?
Fener Rum Kilisesi bağımsız bir devlet midir?
Başpapaz Bartholomeos devlet başkanı mıdır?
Elbette hayır!
Fener Rum Kilisesi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi bir dini kurumdur. Başpapaz Bartholomeos da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir din görevlisidir.
Fakat yıllardır Fener Rum Kilisesini Türkiye’deki Rum Ortodoks cemaatine hizmet eden dini bir kurum olmaktan çıkararak devletler üstü bir yapıya dönüştürmeye çalışıyorlar.
Başpapaz Bartholomeos’a devlet başkanı muamelesi yapılması, Fener Rum Kilisesi için sözde “ekümenik” sıfatının kullanılması, Heybeliada Ruhban Okuluna Türkiye’nin Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu dışında özel statü istenmesi, İstanbul’a ısrarla “Konstantinopolis” denilmesi ve dünya kiliselerinin Fener’de toplanması aynı projenin parçalarıdır.
Bunun adı din özgürlüğü değildir.
Bunun adı, Fener Rum Kilisesini Vatikanlaştırma projesidir!
30 Kasım’da yapılmak istenen toplantı da ikinci bir Vatikan oluşturma projesinin provası görünümündedir.
Bir de konunun mütekabiliyet boyutu vardır.
Türkiye’de Fener Rum Kilisesine yeni haklar, ayrıcalıklar ve uluslararası hareket alanı istenirken Yunanistan, Batı Trakya’daki Türklerin seçtiği müftüleri tanımıyor, Türk okullarını kapatıyor, Türk kimliğini reddediyor ve tarihi camileri sahipsiz bırakıyor.
Türkiye’den sürekli taviz isteyenler önce Batı Trakya’daki Türklere aynı hakları vermelidir.
Türklerin seçtiği müftüler tanınmalıdır.
Kapatılan Türk okulları yeniden açılmalıdır.
Batı Trakya’da imam hatip okulu ve ilahiyat fakültesi kurulmalıdır.
Türk vakıfları ve ibadethaneleri üzerindeki baskılar kaldırılmalıdır.
Mütekabiliyet yoksa taviz de yoktur!
Mütekabiliyet yoksa Heybeliada Ruhban Okulu da yoktur!
30 Kasım’daki toplantının dini sınırları aşarak siyasi, diplomatik ve devletler üstü bir gösteriye dönüştürülmesine kesinlikle izin verilmemelidir.
Fener Rum Kilisesi devlet değildir!
Başpapaz Bartholomeos devlet başkanı değildir!
İstanbul’un adı Konstantinopolis değildir!
Türkiye Cumhuriyeti, kendi topraklarında devlet içinde devlet kurulmasına ve ikinci bir Vatikan oluşturulmasına asla izin vermemelidir!