Bu tarihte askerler hükümete muhtıra vermişti. İnternet üzerinden verildiği için
tarihe «e-muhtıra» olarak geçti.
Askerin siyasete son müdahalesinin üzerinden on yıl
geçti. Önce şunu belirtmekte yarar var: Bizim müdahaleleri tasvip etmemiz
mümkün değildir. Sadece askerlerin değil; darbe kimden, nereden, hangi kesimden
gelirse gelsin; bunu yapanların suç işlediklerini ifade etmemiz lazım. Darbe
yapmanın yanlış olduğunu aslında en çok darbeciler bilir.
Muhtemelen onlar da yaptıkları yanlışı fark etmiş
olmalıdırlar ki; ülkemizde darbeler tarihi incelendiğinde ilkine göre sonraki
darbelerde bir yumuşama olduğu göze çarpar.
Gelin, Genelkurmay ın siyasete müdahale ettiği dönemleri
birlikte hatırlayalım:
27 Mayıs 1960 darbesi: Başbakan ve iki bakan idam edildi.
12 Eylül 1980 darbesi: Siyasi partiler kapatıldı. Parti
liderlerine 10 ar yıl, milletvekillerine de 5 er yıl siyaset yasağı konuldu.
28 Şubat 1997 post-modern darbe: Refah Partisi iktidardan
uzaklaştırıldı ve kapatıldı.
Muhtıralar da öyle:
12 Mart 1971 de hükümet istifa ettirildi; ayrıca, Milli
Nizam Partisi kapatıldı
27 Nisan 2007 de e-muhtıra verildiğinde hiçbir anormal
değişiklik olmadı.
Kronolojiye dikkat edin lütfen!
İlk askeri darbe kanlı oluyor. İkinci darbe kansız olarak
sonuçlanıyor. Üçüncüsüne darbe deyip dememe konusunda bile mutabakat yok. Ona
post-modern darbe deniliyor.
Muhtıralar da öyle; ilkinde, hükümet devriliyor ve bir
parti kapatılıyor. İkincisinde ise, işleyişte hiçbir değişiklik olmadığı
gözleniyor. Temennimiz odur ki; ülkemizde herkes kendi görevini yapsın ve kimse
kimsenin işine burnunu sokmasın.
Şimdi, bir konuya daha dikkat çekelim: Şu meşhur
Ergenekon davası... Peş peşe bir sürü darbe hazırlığı iddiaları...
Ne oldu
Fasa fiso...!
Şöyle bir soru sorsak acaba birileri için ağır mı kaçar
Bir zamanlar darbecilerin üzerine gittiği söylenen ve bu
sayede popülaritesi artmakta olan o kahramanlar(!) nerede
Dilerseniz cevabını biz verelim:
Yahu 28 Şubat olmasaydı bunlar olur muydu
Bunların kendisi zaten darbe ürünü değil mi