Nelere yol açmadı ki!

Öncelikle takkeler düştü keller göründü!

Sonra görüldü ki “cennete bile kesiyoruz” denilirken aslında “cehenneme rezervasyon” yapılıyormuş!

15 Temmuz öncesinde sıkça “dinler arası diyalog” lafını duyardık, sonrasında, “Haçlı ordusunun ülkeyi işgal etmesinin kötü bir şey olmadığı” duyduk!

Ve de Haçlıların “karılarımıza, kızlarımıza ilişmedikleri” söylenir oldu!

Haçlılar “mabetlerimize” de ilişmezlermiş!

15 Temmuz öncesinde kendilerini “karıncaezmez” kişiler olarak sandığımız nice kişinin bir anda “silahlı örgüt elemanı” haline geldiğine tanık olduk!

Evet, 15 Temmuz yaşanmasaydı onları hâlâ “karıncaezmez” kişiler olarak sanmaya devam edecektik!

15 Temmuz gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına vesile oldu!

15 Temmuz’a kadar mahallenin “efendi adamları” olarak tanınan nice kişinin aslında aralarında “özel haberleşme sistemi” bulunan bir çetenin elemanları olduğunu öğrendik!

Binlerce kişi herkes tarafından kullanılan haberleşme sistemleri dışında özel sistemler kullanıp birbirleri ile haberleşir olmuşlar!

Verilen ifadelere bakılınca söylemlerin “dini nitelikli” olduğu ama eylemlerinin buna “hiç uymağı” dikkat çekiyor!

Kurdukları sistem ile kendilerine “yardımda bulunmayan” işadamlarını özel muamelelere tabi tutmuşlar ve perişan etmişler!

Yine başkalarını “hırsızlıkla” suçlarken kendilerinin “soru hırsızlıklarını” örtbas etmeye çabalıyorlarmış!

Sınav sorularını çalarak binlerce elemanlarını devlete yerleştirmişler!

Diyanet’te, Milli Eğitim’de, askeriyede ve yargıda bu yolla büyük bir güç edinmişler!

Öylesine güçlenmişler ki şimdi temizle temizle bitmiyor!

Evet, 15 Temmuz’a çok şey borçluyuz!

Elbette o gün çok “şehit” verdik ama pek çok şeyi de “enine boyuna” öğrenmiş olduk!