Hiç kuşku yok; 15 Temmuz hain ve alçak darbesi dış güçlerce desteklenen, FETÖ ile beslenen, Türkiye’yi işgale yönelik bir kalkışmaydı.
1) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; tüm özgürlükler rafa kaldırılacaktı.
2) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; devletin yönetimi, kendisine “Yurtta Sulh Konseyi” adını taktığı bir askeri cunta tarafından deruhte edilecekti.
3) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; milli irade yok sayılacaktı.
4) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; siyasi iktidara görevden el çektirilecekti.
5) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; Parlamento ve Hükümet feshedilecek, Parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırılacaktı.
6) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilecekti.
7) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; yurt dışına çıkışlar yasaklanacaktı.
8) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; tüm ülkede sokağa çıkma yasağı konulacaktı.
9) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; ülke tam bir kaosa sürüklenecekti.
10) Şayet o hain ve alçak işgal harekâtı hedefine varsaydı; Türkiye, sabah erken kalkanın darbe yaptığı 5. sınıf bir Afrika ülkesi konumuna düşecekti.
Allah (C.C.) korudu…
MİLLİ GÖRÜŞ VE 15 TEMMUZ DARBESİ
15 Temmuz 2016 gecesi…
O meş’um gece…
Hiç tereddüt yoktu; bu Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde bir cuntanın darbe girişimiydi…
Darbe kalkışmasının başladığı saatlerde, Milli Görüş’ün yegâne temsilcisi Saadet Partisi’nde de hızlı bir istişare ve telefon trafiği yaşanmaktaydı…
Saadet Partisi’nin o dönem Genel Başkanlığını deruhte eden, Anayasa profesörü Mustafa Kamalak, bombalanan ve kurşunlanan, milli iradenin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) hiç tereddütsüz gitme kararı aldı.
Kamalak, beraberinde Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Celal Asiltürk, Özel Kalem Sekreteri Şakir Kadıoğlu, koruması Halil Çakır ve makam şoförü Yaşar Altıner’le birlikte yola çıktı.
Ankara’yı bilenler bilir; Saadet Partisi’nin de yer aldığı Balgat’tan TBMM’ye giden yol adeta “askeri güzergâh” gibidir.
Kuvvet komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığı hep bu yol üzerindedir.
Kamalak’ı taşıyan makam aracı TBMM yakınlarına geldiğinde ortalık toz dumandır. Yolların çoğu kapalıdır. Çevre ana baba günüdür. Genelkurmay önü ve TBMM’ye giden yol hınca hınç doludur…
Kamalak ve beraberindekiler Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın hemen yakınında durmak zorunda kalırlar.
Bundan daha ilerisine gitmek de zaten imkânsızdır.
Kamalak, bombalar altında TBMM’ye doğru yürürken darbeci cuntacıların kullandığı bir F-16 savaş uçağı Meclis üzerinden alçak uçuş yapar. Müthiş bir ses kulakları adeta yırtar. Zira bu uçaklar alçaktan uçtuğunda bomba atmış gibi ses çıkarmakta.
Saadet Partisi Genel Başkanı, bu ahval ve şerait altında, milli iradeye sahip çıkma noktasında bir milim geri adım atmaz.
Hemen sonrasında Mustafa Bey şu demeci verdi, uzatılan mikrofona; “Askerin içindeki çürük elmaların temizlenmesi bakımından hayırlara vesile olur… Ne olursa olsun, hiçbir şekilde askeri darbeleri desteklemek bizim açımızdan kati şekilde mümkün değildir…”
Prof. Kamalak, darbe girişiminin henüz ilk dakikalarında TBMM’ye gitme cesaretini gösteren ve “milli irade”nin yanında olduğunu belirten açıklamayı çatışmaların altında yapan ilk liderdir.
***
Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk, olayı, “Akıl almaz ölçüde bir eşkıyalık” olarak niteledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da, “15 Temmuz, bütün ihanet şebekelerine rağmen, bu milletin sahip olduğu iman ateşinin hiçbir zaman söndürülemeyeceğini göstermiştir” ifadelerini kullandı.
Bütün bunları şunun için hatırlattım ve yazdım; askeri darbelere ve 15 Temmuz hain ve alçak darbe kalkışmasına Milli Görüş’ün karşı tavrı, karşı tutumu, bakışı bu kadar açık, bu kadar netti...
HAÇLILARIN KUDÜS’Ü İŞGAL TARİHİ; 15 TEMMUZ...
15 Temmuz 2016 gecesi, TBMM’yi bombalayan, halkın üzerine direkt kurşun yağdıran işgalciler başarılı olsaydı bugün bambaşka bir Türkiye ile karşı karşıya kalacaktık. Allah (C.C.) korudu.
Peki, hiç düşündünüz mü, 15 Temmuz neye tekabül ediyor?
7 Temmuz 1099 tarihinde IV. Raymond önderliğindeki Haçlı Ordusu Kudüs’e geldi. Daha sonra kuşatma resmen başladı. Kudüs’ün kuşatılması sırasında önce Haçlı orduları şehrin surlarına birçok başarısız saldırılarda bulundular ve geri püskürtüldüler.
Haçlılar iki tane büyük kuşatma kulesi yaptı. Bunlar 14 Temmuz gecesi şehrin duvarları önüne getirildi.
15 Temmuz 1099 tarihinde de Haçlılar Kudüs’ü işgal etti.
Haçlılar 88 yıl Kudüs’ü işgal ettiler.
ABD’NİN 15 TEMMUZ DARBESİNDEKİ ROLÜ!
*Asker kılıklı teröristler, kullandığı savaş uçaklarıyla TBMM’yi bombaladı...
*Asker kılıklı teröristler, kullandığı savaş uçaklarıyla Emniyet’i bombaladı...
*Asker kılıklı teröristler, kullandığı savaş uçaklarıyla Milli İstihbarat Teşkilatı’nı bombaladı...
*Asker kılıklı teröristler, kullandığı helikopterlerle halkın üzerine ateş açtı...
*Asker kılıklı teröristler, kullandığı savaş uçakları ve helikopterlerle TÜRKSAT’ı bombaladı ve burada üniversite yıllarımda birlikte aynı evde kaldığım Ahmet Özsoy’u şehit ettiler...
*Asker kılıklı teröristler, kullandığı tanklarla milleti ezip geçti...
*Asker kılıklı teröristler, tanklarla kadın, çocuk, yaşlı demeden halkı katletti...
*Asker kılıklı teröristler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin canına kast etmek istedi...
***
Bu arada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum; 15 Temmuz darbesinde ABD’nin İncirlik Üssü’nün rolü... Dolayısıyla Amerika faktörü... Bu husus tam olarak ortaya çık(a)madı, çıkarılamadı... Neden acaba?