Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ABD’nin “ne yapmak” istediğini anlamakta zorlandığını ifade ediyor. Bilindiği gibi FETÖ terör örgütüne toz kondurmayan, terör örgütü PKK’nın yurt dışındaki uzantıları PYD ve YPG’ye sürekli silah ve mühimmat yardımında bulunan ABD Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “korumaları” hakkında yargılama kararı almış bulunuyor.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan da bu durum karşısında ABD’nin “ne yapmak” istediğini anlamakta zorlandığını söylüyor. Zorlanacak ne var ki!

ABD’nin “ne yapmak” istediği son derece açık değil mi?

FETÖ terör örgütü ile PKK’nın yurt dışındaki uzantıları PYD ve YPG “dost ve müttefik” olarak kabul edilirken, Erdoğan’ın korumaları ise “hasım” olarak görülüyor. ABD’nin tutum ve davranışları bunu açıkça ortaya koyuyor.

Açıklamalarının hepsi de bu yönde!

ABD Türkiye yönetimine karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiriyle gayet “açık ve net” bir tutum izliyor.

İsrail ile iyi ilişkiler sürdüren Türkiye “baş tacı” edilirken ilişkiler bozulunca birden bire “tu kaka” ilan edilmedi mi?

ABD hiç kuşkusuz Türkiye ile ilişkilerinde de kendi çıkarlarını ön plana çıkarıyor ve işine gelmediği anda Türkiye’ye dirsek çeviriyor. FETÖ yapılanması bir “ABD organizasyonu” olduğu için hep hüsnü kabul görüyor. PKK’nın yurt dışındaki uzantıları PYD ve YPG de açıkça ABD’nin bölgemizdeki “taşeronluğunu” yapıyorlar. Adları ABD tarafından SDG olarak değiştirilmiş olsa da netice itibarıyla bir şey değişmiş olmuyor. Gördüğünüz gibi hep “bilinen konuları” tekrarlıyoruz.

Bunun içinde ABD’nin “ne yapmak” istediğini anlamakta çekilen zorlanmayı anlayamıyoruz. ABD kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapıyor.

Türkiye’ye yönelik “Dostumuz ve müttefikimiz” yollu açıklamaları da “laf salatası” olmaktan öteye bir anlam taşımıyor.

ABD kendi çıkarları ne gerektiriyorsa dost ve müttefik seçimini ona göre yapıyor. Darısı Türkiye’nin başına diyoruz.

Kuru kuruya kimi ülkeleri “dost ve müttefik” belleme yerine çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa ona göre “dost ve müttefiklerimizi” belirleme şansını yakaladığımız anda epey mesafe almış olacağız.

ABD’nin “ne yapmak” istediğini anlamakta zorlananlar olaya bu açıdan bakmalı ve klişeleşmiş dost ve müttefik anlayışından kendilerini biran evvel kurtarmalılar.