Alimlerin ve âmirlerin fesadı (yani bozulması) toplumun genel fesadına yol açar şeklinde değişmez bir gerçek vardır.

Günümüzde ise âmirler iktidarda olan siyâsi kadrodur. Görülen odur ki zihniyet kirliliğine bulaşmış olan AB nin etkisi kanunlarımızında kirliliğine sebep olmuştur.

Çünkü AKP nin Meclisten çıkarttığı yeni Türk Ceza Kanunu nda ahlaka uygun olduğuna dair hükümler yer alıyor.

Bu yüzden, Türk Ceza Kanunu na dayanılarak çıkartılmış olan 5253 sayılı Dernekler Kanu na uyularak Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bir kararla "Homoların ve lezbiyenlerin kurdukları derneğin yasal olduğu" kabul edilmiştir.

Böyle bir uygulamanın aziz milletimiz tarafından tasvib edilmesi asla mümkün değildir. Mümkün değildir çünkü, kanunların kirliliği devam ederse sonunda kişilerin ve âilelerin, namuslarının da kirliliğine yol açacaktır. İleride birileri kalkacak erkeklerle erkeklerin evlendirilmesi için kanun çıkarılmasını isteyecek.

Bir milletin kutsal ve vazgeçilmez kavramlarının kirletilmesi veya tahrip edilmesi ise, o milletin ve devletin temellerine konulan dinamit hükmündedir.

Bu münâsebetle milletten ve hatta AKP milletvekillerinin önemli bir kısmından bile gizlenerek, meydana getirilmiş olan bu kirliliğin derhal düzeltilerek evvel emirde kanunlarımızın bu iğrenç hükümlerden temizlenmesi lazım.

Bize göre bu düzenlemelerden, olayı bilen AKP milletvekilleri kadar CHP milletvekilleride sorumludur. Zira, bilindiği gibi TCK ve diğer AB ye uyum yasaları aceleye getirilerek milletimiz bir oldu-bittiye getirilmiştir.

Bu yanlışta ısrar edildiği taktirde, bu kirliliğe hayır diyen Mecliste üyesi olsun olmasın bütün siyasi partiler ve bütün sivil toplum kuruluşları ve ilâveten bütün milletimiz bir milli cephe, bir toplumsal mutabakat tesis ederek örgütlenmeli ve sonuna kadar demokratik yollardan mücadeleye devam ederek bu yanlışı düzeltmelidir.

Bir insan veya bir millet ne için yaşar Herşeyden önce manevi değerlerini, ahlâkını ve namusunu şeref ve haysiyetini korumak için yaşar.

Bayrağını ve istiklâlini çiğnetmemek için yaşar.

Bakınız sayın Başsavcı, Homo ve lezbiyenlerin kurmuş oldukları derneğe karşı, yaptırım uygulanamayacağını belirtirken kararında ne diyor.

"Yeni Türk Ceza Kanunu nun yapılandırılmasında, cinsel yönelim ayrımcılığının tartışıldığı bir dönemde eşcinsel olmak ahlaksız olmak anlamına gelmez..."

Görüldüğü gibi sayın Başsavcının bu savı, kendi şahsi  görüşü olmayıp, Kamuoyumuzdan gizli kapaklı, Yeni Türk Ceza Yasası nı, hazırlamış olanların, hukuk sistemimize sürdüğü kara bir leke hükmündedir.

Yazımızın başından beri anlatmaya çalıştığımız, ise AB nin bize dayatarak aşıladığı, kendi medeniyetlerinin, cerahatı ve ufunetidir, zihniyet kirliliği kanun kirliliği ve namus kirliliğidir.

Hani bize uygulanan asimilasyon değildi Birde kalkıp Başbakan, bizimki asimile olmak değil, entegre olmaktır diyerek halkımıza nutuklar atıyor. Mazallah şu yapılanlar ise asimile olmanın çok ötesinde, bizim İslam medeniyetinden aldığımız üstün ahlak ve kültürümüzü yerin dibine batıran ve hatta hatta İslam dan önceki, asalet ve necabetimizi bile kökünden kazıyan bir değişimdir.

Siz kalkıp bizim milletimizin, edep, hayâ ar ve namus damarlarını çatlatacak, belgelere gözü kapalı imza atarsanız Kur an-ı Kerim de, takbih edilen, "Onlar hayvanlar gibidirler, belki hayvanlardan da aşağıdırlar" itham ve ihtarına, bilerek veya bilmeyerek muhatap olmayı hak etmiş olursunuz.

Eğer cesâretiniz varsa, "Homo ve lezbiyenlere serbestlik verilsin mi verilmesin mi" sualini halkımıza sorarak bir referandum yapınız. O zaman milletimiz size hakettiğiniz cevâbı verecektir.

Yine de bu büyük hatayı düzelterek, Hukuk sistemimizin alnına sürülen bu lekeyi temizlemek mümkündür. Henüz fırsat elden kaçmamıştır. Derhal bir kanun teklifi getirilerek, bu hata düzeltilmeli ve milletimizden de tekrar tekrar özür dilenmelidir.