Türkiye, Mısır da yaşanan katliamdan sonra her zamanki
gibi sert(!) açıklamalarda bulunurken, Başbakan Erdoğan BM Güvenlik Kurulu nu
acilen toplantıya çağırıyor. ABD, AB, dünyanın hatırı sayılır Avrupalı
devletleri, hemen hemen hiçbiri yaşananlara standart tepkiler ve kitabi
üzüntüler dışında ilave bir reaksiyon göstermezken, bu devletlerin etkin olduğu
bir kurumu devreye girmeye çağırmak ne kadar da mantıklı acaba
Hem Batı nın ikiyüzlülüğünden şikayet edip, hem de
onların etkin olduğu BM den müdahale etmesini beklemek, çelişkinin de
çaresizliğin de ta kendisi. Çaresizlik demek, bir bahaneden ziyade içinde
bulunduğumuz çıkmazın da adı aynı zamanda. İslam dünyasının bir olamamasının,
güçsüz oluşunun bir yansıması ve halihazırda süregelen gereksiz çatışmaların ve
fikir ayrılıklarının da bir neticesi. Örnek isteyenler, Ortadoğu da
pompalanmaya çalışılan ve Türkiye de de muhafazakar demokrat geçinen zevatın
üstüne atladığı mezhep çatışması meselesine bakabilir mesela. Türkiye ile
İran ın bir araya gelmek yerine sürtüşme halinde olmaları da bu kabilden bir
vahameti yansıtıyor. Elbette bu kareye diğer belli başlı (ABD etkisindeki
mesela) İslam ülkelerini de eklemek mümkün.
Kendi kurumlarını ve ideallerini hayata geçirmek yerine,
Batı nın kavramlarına sarılarak siyaset üretmeye çalışmanın ve onların
jargonuyla bir misyona soyunmanın karşılığı olarak muhtelif eşbaşkanlıklar
var elimizde. Misal, BOP eşbaşkanlığı vardır, ne işe yaradığını bilmediğimiz.
Medeniyetler İttifakı eşbaşkanlığı vardır mesela, diğer eşbaşkan İspanya nın
bile gereksizliğine tahammül edemeyip bırakıp kaçtığı. Çok önemli bir şey
olduğunu savunanlar için gün, mesela Medeniyetler İttifakı nın devreye
girmesini isteme günüdür tam da. Ancak bir işe yarayacağına eşbaşkanlar bile
inanmıyor ki, BM yi göreve davet ediyorlar.
İnsanlığı tehdit eden mevcut kurulu siyasi ve ekonomik
nizama alternatif oluşturmak yerine mevcut olana eklemlenmek ve onunla uyumlu
çalışmaya gayret göstermek, her meselede yeni bir çıkmazı koyuyor önümüze.
Savaşların, katliamların, işgallerin gerçek sorumluları ve azmettiricilerinden
süregelen zulme çare bulmalarını beklemek yani! Düşünebiliyor musunuz, işi gücü
bırakıyoruz ve ABD den Mısır da yaşanana darbe demesini dört gözle
bekliyoruz. Dese ne olacak ki!
Aslında Başbakan Erdoğan ın çağrısının biraz yasak savma
kabilinden ve klasik olduğunu gösteren bir nokta daha var. O da BM Güvenlik
Konseyi ile birlikte Arap Birliği nin de devreye girmesini istemesi; ki Arap
Birliği nin bırakın anlamlı bir eylemi, daha sağlıklı bir şekilde çabucak bir
araya gelmesinin bile ne kadar büyük bir başarı(!) olduğunu Başbakan Erdoğan da
biliyordur muhakkak. Daha ilginci de var. BM yi ve Arap Birliği ni, yani
kendisi hariç herkesi göreve çağıran Türkiye nin İslam İşbirliği Teşkliatına
konuyla ilgili başvuruda dahi bulunmaması.
Mevcut idarelerle İslam aleminde bir eylemin sonuca
ulaşabilmesinin önşartı, küresel egemenlerin devreye girmesidir maalesef.
ABD nin darbe bile demediğinden bahsediliyor mesela, halbuki bölgesel güç
olduğu iddia edilen Türkiye nin idarecileri ne kadar da sert konuşuyorlar!
İktidar yanlısı basın, Başbakan ın klasikleşmiş çıkışlarının dünyaya
ültimatom olarak verdi, ki Türkiye de mizah ortamının ne kadar zengin olduğunu
gösteren bir örnek gibiydi bu haber. ABD darbe dese herkes rahatlayacak ve
belki de verilen bu tepkiler de doğrudan ABD ye havale edilecek, ondan
beklenecek. Sanki ABD darbe demiş olsa, orada hayatını kaybedenlere
üzülüyormuş da demiş gibi rahatlayacağız yani. Irak ta, Afganistan daki
Müslüman kanı kimin elinden damlıyor beyler
Dışişleri Bakanı Davutoğlu nun açıklaması da hayli
ilginçti. Davutoğlu, Mısır daki çatışmaların bölgedeki diğer ülkelere de
yayılmasından korktuklarını açıkladı. Sayın Davutoğlu na birileri şu anda
neredeyse tüm İslam ülkelerinin karışıklık içerisinde olduğunu hatırlatsa
keşke. Yani mevcut durum sanki çok aliyyül ala da, bir de domino etkisiyle
diğerlerine sirayet etmesi korkusu var. İlginç gerçekten de.
Koskoca bir yangın (ki BOP uygulanıyor deyince komplo
teorisi diyorlar eşbaşkanlığı yürütenler) İslam alemini sarmışken, Sayın
Bakan sanki hiçbir şey yok da Mısır dan diğer memleketlere yayılırsa
coğrafyamız yanıp bitecekmiş gibi konuşuyor. Zaten yanıyoruz Sayın Davutoğlu,
yayılsa ne olacak, yayılmasa ne olacak o ateş