Dünya tarihi gösteriyor ki, hangi millette böyle
sapıklar, ahlakî değerlerden mahrum olanlar türediyse o milletin ahlakı ve
birliği bozulmuş, kuvveti ve direnci kırılmış ve sonunda da yok olup gitmiştir.
Sonuç olarak, dinsizlik ve ahlaksızlık akımı, bütün
beşeriyet için bir falâket ve en büyük beladır. Bu zararlı akımın önü
alınmadıkça, insanlık alemi için kurtuluş ümidi yoktur.
İnsan güzel inanca ve güzel ahlaka sahip olmalıdır ki,
hem dünyada hem de ahirette felaha ve kurtuluşa erişebilsin. Bu da kuru laf ile
değil, dinin talimatı gereğince ciddi bir şekilde çalışmakla elde edilir. Bir
zat ne güzel demiştir:
Kurtulmak istiyorsun. Ama kurtuluş yolundan gitmiyorsun.
Gemi kuru yerde yüzmez, bilmiyor musun
Gerekeni yapmak ve doğru yolu takip etmek lazımdır.
Dolayısıyla selamet ve saadet sahiline kavuşmak isteyenler, hak dine, üstün
ahlaka sarılmalı ve bunların gösterdiği yoldan ayrılmamalıdır.
Sonuç olarak, insanın kurtuluşa ermesi için arınması
lazımdır. Ancak sadece bu yeterli olmayıp bedeni ibadetlere de ihtiyaç vardır.
İşte:
Ve Rabbinin ismini zikredip de namaz kılmıştır ayet-i kerimesi bunu ifade etmektedir.
Hiç şüphesiz zikrullah çok büyük bir yücelik
taşımaktadır. Zikrullah, kalbin cilası, ruhun gıdasıdır. İnsan Cenâb-ı Hakk ı
sürekli zikretmelidir.
Gafilce yaşamak insana yakışmaz. ALLAH ALLAH demek,
Kur an-ı Kerîm i okumak, kelime-i tevhide devam etmek zikirdir. ALLAH Teâlâ nın
kudretinin eserlerini ve büyüklüğünü düşünmek, hatta bayram sabahı camiye
giderken ve bayram namazını kılarken alınan tekbirler dahi zikirdir.
Namazın dahi yüce bir ibadet olduğu bilinmektedir Ve
Rabbinin ismini zikredip de namaz kılmıştır ayet-i kerimesindeki namaz
kılmıştır fiili genel olarak zikredildiğinden bu; hem farz namazları, hem de
vacip olan bayram namazlarını içerir.
Namaz, ALLAH Teâlâ yı yüceltmek, anmak ve O na karşı ibadet
borcunu ödemek O ndan rahmet ve hidayet dilemektir. Namaz, ibadetin en olgun
şeklidir. Zira insanı ruh temizliğine götürecek bu ibadetten önce beden ve
elbise temizliği farz kılınmıştır. ALLAHu ekber=ALLAH en büyüktür sözüyle,
ALLAH Teâlâ dan başka düşünceler atılır, gönül yalnız ALLAH Teâlâ yı anmaya
yöneltilir. ALLAHu ekber sözüne tahrime denir ki ALLAH Teâlâ dan başka
şeylerle uğraşmayı haram kılmak demektir. Rükünden rükne geçildikçe bu tekbir
tekrar edilir. ALLAH Teâlâ nın huzuruna duran Mü min her rek atte Fatiha yı
okuyarak övgü ve ibadetin yalnız ALLAH Teâlâ ya yapılacağını, hidayet ve
rahmetin yalnız O ndan bekleneceğini söyler, rüku ve sücûdunda ALLAH Teâlâ yı
tesbih eder. Namaz, iman ve takvanın bir gereğidir. Namazı huşu içerisinde ve vaktinde
kılmak lazımdır. Namazın ahlâkî ve sosyal faydaları da bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz iman ve kalb huzuru ile kılınan namaz,
insanı kötü düşüncelerden, korku ve ıstıraptan kurtarır. O insan dünya için
üzülmez, ALLAH Teâlâ dan başka yarar ve zarar veren görmez. Herşeyi ALLAH
Teâlâ dan bilir, yalan ve nifaktan utanır. Her an kendisini ALLAH Teâlâ nın
huzuruna durmaya hazırlar.
Namaz; haramlardan, kötülüklerden, çirkin işlerden
meneder. Sabırsızlıktan, huysuzluktan sakındırır, yüksek ahlâk ile bezendirir. İnsanı
daima ALLAH Teâlâ duygusunun kontrolu altında tutar ve bu kontrol altında hayat
yoluna devam eden insan da her an önüne çıkması muhtemel olan haram engellere
ayağını taktırmadan ve günah çamuruna bulanmadan emniyet içinde yürüyebilir.
Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin bir evin önünden akan pırıl pırıl temiz bir
suya benzettiği namaza devam edelim ki,
o, bizim büyük günahlardan korunmamıza ve arada vaki olacak küçük
günahlarımızdan da af olunmamıza sebep olur.
Kısacası, tertemiz kalabilmek için dinen yapılması caiz
olmayan şeyleri yapmamak, dinen yenilmesi-içilmesi haram olan şeyleri
yememek-içmemek, dinen giyilmesi, kullanılması caiz olmayan şeyleri giymemek,
kullanmamak, alınması-verilmesi haram olan şeyleri almamak-vermemek gibi
hususlara, kısacası ALLAH Teâlâ nın emir ve yasaklarına riayet etmek gerekir.
Âlâ Sûresi:15