Bozulan ekonomiyi yeniden rayına oturtmakla görevlendirilen isimler almış oldukları tedbirlerin “meyvelerini” vermeye başladığını söylüyorlar!
Onlar “hangi meyvelerden” söz ediyorlar bilemiyoruz ama biz etrafımıza şöyle bir bakınca “zamdan, iflastan ve işsizlikten başka meyve” göremiyoruz.
Özellikle akaryakıt fiyatlarının sürekli zamlanması ya da yeni tabirle güncellenmesi piyasadaki her malın fiyatının her gün artmasına yol açıyor.
Akaryakıt zammı demek elbette taşıma maliyetlerinin her gün artması demek!
Taşıma maliyetlerinin artması demek de elbette raflardaki malların sürekli zamlanması demek!
Ekonomiyi yeniden rayına oturtmakla görevlendirilen isimler aldıkları önlemlerin “meyvelerinden” söz ediyorlar etmesine de bizler “zam meyvesinden” sonra “işsizlik meyvesinin” halkın önüne konulan meyvelerden birini oluşturduğunu görüyoruz.
İşsizlik, önümüzdeki günlerde ekonomiyi rayına oturtmak isteyenlerin önündeki en büyük sorunlardan biri haline gelecek gibi görünüyor.
Ancak iflasların önü de bir türlü alınamıyor.
İflasların önü alınamayınca doğal olarak işsizlik sorunu devasalaşıyor.
Bir de frenlenemeyen zam furyası işin tuzu biberi oluyor.
Bu tablo sonunda önümüze konulan meyve tabaklarını şöyle sıralamak mümkün!
Zam meyvesi!
İflas meyvesi!
İşsizlik meyvesi!
Kuşkusuz bütün bu meyveler de beraberlerinde enflasyon meyvesini getiriyor.
Enflasyon ile ilgili beklentiler güncelleniyor.
Yüzde 23’lük beklentiler yüzde 58’lere yükseliyor.
Dileriz ekonomiyi rayına oturtmakla görevli isimler başka meyvelerden(!) söz ediyorlardır.
Onlar da bizim tanık olduğumuz meyvelerden bahsediyorlarsa yandı gülüm keten helva!
O zaman ekonomiyi yeniden rayına oturtmak hepten hayal olur.
Belki doğru düşünüyoruz.
Belki de yanılıyoruz!
Kim bilir!