Küresel ölçekte sürdülülebilir olmayan eğilimlerde ısrar
ediliyor ve bunun sonucu olarak sorunlar ağırlaşıyor, belirsizlik ve
kırılganlık yeni rekorlara koşuyor. Durum böyle olunca beklentilerin
olumsuzlaşması ve güven bunalımının derinleşmesi kaçınılmaz oluyor. Gerçekler
dışında herşeyin hesapsızca tartışılması, günü kurtarmak adına yalan ve
iftiradan medet umulması bir yandan kafaları karıştırıyor, diğer yandan
istikrarsızlığı yeni rekorlara tırmandırıyor. Geçen hafta yayınlanan yazımızda
belirtmiştik: Bu tür dönemlerde fiziki altın, rakipsiz olarak güvenli liman
olma özelliğini pekiştiriyor ve çöküşe kadar olan dönemde öncü gösterge rolü
üstleniyor.
Uluslararası düzeyde altının fiyatı sert bir şekilde
gerilediğinde riskten kaçınma eğilimi güçleniyor, menkul ve gayrimenkul
şeklindeki varlık değerleri geriliyor; bilançolar yıprandıkça kredi krizi
devreye giriyor, finansal sermaye akımlarının yön değiştirmiş olması bu sonuçta
belirleyici oluyor. Altının sert bir şekilde gerilemesinin ardından Türkiye
gibi gelişmekte olan ekonomilerin parası sert bir şekilde geriliyor, kriz
korkusu her tarafı sarıyor. Gerek küresel kriz gerekse son üç ay içinde yaşanan
gelişmeler bu açıdan ilginç bir paralellik sergiliyor.
Altını rakip olarak gören ve tempolu bir şekilde gerilemesine
sevinen kurumsal yapı devamında güçlenen riskten kaçınma eğilimi sebebiyle neye
uğradığını şaşırıyor, iyice kırılganlaşıyor. Kendi ayağına kurşun sıktığını
anladığında iş işten geçmiş ve telafisi imkansız oranda güç kaybetmiş oluyor.
Bu ilişkiler zinciri nedeniyle çöküşe kadar olan dönemde altın öncü gösterge
haline geliyor. Yükselmesi enflasyon baskısında artış ve devamında ekonomik
daralma, gerilemesi ise riskten kaçınmaya bağlı kredi krizi ve ekonomik daralma
habercisi haline geliyor. Parasal genişlemenin devam etmesi umudu ile başta
altın olmak üzere emtia fiyatlarını yönlendirmeye çalışanların açgözlülüklerine
yenik düşmesi olasılığı güçleniyor. Enflasyon ve faizlerin yükselmesi, ekonomik
daralma, varlık değerlerinin gerilemesi, emtia fiyatlarının düşmesi veya
yükselmesi gibi eğilimlerin her biri sistemin kabusu haline geliyor; ağırlaşmış
sorunlar nedeniyle sürdürülebilir olmayan bu süreç yalandan medet uman siyasi
iradeler ve sistemi oluşturan kurumlar yanı sıra aldatılan geniş kesimleri hallaç
pamuğu gibi atıyor. Aslında uzatmaları oynanan bu maçın sonucu biliniyor:
Sistem yıpranmaya devam edecek ve kaybedecek; ona rakip olan altın ise çöküş
sonrasında da likiditesini koruyabilen yegane enstruman haline geleceği için
kazanmış sayılacak.
Uzatmaları oynamak ve görünüşü kurtarmak adına varlık
fiyatlarını balonlaştırmak, aldığı borcu geri ödeyemeyecek olanları
kredilendirmek, hesapsız bir şekilde arzı arttırarak rekabet koşullarını bozmak
gibi eğilimler hiç bir zaman çözüm olmadı, bundan sonra da olmayacak. Gelişmiş
ekonomi Merkez Bankalarının hesapsız parasal genişlemesi ve finansal sermayenin
gelişmekte olanlara spekülatif akımı küresel ekonomiyi iyice kırılgan hale
getirdi. Bu saatten sonra gerçeklerin açığa çıkmasını, güven bunalımının
oluşması ve derinleşmesini, riskten kaçınma eğiliminin güçlenmesini kalıcı
olarak önlemek pek mümkün görünmüyor. Sorunu küçük iken çözmemenin,
sürdürülebilir eğilimlerden vazgeçmenin bedeli sistemik çöküş ve büyük bir
istikrarsızlık olacak gibi görünüyor.
İnsanlık 1995 sonrasında giderek büyüyen ve kendi kendini
besleyen çok büyük bir şuursuzluk yaşadı veya bu akıntıya kapılmaya zorlandı.
Bunun süresine ve hesapsızlığına denk bir maliyeti olacak. Herkes kaybedecek,
aklını iyiye kullanıp nefsine hakim olabilenlerin kayıpları görece hafif
olacak... Daha güçlü olmak adına açgözlülüğüne yenik düşenler ise ava giderken
av olacak!.. Varlık ile yokluk arasındaki farkın sıfırlanacağı koşullar ile
herkes tanışacak!..