Almanya’daki dostlarımdan Emir Kayyumoğlu Bey’den, Berlin
Devlet Kütüphanesi’ndeki Pakrudunilerle ilgili kitapları incelemesini rica
etmiştim. Birkaç not göndermek lütfunda bulundu. Onların birini aşağıda
okuyacaksınız:
“Berlin Devlet Kütüphanesi’nde bulunan Pakrudunilerle ilgili
kitapların bibliyografik künyelerini içeren bir dosya hazırlamaya çalıştım.
Bulabildiğim eserlerin ekseriyeti Gürcü lisanındadır.
Yekûn olarak 22 eserin künyesi mevcut. Bu eserlerin kıymet
ve fâidesini Gürcü dilini bilmediğim için takdir etmekten âcizim.
Lâkin aralarında 3 eseri içeren Ermenice bir kitap var ki,
kütüphâne kataloğunda bu eserin Almanca’dan tercüme edildiği kayd edilmiş.
Eserin müellifi 1864 doğumlu Kafkasya tarihi, Ermeni lisanı,
eski Türk kitâbeleri, Slav dilleri ve dinleri üzerinde çalışmaları bulunan
Prof. Joseph Marquart nâmında bir Alman oryantalisttir. Katolik ilâhiyatı
tahsilinden sonra Şarkiyat mezunu olmuş ve Şark Lisanları üzerinde derin
uzmanlığa sahip olmuş. Bilhassa Ermenice
ve Farsça üzerinde çalışmıştır. Neşrettiği eserlerden mühim bir mütehassıs
olduğu âşikârdır.
Edebî Ermeniceyi pek iyi bildiğinden, bazı Ermeni aileleri,
çocuklarını Ermeni lisan ve Edebiyatını öğrenmeleri için Marquart’in yanına, Berlin’e gönderirlermiş.
Bu zat, “Die Herkunft der Bagratiden” (Pakradunilerin
Menşei), “Die Herkunft der georgischen Bagratiden” (Gürcü Pakradunilerin
Menşei) ve “Die Geneologie der (armenischen) Bagratiden” (Pakradunilerin
nesebi) nam risaleler/makaleler tahrir etmiş. Zikr ettiğim Ermenice eser
bunların tercümelerinden ibârettir.
Joseph (Josef) Marquart’in kütübhânesinde vasatî 70 çeşit
muhtelif şark lisan ve lehçelerinde eser mevcut imiş. Vefâtından sonra
kütübhânesini ve evrâkını Vatikan satın almış. Neşrolunmamış eser ve makaleleri
el’an Vatikan’da bulunuyormuş.
Pakradunilerin nesebi nam eseri “Caucasica” mecmuasında 1930
senesinde muhtemelen ikinci def’a neşr olunmuş. Daha evvel kitap olarak da
intişar etmiş.
Bu eseri Alman Kütüphane kataloglarında henüz bulamadım.
Yalnız Bern Üniversitesi kütübhânesi’nde bulunduğunu öğrendim.
“Die Herkunft der georgischen Bagratiden” nam 150 küsür
sâhifelik eserini Prusya Krâliyet Akademisi’nin himmetiyle 1903 senesinde Leipzig’de
yayınlanmış bir makale mecmuasında buldum.
Joseph Marquart’ın bu husustaki makalelerini ve istinsah
edilmiş suretlerini toplamaya çalışacağım.
Ermenice nüshayı da temin etmeye gayret edeceğim. E.
Kayyumoğlu”
Daha önce yazmıştım, 1933’te İstanbul’da Prof. Avram
Galanti’nin Pakraduniler’le ilgili Fransızca küçük bir kitabı yayınlanmış,
maalesef şu yirmi beş milyonluk mega şehrin kütüphanelerinde bu kitabın bir
nüshasını bulmak mümkün değil.
Pakraduniler bugünkü Türkiye’nin çok önemli
bilinmeyenlerindendir. Sabataycılar, Avdetiler, Selanik Dönmeleri az çok
biliniyordu da Pakraduniler hemen hemen hiç bilinmiyor.
Pakraduniler’in önemi nereden geliyor. Onlar eskiden dıştan
Ermeni görünen Yahudilermiş, şimdi Müslüman görünüyorlar. Rivayete göre
Türkiye’nin kilit noktalarında birkaç Pakraduni varmış.
Mış diyorum, çünkü Türkiye’nin tarihçileri, ilim adamları bu
konuyu araştırmamışlar, araştırmıyorlar
Pakradunilerin tarihi 2600 yıl öncesine gidiyor. Eski
tarihleri o kadar önemli değil ama bugün şayet iddia edildiği gibi köşe
başlarında, önemli noktalarda Pakraduni varsa, bunlar bilinmelidir.
Gizli cemaatler kendilerini araştıranlara hemen peşinen
paranoyak damgasını vururlar. İki kimlikli gizli bir cemaati araştırmak niçin
paranoya olsun
Bilimsel metotlarla her konu incelenebilir, araştırılabilir.
Pakraduniler iki kimlikli değil, üç kimlikli bir gizli cemaat.
Birinci gizli kimlikleri Yahudilik, ikinci gizli kimlikleri Ermenilik, üçüncü
açık kimlikleri Müslümanlık.
Asr-ı Saadet’te Arabistan’da Yahudiler yaşıyordu. Bunlar
Arap isimleri taşıyor, Arapça konuşuyor ama din olarak Museviliğe bağlıydılar.
Peygamberimiz (Salât ve selam olsun ona) İslamiyet’i tebliğe başlayınca onu
desteklemediler, düşmanlık yaptılar, müşriklerle birleştiler ve sonunda
Arabistan’dan sürüldüler. Bunların bir kısmının bugün Türkiye hudutları içinde
bulunan bir şehre göçtükleri iddia ediliyor.
İslam’dan önce Ermeniler tarafından esir alınıp, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’ya getirilen ve kısa zamanda Ermenilerin de üstüne çıkan
Yahudi-Ermeni camiasını daima göz önünde bulundurmak
gerekir.
Türkiye’de devletin bir Tarih Turumu var. Çok büyük imkânlara
sahip bu kurum niçin Pakraduniler hakkında mufassal, ilmî, tarihî bir kitap
yayınlamamıştır
Bendeniz bu konunun uzmanı değilim. Tek kimlikli
Ermeniler’in Pakraduniler’i sevmediklerini duydum.
Sultan Abdülhamid zamanında patlak veren Ermeni isyanlarını
bu Pakradunilerin çıkarttığı söyleniyor.
Emir Bey’in Almanya’dan gönderdiği kitap isimlerine göre
Gürcistan’da da Pakraduniler varmış.
Türkiye’deki sayıları ne kadardır, hangi mevki ve makamlarda
Pakraduni vardır Bu soruları sormak, cevaplarını araştırmak herhalde ayıp ve
suç değildir.
Denebilir ki, insanları dinî inançlarına ve gizli
kimliklerine göre değerlendirmek doğru değildir.
Bendeniz bu kanaatte değilim. Bir insan hem Yahudi hem
Müslüman… Hem Yahudi, hem Ermeni, hem
Müslüman olamaz.
Ülkemizde yaşayan Musevi, Süryani, Gregoryen Ermeni, Katolik
Ermeni ve başka gayrimüslim vatandaşlarımla alıp vereceğim yoktur. Lakin asıl
kimliği Yahudi-Ermeni ama Müslüman postuna bürünmüş, işte bu normal değildir.
Pakradunilerin tek kimlikli Ermeniler’e çok işler ettiği
söyleniyor. Sakın bize de onlara benzer işler etmesinler.
İslamî kesimde bir yığın üniversite var. Devlet kadar zengin
vakıflar, cemaatler var. Kültür işlerine yatırım yapan holdingler, finans
kurumları var. Bu müesseseler çok ciddi, çok kabiliyetli, çok haysiyetleri
araştırıcıları vazifelendirsinler, Pakraduniliğin bilhassa bugünkü durumu
hakkında ilmî eserler yazdırsınlar. Bu gibi araştırmalar destekle olur.
Ehliyetli bir tarihçi bulunur, bu zat Ermenice öğrenir, İngilizceyi çok iyi
bilir, Almanca da bilir. Önce Pakradunilikle ilgili bir bibliyografya ve kaynak
çalışması yapar. Bu konuda şimdiye kadar ne gibi kitaplar yayınlanmış ..
Bununla da iş bitmez, yayınlanmamış kaynaklara, arşivlere inilmesi gerekir.
İşin başka bir tarafı daha var ki, benim cesaretim ona
yetişmez. Bugünkü Türkiye’de güçlü, nüfuzlu, etkili, köşe başlarına geçmiş
Pakraduni var mıdır, varsa kimlerdir Bunların da tamamen ilmî metotlarla ve
seviyeli bir üslupla araştırılması ve açıklanması gerekir.
Modern Türkiye’nin temel bilinmeyenleri üç beş değildir. Bu
ülkenin en az on beş büyük bilinmeyeni vardır. Pakraduniler bunlardan biridir.
Pakraduniliği ve Pakradunileri bilmeden bugünkü Türkiye’yi anlamak ve çözmek
mümkün değildir.
Sabataycılar için de öyledir.
Otuz yıla yakın devam eden PKK terörü hakkında şimdiye kadar
kitap, makale, rapor olarak çok şey yazıldı ama PKK’nın iç yüzü
aydınlatılamadı. Pakradunileri, Kripto
Yahudileri ve Kripto Hristiyanları bilmeden PKK anlaşılmaz ve çözülmez.
Yazık, çok yazık!.. Şu koskoca yetmiş beş milyonluk Türkiye
yakın tarihinin realitelerini, ilmî ve tarihi açıdan inceleyemiyor.
Bir takım konvansiyonel mitler, yalanlar, efsaneler, düzmece
tezler ve teoriler peşinde koşup duruyoruz…
1933’te İstanbul’da Profesör Abraham Galanté, Pakraduniler
hakkında bir kitap bastırıyor ve şehrin hiçbir kütüphanesinde bir nüshası bile
yok.
27 01 2013