Ana düsturumuz nedir?

Kuşkusuz ana düsturumuz inandığımız gibi yaşamaktır!

İnandığımız gibi yaşamazsak ne mi olur?

O zaman yaşadığımız gibi inanmaya başlarız!

Yani bir çuval inciri berbat etmiş oluruz!

Son günlerde böyle bir hal yaşanıyor.

Birileri “İslami” bir şeyler yapma adına öylesine büyük yanlışlıklara imza atıyorlar ki!

İslami hassasiyet taşıyan herkesten itiraz sesleri yükselmeye başlıyor ve bu yaptığınız yanlış deniliyor.

“İslami Dayanışma Oyunları” adı altında düzenlenen oyunlara katılanlar “kıyafetleri” ile İslami hassasiyet taşıyan tüm çevreleri tedirgin ediyor.

Organizasyonu düzenleyenler “yaptığınızı CHP yapsa kıyametleri koparırdınız” diye uyarılıyorlar!

Düzenlenen oyunlara verilen isimde “İslami” kelimesi yer almamış olsa kimsenin sesi çıkmayacak!

Hatta sıradan bir organizasyon denilip geçilecek.

Ama düzenlenen oyunlara böylesine iddialı bir isim konulunca elbette konulan isme yakışan bir hassasiyet bekleniyor.

Hem İslami dayanışma oyunları deyip hem de İslam’ın hiç onaylamadığı kılık kıyafetler ile sahaya çıkılınca elbette İslami hassasiyet taşıyan çevrelerin nasırına basılmış oluyor!

Bugüne kadar mevcut iktidardan desteklerini esirgememiş ve hep onların yanında yer almış insanlar bile isyan noktasına geliyorlar.

Tabir caizse iktidar bu oyunlar vesilesi ile kendi kalesine gol atmış oluyor.

Çünkü İslami hassasiyet sahibi insanlar kendi kendilerine “Biz kimleri destekliyoruz” sorusunu sormaya başlıyorlar.

Evet, iyi bir şeyler yapma amacıyla yola çıkılıyor ama netice itibarıyla yine bir çuval incir berbat ediliyor!

İnananlar mutlaka inandıkları gibi yaşamalılar.

Çünkü inandıkları gibi yaşamazlarsa yaşadıkları gibi inanmaya başlıyorlar.

Ve ortaya telafisi imkânsız hatalar çıkıyor.

En yakınlarındaki isimlere bile meram anlatmakta güçlük çekilmeye başlanıyor.

Kaş yapayım derken göz çıkarılıyor.

Aynen günümüzde olduğu gibi!

Ve iktidarın karnesine bir kırık not daha yazılıyor.