Yerli kelimesi sıfat olarak kullanıldığında oldum olası akla Kızılderili milletini getire gelmiştir. Cenovalı kaşifChristopherColumbus’un 1492 yılında farkında olmadan keşfettiği Amerika’nın kadim yerlileri olan Kızılderililer, ten rengiyle insan kategorize etmenin de ilk sayılabilecek sosyolojik örneklerini oluştururlar. Kızılderili isminden çok önce amerikanın güney cihetinin bu asil ve medeni evlatları, topraklarını işgal eden İspanyol ve İngiliz sömürgecilere ‘Soluk Benizli’ yahut ‘Beyaz Adam’ tanımını koymuşlardır. Soluk benizli ifadesi terim olarak suratında meymenet olmayan, vicdansız, ahlaksız, insanlıktan çıkmış, kalp taşımayan, emperyalist, banyoda duş jeli kullanmayan, melun şapkasının altında ifadesizce taşıdığı lanet olası yüzünü hiç yıkamayan ve benzeri anlamlara gelir Kızılderili ıstılahında… Çünkü soluk benizli tür öncelikle onları ithalata alıştırmış; barut karşılığı altınlarını, ateşsuyu karşılığı madenlerini, din karşılığı topraklarını gasp etmiştir. Üstüne, özgür bir ruha sahip her Kızılderili insan beyaz adam tarafından soykırıma uğramış, köleleştirilmiş, ellerinde son bir değer olarak canları dahi alınmıştır. Ahmet Kaya’nın Gururla Bakıyorum Dünyaya isimli şarkısında geçtiği gibi Kızılderililer, birer birer, biner biner öldürülmüşlerdir. Ve son nehre, son ağaca, son toteme varıncaya değin ellerinden alınmıştır. İnsanlık dışı hiçbir muamele yerlileri yerlerinden etmemiştir yine de. Onlar toprağa inanırlar çünkü, insana, insanlığa inanırlar, hayvana ve dahi nebatata… Her şeyin can taşıdığına, her şeyin bir ruhu olduğuna ve o ruhun insan tarafından gasp edilemeyeceğine inanırlar. Ruhsuzluğun hakim olduğu soluk benizli coğrafyasında hayat olmadığını, insanın insan yerine, hayvanın hayvan yerine konmadığını bilirler.

Yerlilik daha çok bir yere ait olmak, ait hissetmek, o yerin menfaatini, namusunu, onurunu korumakla ilişkilidir. Bu bakımdan Kızılderili kabileleri sözcüğün bütün anlamlarıyla yerlidir. Bir başka kültürü, üstlerinde kurulan egemenliği, esareti en kabul etmez taraflarıyla…

Yazının başlığında sözü edilen yerli otomobil tahmin edebileceğiniz gibi Kızılderili falan değildir. Belki kaportası kızıla boyanabilir lakin bu onu Kızılderili yapmaz. Tıpkı birtakım siyasetçilerin yerli, milli gibi kelimeleri diline pelesenk edip söylemleriyle, eylemleriyle, zihinleriyle, zihniyetleriyle yerli olamadıkları gibi. Gerçi öyle bir niyetin hiç olmadığı, baştan beri bulundukları zeminin çoktan terkedilmiş olduğu; ayaklarının yere basmadığı, adeta uçtukları söylenebilir, pardon, söylenmelidir. Bu topraklarda uçmak hiç mesele değildir, bütün mesele konmaktadır. Pekala yükselttikleri inşaatların birinin tepesinden uçmaları da mümkündür, ancak konamayacaklarından yere çakılmaları işten bile değildir. Gerçi mala konmak, hazıra konmak gibi meselelerde de üstlerine yoktur ama o başka mevzu…

Yüzyılın başından itibaren Avrupa Birliği uyum kriterleri ile iş gören, Amerika ve İngiltere ile birlikte Irak ’a girebilmek için didinen, uluslararası sularda katledilenlere karşı israilin lütfettiği tazminatı cepleyip sebepsiz zenginleşme bahanesiyle ölenlerin yakınlarına koklatmayan, Amerika’dan trip görünce yüzünü Rusya ’ya dönen; Rusya’dan ters yüz görünce Amerika’dan randevu koparmaya uğraşan, Amerika başkanıyla yirmi dakikalık görüşmeyi iki hafta reklam eden, (Güncel söyleme göre müttefiklik diyerek, stratejik ortaklık diyerek abd bu ülkeyi hiç oyalamamıştır; bu ülkenin Cumhurbaşkanı halkı oyalamıştır. Dosta iftira atma huyu kötü bir şeydir.)israil Gazze ’ye saldırınca açıklama yapmak adına bir söz sarf edebilmek için Amerika’nın dışişleri şeysinden izin bekleyen, buğdayından tohumuna, pirincinden motoruna, yakıtından hayvan etine ne varsa ithal eden bir zihniyetin mesele otomobil üretimine dayanınca yerlilikten dem vurabilmesi bir hayli ilginçtir. Daha evvel bilboardlarda yerli uçağın göklerde olduğunu görüp, bir seçim dönemi aşıldıktan sonra tasarımının yapıldığını yine billboardlardan öğreneli çok oldu. Gerçi o uçak hepten yok oldu ama olsun, yerine yerli otomobil göklere çıkarılmakta nasılsa.

Her söylemde bin türlü yanlışına rastladığımız Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan konumunda insanların – önlerine konulan konuşma metninin kritiğini bile yapamazken- yerli, milli gibi kelimelerin ne idiünü sorgulamalarını beklemek, hele hele millet menfaatine yerli milli bir eylemlerini beklemek doğrusu abes olur. Bu insanlar kamyon, çamaşır makinası, iletişim distribütörü vs. babayiğitlerin montaj sanayiiyle ancak bulundukları yeri korurlar. Oturdukları koltukta ne kadar yerli olurlar, kandırıp kandırıldık demekle ne denli milli olurlar bilinmez. Bizim için bilinir olan yerli otomobilin göklere çıkarılıp bir seçim dönemi boyunca zırva dinlemektir.