BAŞLIK üzerinden bu ülkede futbol teknik adamları için yıllardır değerlendirmeler, yorumlar yapılmaktadır. Genelde de yabancıların bizimkilerden daha iyi olduklarında birleşilir. Hatta bendeniz de, tabii ki bir iki yerli hariç, aynı görüşünü paylaşırım. Bir iki yerli hariç derken, Fatih Terim, Şenol Güneş ve hatta Tolunay Kafkas’ı, Rıza Çalımbay’ı iyiler arasında değerlendiririm. Onların da hataları vardır tabii ki... Zaten bunlardan ikisi UEFA Kupası kazanmış, Dünya Üçüncüsü olmuştur.
Şimdi buradan şu Avrupa Ligi maçlarımıza bakalım. Fenerbahçe, Kadıköy’de, ilk on dakikada bir amatör takım görüntüsü çizen Norveçli rakibine fena şekilde yenildi. Beşiktaş ise deplasmanda Arnavutluk takımını tek golle yendi ama farkı da kaçırdı. Peki, bu iki farklı uç nedir
Fenerbahçe’nin kimilerine göre 100 milyon avro, kimilerine göre de daha fazlaya kurduğu balon takımdır. Geçtiğimiz kısa süreçte 4 ay futbol oynamayan ve ortada kalmış Van Persie ile ancak diğerleri de Avrupalı gibi oynayabilirse başarılı olabilen Nani baş roldedirler. Pereira bunları kesemez. Hâl böyle olunca da takımda da oyunu yönlendiren orta saha da bulunmayınca, şişersiniz. Beşiktaş’a bakınca, şöhretli ismi Gomez yedek kalabiliyor. Hatta ne yaptığı bilmeyen taraftarın büyük aşkı Quaresma da... Kim iyiyse, kim o maçı daha rahat kaldırabilirse, kim oyunun taktiğine uygun ise onlar oynuyor Beşiktaş’ta... Yani Şenol Güneş fark sunuyor.
Fenerbahçe’nin kaç para aldığını bilmiyorum ama Portekizli hocası tam bir çorba üstadı. Topal çıkıyor, orta alan iki kişiye düşüyor. Bu da hocanın oyunun nasıl gittiğinin farkında olmadığının en çarpıcı kanıtı. Yahu be adam; rakip orta alandan ayağa ve kısa koşu yollarına paslarla senin üstüne üstüne geliyor, pozisyonlar buluyor ve gol atıyor, sen de gol atarım diye iki santrfora dönüyorsun... Topal çıktıktan sonra yediğin üçüncü golle, atılamayanları, kaçırılanları bir aklına getir bakalım Portekizli, nasıl bir çorba yaptığının o zaman farkına varabilirsin belki de... Yani bak diğer maç berabere bitmiş, sen de kalsan, gruba sıfırdan başlayacaksın. Bu arada Van Persie’ye nasıl da 69 dakika dayandın. Yoksa onu transfer edenlerden çekiniyor musun Son soru çorba üstadı; Volkan’ı dinlendirecek başka maç bulamadım mı Yoksa sen de Aziz Bey gibi, “Boş verin bu kupayı para yok bunda” kafasında mısın (Kendi sesi ve kendi görüntüsünden alınmıştır.)
Sonra Tiran’a gidiyoruz. İsmail, Kerim, Cenk ve Quaresma ile bir rotasyon var... Artistik adam Quaresma hariç diğerleri sanki üst üste dört doksan dakika oynamış gibi konsantre, diri ve iyi oynuyorlar tabii ki... Sonra mı Sırayla, Kerim, Cenk ve Quaresma çıkıyorlar, ön blok tamamen yenileniyor. Girenler Gökhan Töre, Gomez ve Pektemek... Olcay cezalı olmasa maça Pektemek’in yerine o girecek. Bu da bizim yerli Şenol’un işi... Rakip mi Diri, hırslı ama Beşiktaş rakibine top yaptırmamak adına iyi sıkışıyor, iyi kapatıyor ve çabuk çıkıyor. Yani Fenerbahçe’nin tam tersine...
Molde ile İskenderbeu’yi karşılaştırmak isterdim... Ne maç olurdu ama... Kıran kırana ve sonucu kestirilmesi mümkün olamayacak bir maç…
Ama onlar bizimkilerle oynadılar. Ve biri kendi sahasında oynamış olmasına rağmen bizimkine yenildi, diğeri ise rakip sahada oynamasına rağmen bizimkini hem de farklı yendi.
Gruplarda ne mi olur Daha çok maç var. Ancak ne var ki, kazanan sanki sonuna kadar gider gibi göründü. Kaybeden ise sonuna kadar kahredecek gibiydi.