Ya da Esasta Yenilik Olmaz; Yenilik, Pratik ve Güncel Olan Şeylerin Ana Esaslar ve Temel Gayeler Çerçevesinde Çözüme Kavuşturulmasıdır

 

Zamanın değiştiği doğrudur. Şartların da.

Yeni sorunların ve ihtiyaçların ortaya çıktığı da doğrudur.

Bu yüzden Mevlâna; “Yeni şeyler söylemek lazım” demiş.

Peki, nedir yeni şeyler söylemekten kasıt?

1. Usul ve esaslarda yani ilke, gaye ve temel değerlerde yenilik; sistem, inanç veya ideoloji değişikliğini gerekli kılar. Bu yüzden sistem değiştirmek zor ve risklidir.

2. Sık sık sistem değiştirmek, sistemsizliğin bir sonucudur. Tabi ki sistemde tadilat yapılabilir ama bunun şartları ve oranı vardır.

3. Sistem yanlış ise, sistemde sık sık değişiklik ve düzenleme yapmak zorunlu hale gelir ki bunlara yama ya da pansuman tedbir diyoruz. Bunlar da geçici ve günü kurtarmaktan ibarettir. Uzun vadede bunun sonucu ise yıkım, inkıta ve inhitattır.

4. Siyasi, teknolojik, sosyal ve ekonomik alanlardaki sistem değişikliği ve güncelleme, daha hızlı bir şekilde gelişebilir. Zira bunlar pratik alanlardır ve özellikle günümüzde şartlar ve imkânlar hızla değişmektedir.

5. Fakat bu değişikliklerde de ana esasları ve temel gayeleri muhafaza etmek gerekmektedir.

6. Ana esaslar ve temel gayeler ile kastımız; manevi değerlerimizdir. Manevi değerler, inanç ve ahlak esasları ile temel bazı kaideleri içermektedir. Bunda değişme ya da güncelleme olmaz. Bunlardan taviz verilmez.

7. Özetle yenilik; usul ve esaslar haricinde kalan konulardadır. Yoksa her alanda ve her şeyde yenilik olmaz.

8. Temel esasların ve ana gayelerin değişmemesinin bir başka delili ise; insanın özünün, tarih boyunca ve tüm dünyada aynı olmasıdır. Hazreti AdemAleyhisselam’dan beri tüm insanların temel ihtiyaçları, zaafları ve kabiliyetleri, aşağı yukarı aynıdır. Bu da ana gaye ve esasların değişmesine zaten gerek olmadığı anlamına gelmektedir. Yani ihtiyaçların araçları değişebilir ama temel ihtiyaçlar değişmez. Örneğin su, sudur. Bunun toprak ya da cam kapta içilmesi, teferruattır. Kavga ve kıskançlık, insanın temel zaaflarıdır. Ama kavga ve kıskançlığa mevzu olan şeyler, zaman ve zemine göre değişebilir ki bundan daha doğal bir şey yoktur. İletişim, bir ihtiyaçtır ama bunun araçlarının değişmesi de normaldir.

9. Yani aslında değişen ve karmaşık görünen şeylerin ardında, değişmeyen ve basit olan şeyler bulunmaktadır.

10. Yenilik yapmak için yenilik yapılmaz. Yenilik, bir ihtiyaca ya da zorluğa göre yapılır.

11. Yenilikten kasıt, problem çözmektir. Yani yeni olan şey, her zaman, görüş ya da malzeme olmayabilir. Orijinal olan şey, üretmek ve inşa etmektir. Örneğin mimaride malzeme, aşağı yukarı aynıdır. Ama bir projeyi özgün yapan şey; işlevi, amacı ve tasarımıdır.

12. Bir başka ifade ile yenilik ve değişme, bir amaç değil; araçtır. Yeniliği ve değişmeyi öne çıkarmak ya da amaç haline getirmek; modern ilerlemeci mantık ve tüketim toplumu ile alakalıdır. Buna göre ihtiyaç olmayan şey, ihtiyaç haline getirilir; rekabet ve farklılık esastır. İhtiyaçların karşılanması yerine gösteriş ve öne çıkma esas alınır. Bu ise bir hastalıktır.

13. Burada aslolan şey, insanların düşünerek ve kendilerine göre karar vermeleridir. Yani hangi mesele olursa olsun, kim ne der ya da başkaları ne yapıyordan önce; ana esaslar ve kendi şartlarına göre olaylar ve ihtiyaçlar hakkında karar vermek icap ediyor. Bizi yanıltan ise, doğruluğun ve ihtiyaçların, diğer insanların geneline göre belirlenmesidir. Oysa doğrunun ölçüsü; otorite ya da insanlar değildir. Doğrunun ölçüsü, hakikatin kendisidir. Bu ise kâinatın özüne uygun olandır. Kâinatın özü ise sünnetullah ve fıtrat dediğimiz şeydir.