Henüz yolun başında olmakla birlikte, Şanghay İşbirliği
Örgütü (ŞİÖ) nün kapılarını Diyalog Ortaklığı statüsü çerçevesinde Türkiye ye
aralaması, hiç kuşkusuz oldukça radikal ve cesur bir adım. Hem Türkiye hem de
örgüt açısından...
ŞİÖ, bu kararı ile bir taraftan ABD nin-NATO nun bir
Truva Atı olarak lanse edilmeye çalışılan Türkiye ye yönelik duyduğu güveni
ortaya koyarken, diğer taraftan da bu statü ile söz konusu güvenin şimdilik
sınırlarını çizmiş vaziyette. Kısmi güvenirlilik olarak da adlandırılabilecek
bu durum, Türkiye açısından ikinci bir ucu açık sürece işaret ediyor. Ve pek
tabi, Doğu-Batı arasında denge sağlamaya çalışırken artan güven sorununa
da...
Dolayısıyla burada Türkiye nin üyelik sürecinde etkili
olabilecek şu hususlar karşımıza çıkıyor: 1. ŞİÖ ile ABD arasında yaşanacak güç
mücadelesinin seyri ve Türkiye nin burada takınacağı tutum, yapacağı tercih; 2.
Örgüt içerisindeki güç mücadelesi ve Türkiye nin oynayacağı belirleyici rolün
diğer üyeler tarafından göz önünde bulundurulması; 3. Türkiye nin Örgüt
içerisinde bir üçüncü (Çin ve Rusya sonrası) ya da dördüncü (Çin, Rusya ve
Hindistan sonrası) güç merkezi olma olasılığı ve bunun Örgüt içerisindeki
Türk-Müslüman devletler ve halklar üzerinde yaşatacağı etki.
Burada, öncelikle şu hususun altını çizmemiz
gerekiyor. ŞİÖ açısından en büyük
kazanım, Türkiye gibi stratejik önemi tartışılmaz bir ülkeyi kendi limanlarına
ihtiyatlı da olsa bağlayarak, Türk-Batı ilişkilerine önemli bir gölge
düşürmesi . Risk ise bu noktada kendisi açısından neredeyse sıfır . Çünkü,
riskin büyüğü 3. sınıf ortak olarak Türkiye ye ait...
Dolayısıyla, Ankara nın işi hiç de kolay değil! Bir
taraftan başta ABD olmak üzere, Batılı dostlarına ŞİÖ ye üyelik sürecinin
gerekliliklerini ve bu bağlamda onları ikna etmek için ne tür ortak
kazanımlar ın olacağını izah etmeye çalışırken; diğer taraftan da, çok büyük
bir olasılıkla yeni Doğulu dostlarına yeni bir başlangıç ve temiz bir sayfa ya
olan ihtiyaçtan bahsedecek...
Çok taraflılığa işaret eden bu durum ne kadar sürer,
bilinmez. Fakat Türkiye, Atlantik ile Asya arasında bir tercih ile karşı
karşıya kalırsa asıl o zaman ne olacak Aslında bu sorunun cevabı ufaktan şekillenmeye başlamış durumda. Ankara,
bir süredir bunla ilgili önemli sinyaller gönderiyor desek, pek de yanılmış olmayız. Nasıl mı
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir önceki yazımızda da
altını çizdiğimiz üzere söz konusu mutabakatı Bu sadece bir başlangıç. Belki
bir prosedürün tamamlanışı ancak birlikte el ele ve omuz omuza yürüyeceğimiz
uzun bir yolun başlangıcı. Bizim ŞİÖ ye bakışımız budur ve bundan böyle de bu
doğrultuda hareket edeceğiz olarak nitelendiriyor.
Davutoğlu, Tüm üye ülkelere ve örgütün genel
sekreterliğine, Türkiye nin, yüzlerce değil binlerce yıldır beraber olan
ülkelerden oluşan bir ailenin üyesi haline geleceği bu yeni dönemi mümkün
kıldıkları için teşekkürlerimi sunuyorum dediği konuşmasında Türkiye nin
örgütle bağlarını güçlendireceğini, öte yandan bütün ülkeleri tehdit eden
tehlikelere karşı birlikte mücadele etme imkanı sunacağını kaydediyor ki,
aslında meselenin bam telini de bu son cümle oluşturuyor.
Çünkü, Davutoğlu burada geçmişi çok eskilere dayanmakla
birlikte yeni bir aile ilişkisi durumundan bahsediyor ve bu birlikteliğin
bütün ülkeleri tehdit eden tehlikelere karşı birlikte mücadele etme imkanı
sunacağını belirtiyor.
Soruyorum; ŞİÖ nün varlık nedenini ve hedeflerini göz
önüne getirdiğimizde, sizce bu örgüt açısından en büyük tehdit ne ya da neresi
Peki, bu tehdit sizce bu açıklamayı nasıl algılar ve yorumlar
Şanghay Beşlisi Üzerinden Okyanus Ötesi ne Mesaj mı
başlıklı yazımızda da değindiğimiz üzere, her ne kadar bu çıkış Türkiye nin AB
sürecinden duyduğu bir rahatsızlık gibi lanse edilse de, temelde Türk-Amerikan
ilişkilerini hedef alıyor. Dolayısıyla, bu ifadeler 16 Mayıs öncesi Selam
olsun Washington Beyi ne den farksız, en azından Washington daki algı bundan
pek farksız olmayacak gibi...
ABD nin olası tepkisinin dışında, burada Çin ve Rusya nın
Türkiye üzerinden bir takım hesapları da oldukça önemli. Ne de olsa ŞİÖ çok
kutuplu bir dünya arayışı çerçevesinde üstü örtülü anti-Amerikancı iki büyük
yapıdan biri. (Bir diğeri ise bilindiği üzere BRICS dir.) ABD ye rağmen dış
politikada Çin ve Rusya dengesinin ön plana çıkartılması işte bu açıdan bir kez
daha büyük önem arz ediyor. Çünkü, bunun arka planı aynı zamanda Suriye ve İran
demek.
Bunun dışında, sürece özellikle Rusya nın verdiği destek
ve teşvik de oldukça dikkat çekici. Rusya, Çin in bir takım itiraz ve
çekincelerine rağmen niçin Türkiye nin bu Örgüt e girişinin önünü açmaya
çalışır Bu soru da aslında içinde barındırdığı cevap boyutuyla Türkiye nin ŞİÖ
sürecini özetliyor. Nasıl mı Bir ara bunu da yazarız, ne de olsa Sayın
Bakan ın dediği üzere; Bu sadece bir başlangıç ...