BU köşede iki gün önceki, Kobani den Ankara ya başlıklı

yazımda ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Votel in Kobani ziyareti ve

buradaki görüşmelerinin ardından Ankara ya gelişine dikkat çekmiş, Rakka ya

yönelik saldırı öncesi temaslarda bulunduğunu belirtmiştim. Bununla da kalmayıp

Kobani ziyareti ile ABD nin sadece IŞİD e yönelik değil Suriye deki

operasyonlarda şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada PYD yi kara gücü olarak

kullanacağının ortaya çıktığına vurgu yapmıştım. Böyle bir birlikteliğin ortaya

çıkmasının tabii bir sonucu olarak Suriye nin geleceğinde PYD nin konumunun da

pazarlık masasına yatırılmış olabileceğini belirtmiş, IŞİD in merkezi

konumundaki Rakka ya yönelik ABD ve koalisyon güçlerinin havadan, PYD nin

karadan ortaklaşa harekâtında Türkiye nin nasıl bir rol üsteneceğini zamanın

göstereceğini, eğer böyle bir rol üstlenirse bunun dolaylı da olsa Türkiye ile

PYD nin aynı hedefe yönelik birlikte hareket etmelerinin sağlanmış olacağını yazmıştım.

Görünen o ki, üç gün önce, tahminimiz olarak dile getirdiğimiz husus bugün

gerçek olmuştur. Dünkü bir gazetede, Rakka nın kuzeyine bomba yağıyor.

İncirlik ten vuruyorlar başlığı altında verilen haber ABD li generalin Ankara

ziyaretinde ABD ve koalisyon güçleri ile PYD nin Rakka ya yönelik ortak

harekâtına Türkiye de İncirlik Üssü nü açarak katılmış oluyor. Bu noktada;

katılmasın mı Zaten daha önce de İncirlik Üssü ABD ve koalisyon güçlerine

çoktan açılmıştı denebilir. Doğrudur. Ancak, ABD li yetkililerin Suriye de

PYD yi kara gücü olarak gördüklerini resmen açıklamalarının ardından İncirlik

Üssü nün kullanılması Türkiye yi en azından son operasyonda PYD ile Türkiye yi

ortak hareket etme noktasına getirmiş olmaz mı Derdim kafa karıştırmak değil.

Yeni hükümetin kurulması heyecanı arasında ortaya çıkan fiili durumun toplum

tarafından bir değerlendirmesinin yapılması pek mümkün olmamıştır. Bir yandan

ısrarlı bir şekilde PYD nin PKK nın Suriye kolu olduğunu açıklayıp, arkasından

aynı operasyonda yan yana olmasa bile destek sağlanmasının makul bir izahı

yapılmalıdır.

Bu gelişmeler ABD ve Rusya tarafından yeni bir Suriye

anayasasının hazırlandığı, bu yeni anayasada Kürtlere kendi bölgelerinde

Kürtçeyi resmi dil olarak kullanma hakkının verildiği haberleri ile birlikte

düşünüldüğünde ABD li generalin önce Kobani sonra da Ankara ziyaretinin

ardından Rakka ya yönelik operasyonda İncirlik Üssü nün kullanılması

Türkiye nin baştan beri savunduğu tezlerinin fazla bir geçerliliği kalmadığını

göstermez mi

Gelen haberlere göre yeni Suriye Anayasası taslağının

âdem-i merkeziyetçi bir yapıyı öngördüğü ile Kürtlerin Kürtçeyi kendi

bölgelerinde(!) resmi dil olarak kullanabilmelerinin adı konmamış en hafif

nitelendirme ile özerklik ya da otonomi sözü verildiğini söylemek yanlış olmaz

sanıyorum. Kuzey Irak ta da benzeri bir yönetim oluşturulmuş, ardından da

Barzani ve adamları her fırsatta bağımsızlık ilanının zamanı geldiğini

kendilerine bu imkânı veren ABD den aldıkları cesaret ile seslendirip

duruyorlar. Yani, Suriye de Irak takine benzer bir taktik uygulanıyor ve

Irak tan sonra Suriye de adım adım parçalanıyor. Irak ve Suriye de önce otonom

sonra da bağımız birer Kürt devletinin oluşturulması bizim sorunumuz değil, bu

mesele Irak ve Suriye yi ilgilendirir, demek mümkün değil. Çünkü bu ülkeyi

yönetenler yıllardan beri PYD yi PKK nın Suriye uzantısı olarak gördüklerini

ilan ettiler. Gerçekte bu olduğuna göre ve özellikle de PYD ye ABD ve koalisyon

güçlerinin verdiği silahların önemli bir bölümünün PKK lı militanlara ulaştığı,

bu gerçeğin silahların sahipleri ABD tarafından da bilindiği, hatta itiraf

edildiği de düşünüldüğünde Irak ve Suriye nin arkasından sıranın Türkiye nin

parçalanmasına geleceğini düşünmek hayalci bir yaklaşım olmaz diye düşünüyorum.

Bu noktada eğer Suriye nin geleceğinin belirlenmesinde masada Türkiye de

olmayacaksa şimdiye kadar biz niçin Suriye deki çatışmaların yükünü omuzladık

sorusu akla gelir. Üç milyona yakın sığınmacıya kucak açmakla hem büyük bir yük

ve sorumluluğun altına girmiş olduk hem de sanki kendi bastığımız dalı kesme

noktasına gelmiş olmuyor muyuz

Kısacası artık adı ister ABD ister AB olsun bu Haçlılarla

ortak hareket etmekten şimdiye kadar hep zararlı çıktık, bundan sonra da öyle

olacağını artık görmek durumundayız.