Kimse yeni fitne kapıları açmaya niyetlenmesin!
Davutoğlu nun giderken söylediklerine baktığımızda en önemli cümlesi budur.
Partisini iyi biliyor. O partide milletvekili olmuştur, Dışişleri Bakanı olmuştur, Başbakan olmuştur.
Hitabı partidaşlarınadır. Muhatabı partisinin mensuplarıdır. İkazı, kendine yaklaşmasına müsaade etmediklerinedir özellikle.
Niyetlenmeleri aşamasında durdurmak istiyor onları. Zira o kapılar açıldığında artık çok geç olabilir herşey için. Davutoğlu bunu bilmez mi
Kimse yeni fitne kapıları açmaya niyetlenmesin!
Kimse diyor muhaliflerine.
Yol arkadaşlarım demiyor! Demekki partisindekilerin bir kısmıyla sıkıntısı vardı.
Altı kelimelik bu Davutoğlu cümlesindeki en yoğunlaşkırıcı kelime, özellikle seçilen kelime, yeni kelimesidir.
Açılmış fitne kapıları vardı, vurgusundan önce yeni kelimesini kullanması Davutoğlu nun, hesaplaşmaya varım meydan okuması olarak da algılanabilir.
Onları yakından tanıdığını, bildiğini, takip ettiğini anlatıyor ve öğretmen-talebe konumunu hatırlatarak hesabını sorarım, mesajını da veriyor.
Beni, bugünkü duruma, duruşuma bu partide açılmış fitne kapıları getirdi. Daha nereye götürebiliriz hesabındakiler ellerini yeni kapıların tokmaklarından çeksinler.
Niyetlerini Davutoğlu na belli edenler, ki azımsanmayacak sayıda oldukları kanaati var herkeste, kendilerine yazılan bu özel mektuptan sonra, açtıkları eski kapılarla yetinecekler mi Ya onlarda öyle kapıları açmaya doymamak rahatsızlığı varsa.
Bizim bu tesbitimize, iktidara çok yakın bilinen Sabah Gazetesi de katılmış, hem de birinci sayfasından başlayarak. (Bakınız 6 Mayıs 2016 Cuma tarihli Sabah Gazetesi)
Sabah Gazetesi nin sekiz sütuna doksan puntoluk harflerle attığı başlıkta, hangi kelime yok biliyor musunuz
Yeni kelimesi
O zaman ne olmuş oluyor Davutoğlu nun demek istedikleri Bir de böyle bakın.
Kimse fitne kapıları açmaya niyetlenmesin!
Yani hiç yokmuş da.. Hiç olmamış da..
Peki, ya devamında ne olmuş Sabah Gazetesi nin haberinin Başlık aynı kalmış ama, haberin duyurulduğu ve yana yazılan spotta mecburen kullanılmış yeni kelimesi
Yani yeni siz maksat hasıl olmuyormuş.
AKP YE BİR NEFER BULUNMUŞ
Onuru benim onurumdur
Ak Parti nin neferiyimdir gibi cümleleri Davutoğlu nun bilmeyiz yetecek mi, niyetçilerin, niyetlilerin icraata geçmesini engellemeye..
Kimki partimizden yolunu ayırmaya kalkarsa onun karşısında önce ben dururum cümlesi de, Davutoğlu nun sözünü ettiğimiz ünlü konuşmasından
Bu dahi bir özel mesaj olmalı.
Yollarını ayırmaya kalkmakla tehdit edenler mi vardı Durup dururken neden onların karşısında durmayı göze alıyor bir Davutoğlu Ben gidiyorum, herkes otursun oturduğu yerde, mi diyor yoksa
Çok güzel bir İzmir türkümüz vardır. Bir ben ölmeylen ordu bozulmaz diyordu kıdemli çavuşumuz.
Acabamız şudur bizim: Davutoğlu güç vurgusu mu yapıyor. Şunlar şunlar olabilirdi ama, gördüğünüz gibi ben izin vermiyorum filan.
Neden olmasın
Kimse Davutoğlu nun artık yalnız oturacağını söylemedi bize.
ARMUDUN A SI, BEKLENENİN B Sİ
Berlin, Budapeşte, Belgrad, Bosfor, Bağdat, Basra, Bombay
Derlerki, Osmanlı Devleti nin canlı ve diri olduğu günlerde, bir insan, adları B ile başlayan bu ünlü şehirlerden diğerine türkçe konuşarak giderdi.
Berlin den çık, Bombay a kadar.
Bakmayın siz bu 7B şehrinin bu anlatımını gölgelemek, yok etmek isteyen ittihaçı kalemşor artıklarının yazdıklarına. Onlar, Almanların demiryolu hayali, diyerek Türkçe nin gücünü kırmak istemişlerdir.
Alman ın Osmanlı karşısında kendisi ne idiki, hayali ne olacaktı
Kaybettirilmek istenen bu doğrumuzu şimdi biz burada niye yazdık Cevabımız hazır efendim.
Davutoğlu nun başbakanlığına son veren AKP nin kalemcileri, köşecileri, uçak yolcuları habire B yazıyorlar.
Üç B, ille de üç B.
İstedikleri, üç kişiden birini başbakan olarak görmek. Kimmiş bu AKP li ünlüler
Binali Yıldırım, Bekir Bozdağ, Berat Albayrak.
Osmanlı nın 7B günlerinden, AKP nin 3B günlerine işte böyle geldik. Haberiniz olsun, istedik.
Yetmezse bir fıkramızdan lojistik güç kullanalım.
İmam efendi kürsüde vaaz ediyor, sözü alfabeye getirmiş olmalı ki, I ve İ harflerinden vermiş misalini.
Adı I veya İ ile başlayan müslümanlar doğrudan cennete gidecek!
Ne güzel müjde değil mi
Cemaatten bir kalkar hemen ve döne döne oynamaya başlar: Biz üç kardaşız. Üçümüzde kurtulduk!
Vaiz sorar, herkesin merakını: Adınız ne sizlerin
İrecep, İrasim, Iramazan cevabı gelir müjde alan müslümandan.
AKP liler dertsiz insanlar, herşeyleri birbirine denk olduğundan, işte böyle günler yaşıyorlar.
HASAN SAKA ARANIYOR
Cumhurbaşkanı nın Davutoğlu tasarrufu, İsmet Paşa yı yeni çağrıştırdı bazı medyacılara. Halbuki güç kullanma yönünden çakıştıkları çok önceden görülmeliydi.
İsmet Paşa nın da vardı, o günlerin dergilerinden, gazetelerinden devşirdiği milletvekilleri. Onlarki çoğu, milletvekili olduktan sonra görürlerdi seçildikleri vilayetleri. Fakat ne gam. Görevleri, İsmet Paşa nın her ne yaptıysa, doğru yaptığnı yazmak, çizmek, anlatmaktı.
Şimdi Tayyip Erdoğan ınkiler savunmalarını yeni bir seçimle süslüyorlar. Seçime gideceklermiş, MHP ve HDP baraj altında kalacakmış, bunlara da gün doğacakmış.. Bu sayıları ile artık neyi yapamamışlarsa..
İşte bunlardan İsmet Paşa nın olanı, bir normal seçim zamanı varmış velinimetinin yanına.
Efendim demiş. Beni aday yaptığınız o vilayette, falanı listeye koymazsanız biz silme kazanabiliriz.
İsmet Paşa nın cevabı, farkını da gösteriyor. Borcunu, akıl vererek ödeyeceğini sanan o milletvekiline (Akbabacı Y.Z.O.) derki:
Bütün mebuslukları bizim almamızı mı istiyorsun sen.
Bir zamanlar medyacılarımızın nemalandıkları Barajlar Krallığı vardı ülkemizde. Bugün Baraj altında bırakanlar krallığına gidiyoruz.
GAZETELERİNDEN BELLİ OLUR BİR AKP İKTİDARI
AKP medyasının seviyesini bazan anlamakta zorlanıyor bu ülkenin insanları.
Bugün 6 Mayıs Cuma. AKP medyası hayırlı işler diler, der gibi başlık atmışlar.
Bugün Birlik vakti.
Davutoğlu gönderildiği için mi O varken ikilik vakti olmak mı yakışıyordu.
Ya yarın
***
İşte Ak parti farkı manşetini çekmiş biri de.
Nereden, neden farkı İlla bir farkı mı olmalı
Millet anlamıyor da bu fark dediğin her ne ise, sen mi anlatmaya görevlisin
Ya sen de anlamamışsan Ak partiyi de, farkını da Sonra ne olacak Milletin zararını kim tazmin edecek
Ümmet kazanacak da demişler yan başlıklarında.
AKP olmadığında ümmetin daha iyi kazandığını bu gazetecilere biri uçaklardan indiklerinde anlatsa bari.
Ne olacak da ümmet kazanacak
Madem öyle diyorsunuz, neden bu kazancı daha önce görmediniz, hesap etmediniz ve Davutoğlu na onca gündür tahammül ettiniz.
Birkaç kere görevden alınmış olsaydı, ümmet birkaç kere kazanmış olmaz mıydı
Binaenaleyh AKP işlerine ümmeti karıştırmak fevkalade yanlıştır, hatadır, ayıptır, günahtır.
Demirel olsaydı, böyle derdi.
***
Kriz tacirleri avucunu yaladı
Son AKP icraatının Akşam ında bu kelimeler yazılmış başlığa.
Kriz tacirleri varmış, onlara da ancak AKP avuç yalatırmış. Aman ne güzel icraat. Ama sakın üç ayda bir yapmaya kalkmayın bunu.
Kriz tacirleri her kim ise onların avuçları aşınmaz ama siz rantlı icraatlardan geri kalırsınız.
OLURSA OLUR SUYU, OLMAZSA DENİZ SUYU
İBB Kadir Topbaş yeni projelerini açıklamış. Çok heyecan verici bulmuşlar yakınındaki gazeteciler.
Deniz altında yürüme yolu yapacakmış.
Neden deniz altında
Deniz altını da mı ranta açacaklar Önce yürüme yolu, sonra siteler mi Yürüme yollarının yanlarına park alanları da olacak mı Yorulunca oturmak, dinlenmek isteriz.
Kara altından açmamalarının sebebi ne
Halbuki araba yolları, metro yolları açmışlardı. Yürüme yolu olunca, ortadan kaldırılmış mezarlıkların sakinleriyle karşılaşabiliriz korkusu mu var
İstanbul un kaldırımlarında, yollarında yürümek imkanı kalmadığının bir itirafıdır bu ranta açık hayaller.
Kaldırımları, sokakları ve caddeleri otopark yaparak asli işinden alıkoyan sayın Belediye Başkanı na neden hiç kimse otopark yaparsan, ölür müsün demiyor
Böyle Belediye Başkanlarına ragmen şehirlerimizde muhalefetin olmayışı ne kadar acıdır!
DELİKANLILIK YOK, PELİKANLILIK VAR
Davutoğlu nun hatalarını Pelikan Dosyası ile duyurmuşlar komuoyuna. Biz de ordan öğrendik. Zira ne biliriz saray ın yolunu.
İlk madde Davutoğlu na Hoca diyerek başlıyor. Asıl yanlışlık burada. Kendisi istememişse Davutoğlu nun, yağlamacılarını da engellemeliydi. Bana sakın Hoca demeyin, demeliydi.
Bu ülkede konu siyaset olunca Hoca dendi mi bir kişi gelir akla: Rahmetli Erbakan Hoca. Gayrısı yalandır, eksiktir, sahtedir.. Çok ünlü AKP linin Hoca dediği ve kameraları görünce ağladıkları o zatların zatlarını bugünlerde öte yakalarda güdüyorlar
Bir insanın üniversitede prof. olması, siyasette hoca olmasına yetmiyormuş. Hani sıfatlar çarpar denir ya.. İşte öyle bir şey.
Bir başka maddede diyorlarki: Reis e haber vermeden şeffaflık yasası çıkarmaya kalktı.
AKP milletvekillerine saygısızlık değilse, ne demektir bu Bir yasayı bir başbakan tek başına ve gizli olarak mı çıkarabilir
Yasa yazıcılara, oylamada el kaldıranlara ne denecek bu durumda Reis in bir yasadan haberi, önüne imzaya geldiğinde olmaz mı Meclis e geri iade diye bir kaide nereye konacak
Bir diğer madde de o zat meselesi.
Defterden silinmişti, itibar vermeye kalktı. Peki demiyor burda hiç kimse. Peki, o zat a o kadar sıfatı AKP içinde kim vermişti
Sizin istemediklerinize biz niye, hangi hatamızdan dolayı katlanalım. Davutoğlu nun orada bir terapi yapma hakkı yokmu AKP li olmayan diğer insanları korumak adına. Hem oların da başbakanı ise
Bahçeli yi alkışlamıştı, bazı gazeteci tahliyelerine sevinmişti, Akademisyenleri suçlamamıştı gibi imha maddelerinin üzerinde dahi durulmamalı. Bula bula bunları mı buldunuz gerekçe olarak, diye sormalı AKP li kalemşorlara. Standart başbakan ölçülerine kafanızdaki demokrasi tarifinden mi varılıyor, sorusu da eklenmeli.
Gelecek Program: AKBABALARIN SUÇ GÜNÜ