Zaman daima yenidir. Bir nehrin akışındaki gibi. Sular akar, zerreciklerin birbirine ulanmasıyla bir bütündür gene de. Sürekli yenilenir. Akan su damlası ya da kütlesi bir yenisidir. Art arda akıp gider. Zaman gibi, hayat gibi.

İnsan bu güzellikler içinde özgün ve seçkin bir varlık. Bütün nimetler ona adanmış sunulmuş. Zaman da mekân da, doğadaki her nesne ve durum da. İnsan bu varlık içinde bir varlık.

İnsan zamanın akışında, geceyi gündüzü, günü haftayı, ayı yılları devirir de gider. Bir zaman sonra yolun sonuna varır. Bu hayat biter bir başkası başlar.

Her sabah gözlerini açtığında yeni bir zamana ve hayata uyanır insan. Dün geçip gitmiş önünde yeni bir zaman akışı var. Dün kayıtlarda yerini almış, an ve gelecek kayda geçilmek üzeredir. İnsan da bu oluşun içindedir. Bütün yapıp ettiklerinin tamamı kayıt altındadır. Gelecekte de olacak.

Geçen ve gelecek zaman içinde insan insanın muhatabı. Ailede, sokakta, ilişkilerde hemen her alanda.

İnsan, insan olma bilincinde ve erdeminde iken hayatın ve yaşananların anlamı, değeri farklı olur.

İnsan, sevgisiyle, aşkıyla, öfkesi ve nefretiyle, hırsı ve tutkusuyla, arzu ve iradesiyle çok yönlü bir varlık. İnsanın davranış biçimleri hayatın en kritik zamanlarda belli olur, yansır. İnsanın en gerilimli olduğu dönemleri olur mutlaka. Bunu oluşturan durumlar, olaylar, eylemler eksiksizdir, insan istese de istemese de yüzleşir ve yaşar. Bunların içinde kendini ayarlayabilen, soğukkanlı ve sabırlı olabilenler hayata daha çok anlam kazandırır. Kendi hayatını anlamlandırır öncelikle. Öfkenin bir ayarı yoktur, nefretin ise hiç olmaz. Cinayetler büyük kavga ve savaşların başlıca nedenidir.

Gerilimli geçen zamanların ardından insanın kendini toparlaması için bir zaman gerekir. Peygamberimizin güzel önerilerinden biri mealen: “Böyle zamanlarda bulunduğun yerde çömelin, oturun ve sakinleşin” buyurur.

Birikmiş öfke ve kinin etkileri kimi zaman uzun sürer, genellikle felâketlere neden olur. Sabırlı, dirayetli insanlar ise içindekilerini bastırır, öfkelerini dindirirler. Müslümanların kimi temel hayat anlayışları var. Bunlar geleneksel de olsa güzeldir. Müslümanlar üç günden fazla küs durmazlar. Bayramlar ise barış ve sevgi zamanlarıdır. Hayatın bütün zamanlarını bayramlara dönüştürmek insanın elinde. Bunun tersi de.

Niyetler hayrolsun her şeyden önce. Zamanı gelince, niyetlerin sahihliğine göre güzel sonuçlar elde edilir. İbadetler ve hayata ilişkin bütün adımlar bir niyet ile olunca değer kazanır. Sıradanlığın ötesinde bir durumdur bu.

Şu yeni güne başlarken sabırla ve dirençle, kararlılık ile atılacak adımlar önemlidir. Hele şu zamanda. İnsan bütün yönleriyle gerilimli. Gerilim tellerinin en duyarlı yer ve anında. İnsanlar birbirlerinin kusurlarını, yanlışlarını, hatalarını gözlemler, izler yada kendini buna adarsa iyi ve güzel olanlarını göremezler. Kusurlara ayarlı gözler yanlışa göre kendini kurgular. Değerlendirmelerini böyle yapar. Bu da sağlıklı sonuçlar getirmez.

Toplumsal öfkelerin önünü almak çok güç. Anlık bir kıvılcım, bir patlama büyük yıkımlar getirir. Siyasal tarihimiz bunlarla dolu. Savaşlar çıkarmaya niyetlenenler böyle zamanları iyi değerlendirirler ve hatta koşullarını hazırlarlar.

İnsanın kurtuluşu savaşlarda değil, güzel tebliğlerde, öğütlerde, yaşama örneklerinde gizli. Kimsenin ne cenneti ne cehennemi oluruz. Öncelikle kendimizi korumakla yükümlüyüz. Örneklik de burada kendini gösterir. Başkasına iyi ve güzel örnek olmayanlar hayatta hiçbir şey beklemesinler. Adil olmayandan adalet beklemek, doymak bilmeyenden şefkat beklemek, hırsının kölesi olanlardan iyilik beklemek yersiz. Boş bir beklenti ve hayal. Sevgi kapılarını kapatanlar, gurur ve kibir yapanlardan uzak durmak en iyisi.