ADAMIN adını yanlış harflerle yazmış olabilirim. Ne fark eder ki, malum Portekizli futbolcu menajerinden söz ettikten sonra. Bu adam, Demirören başkanlığındaki Beşiktaş’ı gırtlağına kadar borca sokmuştu. Hatta öylesine ki, sadece kendisine Beşiktaş’ın 10 milyon avrodan çok borcu oluşmuştu.

Peki, bu Mendes denen menajer bu büyük borcun altına Beşiktaş’a kimleri getirdiği için sokmuştu Portekiz Milli Takımı’nın iki büyük yıldızı gelmişti Türkiye’ye... Bunlardan biri Quaresma diğeri de Simao idi... İkisi de sadece Portekiz Milli Takımı’nın oyuncuları değil aynı zamanda Avrupa’nın en ünlü futbol firmalarında oynamış isimlerdi. Ayrıca hiç ayık gezmeyen ünlü Real Madrid kaptanı Guti de bu zat tarafından takıma alınmıştı, pardon İstanbul gecelerine... Ve Beşiktaş hâlâ Demirören’e olan 110 milyon avro ve bu Mendes’e sanırım hâlâ kalan 5 milyon avro borç yüzünden sıkıntılar çekmektedir. Hatta UEFA’lık bile olmuş, transfer yapması da bazı koşullara mahkûm edilmişti. Pardon unuttum; bir sene de Avrupa Kupası oynamaktan men edilmişti.

Bu iki paragrafı neden mi yazdım. Durup dururken değil... Bakın açayım. Fenerbahçe bugün Portekizli bir teknik adam getirdi. Üstüne de İtalya’da bile çok kişinin tanımadığı aslında işi menajerlik olan bir de sportif direktör koydu. Ve de en son geçen gün o Portekiz liginden bir Brezilyalı kaleci, ki, her şeyleriyle aynı ülke sayılırlar, bir de yine o ligden Senegalli stoper alındı. Yine Portekizli Nani’nin işi de bitti. Pazar günü gelip sağlık kontrolünden geçip sözleşme imzalayacakmış. Kjaer mi O başkasının işi. O kadar da olacak... Adam Sow’dan tutun da neler getirmedi ki düne kadar. Neyse, şimdi de sırada Van Persie varmış. Hollandalı diyormuş ki, yaşım daha çok genç, bir veya iki sezon sonra olsun da dermiş.

Neyse... Meselenin en önemli yerlerinden biri neresi mi Şurası: Fenerbahçe’de bugün, eskilerden, kiradan dönenlerden ve Dereağzı’nda uzun süre tatil yapanlardan toplam 14 futbolcu bulunuyor. Yani bunlardan birini elden çıkartamazsanız bir oyuncu dahi alamazsınız. Sayalım mı Ba, Fabiano, Alves, Kjaer, Meireles, Ribas, Fernandao, Holmen, Sow, Krasiç, Stoch, Emenike, Nani ve Cadlec... Yani mi Volkan başta olmak üzere ne kadar eski varsa, şimdilik Topal hariç, herkes kulübeye... Hatta Gökhan, belki de Caner bile... Ya da tribüne, ya da evde ekran karşısına... Ne yenilenme değil mi

Peki, kabahatli Fenerbahçe mi Asla! Ülke futboluna çağ atlatacağını sanan Demirören ve sadık elemanı Fatih Terim... 5+3’ün yerine, 14’ü birden sahada, ama 11’i içerde, 3’ü dışarıda kuralını getirirken aslında ülke futbolunun ayağına sıkmışlardır. Üstüne üstlük, sanki topraklarımızdan petrol fışkırıyor gibi Avrupa’nın her köşesine avro saçmışızdır. Sadece Fenerbahçe mi Hayır! Çok kulüp var sırada bizi döviz sıkıntısına sokacak. Daha geçen gün İlhan Cavcav da beş kişilik bir fotoğraf vermişti. Ya Antalyaspor Emeklilerin cenneti olma yolunda... Asıl şaştığım, Türkiye Futbol Direktörü’nün yarınlarda milli takıma oyuncu nasıl bulacağıdır.

Bir başka mesele de Fenerbahçe’nin bu kadar parayı nereden bulduğudur Herkes bunu soruyor. Çünkü Aziz Bey daha geçenlerde kongrede, “Borcumuz 400 milyon dolar kadar. Ben de devre arasında 50 milyon avro harcar ve şampiyon olurdum. Ama o zaman kulüp de batardı” demedi mi Vallahi de, billahi de kendi sesi ve kendi görüntüsünden... Peki, şimdi kaynak mı Eh, bazen gökyüzünden, yani yukarıdan her zaman yağmur, kar yağmaz... Bazen de para yağarmış.