Ülke siyasetinde uzun bir süredir yaşanmakta olan süreçler tartışma konusu oluyor.
Kimileri buna barış süreci diyor.
Kimileri ise çözüm süreci!
Aslında yaşanan sürecin doğru adı “çöküş süreci” olsa gerek!
Kim mi çöküyor?
Ya da ne mi çöküyor?
El cevap bölgemizde bağımsız bir devlet kurma hayali ile yanıp tutuşanlar çöküyor!
Onların barış ve demokrasi yanlısıymış gibi sergiledikleri tavırlar çöküyor!
Bölgemizde İsrail ile birlikte iki süper güç olacaklarını ve bölgeye yeniden şekil vereceklerini sananların ham hayalleri çöküyor.
Kısa bir süre önce televizyon ekranlarında “bölgenin yeni süper gücü artık biz olacağız” diye ahkâm kesenler bugün ekranlarda çöküşlerine ağıtlar yakıyorlar.
Dün on binlerce kişilik iyi eğitilmiş ordulardan bahsedenler bugün çil yavrusu gibi dağılan ordularından söz ediyorlar.
Hem binlerce yıldır devlet kuramadıklarını söylüyorlar hem de bugün devlet kurmamızın önüne geçiliyor diye ağlaşıyorlar.
Evet, bölgemizde bağımsız bir devlet kurma hayali çöküyor.
Bu hayale uzaktan yakından destek verenler çöküyor.
İzledikleri politikaların çöktüğünü bir türlü kabullenemeyenler, yaşadıkları süreci barış süreci gibi çözüm süreci gibi yapay tanımlamalar ile anlatmaya çalışıyorlar.
Hem silah bırakıyorlar!
Hem örgütlerini feshettiklerini ilan ediyorlar!
Hem de hâlâ birtakım şartlar koşmaya çabalıyorlar.
Meğer teslim olduk demek ne kadar zormuş!
Çöküş sürecinin en önemli yanı ise kendi mahallerinde bir hayli itibar kaybetmiş olmaları!
Çöküş sürecinin önde gelen isimleri bu mahallelerde şimdi birer hain olarak tanıtılıyor.
Bölge insanını yıllardır terörün pençesinde kıvrandıranların şimdi çözüm süreci diyerek kenara çekilmeleri ve çöküş sürecini gizlemeye çabalamaları gözlerden kaçmıyor.
Sanırız bugüne kadar bölgemizde yaşananlar bundan sonra sadece o mahalle sakinleri arasında yaşanmaya başlayacak.
O mahallenin sakinleri yıllardır çekmiş oldukları sıkıntıların hesabını sormak için fırsat kolluyorlar.
Zira on binlerce örgüt içi infazdan söz ediliyor.