“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.” (Hadîd- 20)

PERŞEMBE

“Nesinden tutsam dünyanın kopmuş gidiyor

Güzel gün görmeye canım vadem yetmiyor

Yandım yetmiyor

Bahçeler içinde canım ezerler narı

Sen o nardan dinle ah ile zarı

Ah ile zarı (…)

Yağmur yağar gül üstüne

Evvel benim gel üstüme

Ahirim varmış fikrim yok” (Hüsnü Arkan)

Özne olma iradesini kaybettiğimizde, değiştirme kabiliyetimizi kaybediyoruz. Ne kendimizi ne toplumu ne hayatı onarma, yeniden bir inşa imkânı da ortadan kalkıyor.  Bencillikler, keyfilikler, ihtiraslar, ucuz karşıtlıklarla, milliyetçi-mezhepçi bağnazlıklar ile yol yürüme kabiliyeti ortadan kaldırılıyor.

İnsani bütünlüğü kaybettiğimiz için zihinsel, ruhsal olarak parçalanıp bilgiden, iradeden, bilinçten yoksun yaklaşımların bir harekete ivme kazandırmaktan çok uzak düştüğü gerçeğini önümüze koymamız gerekiyor. Ahlaktan bağımsız sadece sloganik bir bilinçle hiçbir hareket hedeflerine varamaz. Böylesi bir bilinç dışı tutumların bir medeniyet perspektifi, umudu ortaya çıkmayacaktır.

CUMA

Adalet nerede?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hafta içi 28 Şubatçı generaller için af yetkisini kullandı ve araya da Malatya’da Saadet Partili sandık müşahitlerini katleden Hacı Sülük, “sürekli hastalık ve kocama hâli kapsamında” Cumhurbaşkanlığı kararıyla affedildi.

Çoluk çocuğu yetim bırakmış, siyasi bir katili affederek kamuoyunun vicdanını tahrip etti. Birçok yaşlı ve hastalıklı mahkûm cezalarını çekmeye devam ederken AKP’li bir katil, cani ödüllendirilmiştir. Bu dünyanın adaleti işlemese de mahşer var.

*

Balıkesir'in Karesi ilçesinde zincir restoranda motokurye olarak çalışan üniversite öğrencisi Ata Emre Akman (20) 25 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Katil E.Ö.  (17) altı defa çeşitli suçlardan ceza almış ama her defasında salıverilmiş, ıslah edilmemiş. Bir çocuğu bile koruyamayan bir sistem neye yarar ki? Her gün bir ailenin ocağına böyle bir ateş düşüyor. İzliyor, üzülüyor ve kapatıyoruz. Sanki suç, suçlu artık normalleşiyor. Her şeyden kolay bir hale geliyor. Yazık ki bir “anne”nin şu isyanı “oğlum 11 ülke gezdi ama kendi ülkemizde çocuğumuzun başına bu vahşet geldi” ne kadar yaralayıcı ne kadar tedirgin edici.

*

Bu hafta mahkemelerden çıkan birçok kararın üzerinde siyasetin gölgesi duruyor.  Ekonomiden sosyal hayata her şeyi etkileyen bu kararlar hukukun normal işleyişi içerisinde yer alsa belki bu kadar sarsıcı olmayacaktı ama birileri Türkiye’yi belli bir fasit dairenin içerisinde tutma konusunda oldukça hevesli görünüyor. Yargının siyasallaşması ülkenin önündeki imkânları heba manasına geliyor.  Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacı var ve bu konuda bilek güreşi yapmak ülkenin lehine olmadığı aşikâr bir durumdur. Böylesi zamanlarda ne desen boş ne yapsan zor. Haliyle yaşamak zor.  Hoşça bakın zatınıza…