Hanımlar, babaların çocuğun eğitimine yeterince
katılamadığından yakınırlar. Babalar ise çalışmaktan bitap düştüklerini ve
çocuğa ayıracak vakitlerinin kalmadığını ifade eder ve işin içinden çıkarlar.
Elbette her anne gibi her baba da çocuğunu canından çok sever ve onun iyiliğini
ister. Peki, sorun nereden kaynaklanıyor Erkeklerimizin zihninde öğrenilmiş
bir baba figürü var. Buna göre baba, sevgisini göstermez, evinde eşine yardımcı
olmaz, çocukların eğitimi ile ilgilenmez, aile fertleri ile bir araya gelip
sohbet etmez. Baba sert bir mizaca sahiptir, çocuklarla yüz göz olduğunda
ağırlığını kaybedebilir. Çocuklar baba geldiğinde odalarına kaçmalı, bir konuda
fikir beyan etmekten kaçınmalıdırlar. Bugün bu özelliklerin büyük bir kısmı
raflara kaldırılsa da kalıntılar hâlâ varlığını sürdürüyor. O yüzden babalar
çocukların eğitimini anneye devrediyor ve sorumluluk almıyorlar.
Babalar öncelikle geçmişten devraldıkları bu
saplantılardan kurtulmalı ve çocuğun eğitiminde anneye destek vermelidirler.
Fakat bunu hatırlattığınızda nedense hep vakit bulamadıklarından yakınıyorlar.
Sabahın erken saatinde iş için yola çıkan baba, akşam
yorgun argın eve geliyor, çocuklarına selam dahi vermeden televizyonun başına
geçiyor, filmini seyredip karnını doyurduktan sonra da uykuya dalıyor. Çocuğun
eğitimine vakit bulamayan baba dizilerinden hiç ödün vermiyor. Baba, arkadaş
ziyaretleri yapıyor, iş toplantılarına katılıyor, tatil yapıyor, alış veriş
yapıyor, baba bütün bunlara vakit bulabiliyor. Fakat iş çocuğun eğitimine
gelince onlarca mazeret üretiyor.
Çocuğun dünyasında babanın apayrı bir yeri vardır.
Babayla arasında sağlıklı bir güven ilişkisi sağlayan çocuk, kendini daha
huzurlu ve mutlu hisseder. Babayı yanında hissetmeyen, onun desteğine
ulaşamayan, sevgisini tanımayan çocuklar ise, hayatın içinde silik ve çelimsiz
kalırlar. Bu sorun ileriki yaşlarda telefi edilebilecek bir şey de değildir.
Bunun için, babanın eğitime aktif katılımı, çocukla yakından ilgilenmesi, ona
sevgi ve güven vermesi önemlidir.