Gezi parkı olaylarında dezenformasyon ve bilgi kirliliği

boyutu tavan yapan sosyal medya ile ilgili önümüzdeki dönemde yeni düzenlemeler

yapılması söz konusuymuş. İlgili yetkililer, Sosyal medyanın kısıtlanması veya

kaldırılması söz konusu değil diye açıklamalar yaparken, sosyal medyada tükenmişliğin

hâkim olduğu bir beklenti hâkim durumda. Sosyal Medya Gerçeği başlıklı

yazımızda ifade ettiğimiz gibi, iletişim çağının getirdiği medya düzlemi,

elinizde tuttuğunuz cep telefonundan bile kitleleri peşinden

sürükleyebileceğiniz, atacağınız bir tweet veya paylaşacağınız bir haberle,

insanların zihinlerinde derin fay hatları oluşturabileceğiniz bir enformasyon

atmosferini beraberinde getiriyor. Hiçbir kanuni yaptırımın söz konusu olmadığı

bu atmosferde, kötü niyetli ve art niyetli birçok insan, başka başka

kaynaklardan devşirdiği fotoğrafların altına yeni haberleri giydirerek,

kitleleri etkilemeye, hatta onları ateşlemeye çabalıyor. Sosyal medyanın

kısıtlanması, kaldırılması, kesintiye uğratılması elbette düşünülemez Bu bir

demokratik hak olarak kabul edilmelidir. Ama, sosyal medyayı kendi amaçları ve

çıkarları için kullanan, oluşturdukları kirlilik bataklığında dezenformasyon

harekatıyla zihinleri dönüştürmeye, kendi arzuladıkları bir dünya görüşü

çerçevesinde insanları biçimlemeye, kendi isyan kültürlerine ve kalkışmalarına

rıza üretmeye çalışanlara karşı da bir hukuksal zeminin kurgulanması

gerekmektedir.

Yaptıkları yalan haberlerle, kendi fikrinden olmayanları

suçlamaya ve topluma kendi meşreplerince biçim vermeye kalkışan medya

organları, aslında bu kurgusal zeminin asıl sorumluları olarak kabul

edilmelidir. Yıllarca Yalancı Çoban misali haberler üreten, masa başlarında

uydurdukları haberlerle zihinlerimizi dejenere etmeye çalışan, izinde olan

başörtülü hastane görevlisine bile Tesettür faciası başlığıyla kuyruklu

yalanlar ortaya koyanların Medya duayeni olarak geçindiği, el üzerinde

tutulduğu, kendilerine türlü payeler verildiği bu ülkede, sosyal medyada da

türlü yalanların kaos ortamı oluşturmasına da şaşırmamak gerekir.

Bu ülkede, medya duayenlerinin kumaşı buysa, onların

izinden giden ve kendi meşreplerince toplumu dizayn etmeye çalışanların da

sosyal medyada, Arap Baharı ndan aldıkları yaralı çocuk fotoğrafının altına

Polis Şiddeti yazarak zihinleri bulandırmaya çalışmalarını da doğru şekilde

okumak gerekir. Sosyal medyanın zeminini doğru kurgulamazsanız, yarın bir gün

çok daha büyük faciaların önüne geçmek için fırsatı kaçırmış olacaksınız. Bunu

ya bugün yapacaksınız, ya da yarın meydana gelebilecek türlü entrikalara,

siyasi zeminlere, sosyal facialara prim tanıyan yapınızla, en büyük sorumlu

olarak tarihe geçeceksiniz.

Yıllarca, Yalan haber üretenlere hukuksal düzlemde

doğru dürüst cezalar kesilmediği için, medya mensupları inanılmaz, güvenilmez

ve yalancı olarak, hem de toptan şekilde anılmaya başlandı. Bir kuşağın siyasi

beklentileri, toplumsal yaşama arzuları, din ve vicdan noktasında yaşamak

istedikleri tüm hürriyetler, militarist iradeyi kutsayan, laiklik kavramını

eğip bükerek kendilerine farklı yaşam alanları oluşturan medya zihniyetince

iğdiş edildi.

Hâkim paradigmanın borazanı olan medya, sadece ve sadece

kendisine yeni yaşam alanları oluşturmak için, toplumsal tüm taleplere

kulaklarını tıkadı. Bunun için Yalancı Çoban olmayı bile göze aldı Bugün,

sosyal medyanın da bulunduğu nokta tam burasıdır Eğer, bu toplumun genetik

kodlarına müdahale eden yalancı çobanların saltanatlarına son verilmezse,

dipsiz bir uçuruma doğru hızla yuvarlanacağız.