Yani demek istedim ki, bu Moody’s nedir, ne değildir? Ne diye bizim piyasamızla ilgileniyor, bize not veriyor, kafasına göre raporlar hazırlayıp, dünyaya bizi jurnalliyor, neden?

Dünyada, bu kredi derecelendirme kuruluşları bir tane değil… Moody’s var, Standard&Poor’s var, FitchRatings var… İrili ufaklı, etkili etkisiz başka kuruluşlarda var dünya zemininde.

Bunların bir kısmı İngiltere’de, bir kısmı Amerika’da.

Ne iş yaparlar, kime çalışırlar, kimin dümen suyuna giderler? Siyasi mi bakarlar, ekonomik mi? Değerlendirmeleri gerçekten objektif mi? Yanlı mıdırlar, yansız mıdırlar?

Niye böylesi bir yazıya girdim peki? Moody’s denilen derecelendirme kuruluşu, bizim ülkenin notunu düşürdü.

Halkın anlayacağı dille, zayıf verdi bize. Durağan olan halimizi, negatife çevirdi… Güvensiz ülkeler sıralamasına itti bizi.

İddiası şu: Türkiye Olağanüstü Hal ile yönetiliyor… Demokratik alan daraltılıyor. Ekonomik göstergeler, cari acık, eldeki döviz, ekonominin önündeki engeller, Türkiye’nin istikbalini bulanıklaştırıyor.

Kısaca böyle söyledi.

Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen… Ülkemizle ilgili düşünceleri olanlara dedi ki, burası huzurlu ve yatırım açısından, demokrasi açısından güvenirli değil.

Bu derecelendirme kuruluşları hakikaten bağımsızlar mı?

Elbette, doğru tespitleri olabilir… Elbet, kimi sözlerinin karşılığı olabilir, lakin yansız olmadıkları, bir yerlerle ilişkili oldukları rahatlıkla söylenebilir. Yok, efendim, sen yanlış düşünüyorsun, onlar 1860, 1913 yılından bu yana, hep görevlerini yaparlar, kimseye kıyak geçmezler, kimseyi de zemmetmezler, diyeceklere, hadi oradan diyorum.

İçerde, hâlâ OHAL yönetiminin sürdürülmesini eleştirebiliriz. Kimi uygulamaları, adaletsizlikleri, çarpıklıkları dile getirebiliriz… Lakin tam dışarıda terörle mücadele devam ederken, kimi derecelendirme kuruluşlarının karne dağıtması, kafalarına göre not ayarlamasına gitmesi, resmi bir tarafı olmasa da, insanın midesini bulandırıyor.

Efendim, bu kuruluşlar, para merkezlerine, güç sahiplerine, yatırımcılara, uluslar arası düzeyde hizmet verirler… İnsanlar, bunlara bakarak yön bulur, yatırım alanları tercih ederler... Ne var bunda? Diyen çıkabilir.

İşin bu denli masum olduğu, sadece ekonomik göstergelerden ibaret olduğu söylenemez.

Aslında, dışardan gazel okuyanlara değil de, biz inancımız gereği, insanlığımızın gereği, Müslümanlığımızın gereği olarak, öylesine örnek bir yönetim göstermeliyiz ki, dünya bizi parmakla göstermeli.

Adaletli, vicdanlı… Geliri eşit dağıtan… İnanlar arasında ayrım yamayan… İnsanı temel kabul eden, insani değerleri yücelten... İnsanı paranın emrine değil, parayı insanın emrine veren bir anlayışla ülkeyi idare edersek, inanın, bugün bir yerlerden emir alanların çamuru bile fayda etmeyecek onlara.

Moody’s’ın not düşürmesine kızmak kadar, gösterdiğimiz yönetimle, idari biçimle, numune-i imtisal hâl ile onlara şamar vurabiliriz. Bu yöntemi de göz ardı etmemeliyiz.