Bismillâhirrahmânirrrahîm!

Bugüne kadar pek çok fetih kutlamasına katıldık; bundan sonra da katılırız. Fetih neslini yetiştirme zamanının geldiğini düşünüyorum. Kur’an’da Fetih Suresi var. Fetih, insanlık için büyük bir güvencedir. Çünkü, insanı merkeze alıyor; engin bir insan sevgisi kazandırıyor. Fetihle insana duyulan şefkat ve merhamet insanı yaşatmayı esas alır. Fedakârlığı zirveye taşır.

Fetih; yapar, imar ve ihya eder, canı güvenceye alır, diriltir. Sivil halk, kadın ve yaşlılarla savaşmaya izin vermez. Zalimlerin şerrini yok etmeyi amaçlar. Bunun zıddı işgaldir. Yakar, yıkar, öldürür, katliam ve soykırım yapar. İnsanî ve vicdanî duyguları köreltir. Kan, kin, intikam ve nefret duyguları aşılar. Göz, dünyalık ve çıkardan başka bir şeyi görmez olur. Mekke’de Allah Rasülü’nün (S.A.V.), Kudüs’te Selâhattin Eyyûbî’nin yaptığı fetihtir. Kudüs’te Kral 1. Richard’ın, Filistin’de İsrail’in yaptığı işgaldir. 

Fetih lâzım bize! İstanbul surlarındaki Fatih gibi! Fetih erleri lâzım! Bayrağı burçlara dikmeyi azmetmiş Ulubatlı Hasan gibi. Ulubatlı, tam bir fetih eriydi. İnanmış, hedefe kilitlenmiş, kendini İslâm’a adamıştı. Zafer komutanın zihninde kazanılırdı. Bugün, önce zihinler işgalden kurtarılmalıdır. Fetih eri, yalnız Allah’ı razı etmeye, hoşnutluğunu kazanmaya çalışır.

Fetih eri, İslâm’ın kavramlarıyla konuşur; İslâm’ın ölçülerini esas alır; Batılılara uymaz. Hedefini gözetir. İslâm’ın belirlediği hedefe ulaşır; Batı’nın ölçülerini kullanan ise Batılıların belirlediği hedefe! Fetih, berrak ve net düşüncedir.

FETİH HAZIRLIKLARI

FETİH aşk ve heyecanıyla yanan 2. Mehmet ciddi hazırlıklar yaptı. Fethin önündeki engelleri kaldırdı. İstanbul, o güne kadar 28 kez kuşatılmış; alınamamıştı. Bu gerçek bazı komutanları umutsuzlandırıyordu; askeri boşuna kırdırmayalım, söylemleri yükseldi. 2. Mehmet ümidini kaybetmedi. Hep, “Ya ben İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni!” kararlılığında oldu.

Önce Balkanlar ve Anadolu’da birliği sağladı. Yeniçeri ocağını düzene koydu. Boğaz’ı kontrolünde tutabilmek için Rumelihisarı’nı yaptırdı. Fethi gerçekleştirebilmek için şehir hem karadan hem de denizden kuşatılmalıydı. Deniz kuşatmasını sağlayacak gemileri Dolmabahçe sırtlarının gerisindeki boş arazide yaptırdı. Onları ziftler üzerinden kaydırarak Haliç’e indirdi.

Asker ve halkına “fetih aşk ve heyecanı” kazandırdı. Bu konuda devrinin önde gelen hocalarından faydalandı. 2. Mehmet’te fetih sevdasının oluşmasında Molla Güranî’nin, fetih stratejisi konusunda Akşemsettin’in rolü büyüktür. Hızır Bey, Molla Hüsrev; Molla Yegan, Hocazade Muslihittin gibi hocalar asker ve halka fetih heyecanı kazandırdılar.

Akşemsettin 2. Mehmet’e şöyle demişti: “Şartlara teslim olma! Sen şartlara teslim olmazsan, bir gün şartlar değişir sana teslim olur. Unutma ki, dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üstünden geçer.” İman ve kararlılık İstanbul’un fethinin yolunu açtı. Geçit vermez denilen surlar yıkıldı. Köhne Bizans’ın egemenliğine son verildi. Osmanlı “Devlet-i Âliyye - Büyük Devlet” haline geldi. İlim, irfan, sanat ve estetiğiyle “İslâmbol” kimliği kazandı.

FETİH ERLERİ GEREK

İSTANBUL’UN Fethi’nde manevi rehber Akşemsettin, Komutan Fatih Sultan Mehmet, askeri de Ulubatlı Hasan sembolize eder. “Baş başa bağlı!..” esasından ayrılmayan inanmış ve hedefine kilitlenmiş bir ordu! Sağlam tuğlalar misali birbiriyle kenetlenmiş orduyu hangi beşerî güç yenebilir? Bu topluluk, “İman varsa, imkân vardır” diyerek tüm engelleri aşmasını bilir.

İlim, önümüzü aydınlatan ışıktır. Bilgi büyük güçtür. Plan, program, disiplin bilgiyle sağlanır. Fetih erleri ne yaptığını bilen insanlardır. Selâhattin Eyyûbî hükümdar olduğunda Kudüs işgal altındaydı. Hemen Kudüs’ü kuşatmadı. Seferi erteledi. Emrindeki 300 bin kişilik güçlü ordu ve halkı için okuma yazma, ilim öğrenme seferberliği başlattı. Okumayanın canını okurlardı. Şuurlu, öğrenimli insanlarla Kudüs’ü fethetti. Bir ömür “öğrenme eylemi”ni bırakamayız.

Bugün önümüzde şanlı Gazze direnişi, Filistin cihadı var. 76 yıldır toprakları işgal altında bulunan mazlum bir topluluk! Ülkelerini işgalden kurtarıp özgürleştirmek için direniyorlar. Kudüs, Mescid-i Aksa gibi kutsal mekânlar bu topraklarda! Sekiz aydır kanları, canları pahasına efsanevî bir direniş ortaya koydular. Ülkelerini terk etmediler. Terörist İsrail’i yendiler. İşbirlikçilerinin itibarını yok ettiler.

Fetih anlayışı gerek bize! Zulüm yerine adalet hâkim olmalıdır. Katiller değil; mazlum ve masumlar kazanmalıdır. Toprak ele geçirmek değil; gönülleri fethetmek gerek! İşgal, vahşiliğin; fetihse insana değer vermenin sembolüdür! İstanbul’un fethinin 571. yılı hayırlara vesile olsun!