Felaket tellallığı yapmayı hiç sevmiyorum ama süreklilik kazanan bazı olaylar insanı ürkütüyor, ister istemez ilgilileri uyarma ihtiyacı doğruyor. Dünkü yazımda adeta salgın halini alan cinayetlere dikkat çekmiştim. Bugün ise Emniyet güçlerinin yaptığı operasyonlarda her gün yüzlerce, hatta binlerce kilo uyuşturucunun yakalanıyor olması, ister istemez ülkemizin uyuşturucu üssü haline getirilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor. Olayın çok daha dehşet verici yanı ise zaman zaman ilgililerin yaptığı açıklamalarda uyuşturucu kullanma yaşının 10’a indiği değerlendirmeleri oluyor. Çünkü gerçekten uyuşturucu kullanımı böylesine aşağı yaşlara inmiş ise ülkemiz tam bir felaket ile yüz yüze, bu işe bir de yerli yabancı mafyalar el atmış, mesele uluslararası boyut kazanmış ise ipin ucu kaçma noktasına gelmiş demektir.

Özellikle uluslararası çetelerin operasyonlar yapmaya başladığı noktasına gelmiş ise bu işten insanımızın çok canı yanacak demektir. Çünkü sokaklar yabancı çetelerin hesaplaşma alanına dönerken kırmızı bültenle aranan İsveçli mafya liderinin vatandaşlık alarak yerleştiği Türkiye’den çetesini yönettiği haberleri medyaya yansıyorsa, işin hafife alınacak bir yanının kalmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Buna bir de yasa dışı yollarla çeşitli ülkelerden ülkemize akın eden mülteciler eklenince çeteleşme olayının üzerine çok daha sıkı gidilmesinin gerektiği görülüyor. Hemen belirteyim ki son zamanlarda Emniyet güçleri hemen her gün operasyonlar yapıyor, her operasyonda çok miktarda uyuşturucu ve bu işin organizesini yapan suçlular yakalanıyor. Ancak görünen o ki, ülkemizde uyuşturucu kullanımında ciddi olarak bir gerileme göze çarpmıyor.

Özellikle uyuşturucu işine çetelerin el atması, işin boyutunu ister istemez genişletiyor. Çünkü devlet içinde birtakım noktalarla ilişki kurmaya başladıklarında gizli bilgilerin çetelerin eline göçmesi söz konusu olabiliyor. Bunun ötesinde binlerce kilo uyuşturucunun yakalandığı da düşünüldüğünde işin ciddi boyutlara ulaştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu arada ülkemizin Asya’dan Avrupa’ya uyuşturucu sevkiyatında köprü olarak kullanılmasının ötesine geçtiğini düşünmek de yanlış olmayacaktır. Çünkü ülkemizde eğer uyuşturucu kullanımı çocuklarımızın arasında yaygınlaşmaya başlamış ise Türkiye, uyuşturucu çetelerinin dağıtım alanı haline gelmiş ya da geliyor demektir. Bu ise gelecek nesillerimizin geleceğini karartacak bir durumdur.

Bu arada uyuşturucu operasyonlarının ülkemizin pek çok ilinde birden yapılıyor ve uyuşturucu yakalanıyor olduğuna göre ülkemizin uyuşturucu pazarı olma yolunda olduğu endişelerine son verecek acil adımların atılması şart görünüyor.

Çünkü bazen uzak ülkelerden denizyolu ile uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığı, bunun yanında kara yolunun da yaygın bir şekilde uyuşturucu dağıtımında kullanılıyor oluşu tehlikenin sandığımızdan daha ileri boyutlara ulaştığını göstermez mi? Bunun için ülkemizde uyuşturucuya yönelik operasyonlar hız kazanırken aynı zamanda kaçak sığınmacılar için ülkemizin cazibe merkezi haline gelmesinin önlenmesi gerekiyor. Çünkü toplumsal yapımızda karmaşa ortaya çıktıkça ülkemizin bir uyuşturucu geçiş alanı olmanın yanında uyuşturucu satış alanı haline gelmesi kolaylaşabilir. Özellikle de ülkemizde parayla vatandaşlık verilmesinin, uluslararası suçlular için Türkiye’yi güvenli liman haline getirdiği belirtiliyor. Bu bakımdan her parayı bastırana mülk satmak ve vatandaşlık vermenin daha kontrollü olması ve ciddi araştırmaya dayanır hale getirilmesi gerekiyor. Unutulmasın ki, ülkemizin geleceği gençlerimize emanet, onlar da çocukluk yaşlarında uyuşturucu bataklığına sürüklenecek olursa işlerin kontrol altına alınması zorlaşacaktır.